Gazze’de sağlık sistemini yeniden kurmak için çağrı

Gazze’de düzenlenen toplantıda sağlık sisteminin yeniden inşasının yalnızca hastanelerin onarılması ve tıbbi malzemelerin sağlanmasıyla sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, uzun vadeli bir iyileşme planı oluşturulması çağrısında bulundu.

NAGHAM KARAJEH

Filistin – Toplumsal Kalkınma ve Medya Merkezi (CDMC), bugün Gazze’de sağlık sisteminin yeniden inşasına ilişkin bir toplantı düzenledi. Oturumda, çöken sağlık sisteminin yeniden işler hale getirilmesi, sağlık kuruluşlarının ve burada çalışan personelin rehabilitasyonu, ön saflarda görev yapan çalışanlara psikolojik destek sağlanması ve Filistinli kadın gazetecilerin yeniden inşa sürecine ilişkin farkındalık ve savunuculuk çalışmalarına katılımı ele alındı.

Katılımcılar, sağlık sisteminin yeniden inşasının hastanelerin onarılması, ilaç ve tıbbi cihazların temin edilmesiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Sürecin; doktorların ve gazetecilerin ruhsal sağlığına özen gösterilmesini, savaş boyunca ağır baskı ve travmalara maruz kalan çalışanların desteklenmesini ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini güvence altına alacak uzun vadeli planların hazırlanmasını da kapsaması gerektiği belirtildi.

Bu tartışmalar, Gazze’de sağlık altyapısının büyük ölçüde tahrip edildiği bir dönemde gerçekleştirildi. Dünya Sağlık Örgütünün, İsrail güçlerinin kontrolündeki Filistin topraklarında 2025 yılında yürüttüğü çalışmalara ilişkin raporuna göre, Aralık 2025’in sonuna gelindiğinde Gazze’deki 36 hastanenin tamamı hasar görmüştü. Hastanelerin yalnızca yaklaşık yarısı kısmen hizmet verebilirken, birinci basamak sağlık merkezlerinin sadece yüzde 48’i faaliyet gösteriyordu.

Örgüt ayrıca Ekim 2023 ile Aralık 2025 arasında sağlık hizmetlerine yönelik 930’dan fazla saldırıyı belgeledi. Bu süreçte sağlık kuruluşları ciddi personel ve tıbbi malzeme sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı.

‘Ruh sağlığı iyileşme sürecinin bir parçası’

Oturumda söz alan Cüzur Vakfı Psikolojik Destek Programları Danışmanı Meysa el-Besyuni, ruh sağlığının fiziksel sağlıktan ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Meysa El-Besyuni, sağlık sisteminin yeniden inşasına yönelik iyileşme planlarında, özellikle dayanma sınırlarını aşan koşullarda çalışanların psikolojik ihtiyaçlarının öncelikli olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Doktorların, sağlık çalışanlarının ve gazetecilerin savaş sırasında olağanüstü koşullarla karşı karşıya kaldığını belirten Meysa el-Besyuni, sağlık çalışanlarının hastanelerde çok sayıda yaralı ve hastayla ilgilenirken, gazetecilerin ise sahada yaşananları ve bombardımanın yol açtığı yıkımı belgelemeye çalıştığını ifade etti.

Bu deneyimlerin çalışanlar üzerinde baskı, korku, kaygı ve travma gibi psikolojik etkiler bıraktığını kaydeden Meysa el-Besyuni, bazı çalışanların hedef alınma ve gözaltına alınma gibi durumlarla da karşılaştığını belirtti.

Meysa El-Besyuni, söz konusu gruplara özel psikolojik destek programları sunulması ve ihtiyaçlarının düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Psikolojik tepkilerin kişiden kişiye değiştiğini belirten Meysa el-Besyuni, insanların zorlu koşullara dayanabilmesinin, ağır görüntü ve travmatik deneyimlerden etkilenmedikleri anlamına gelmediğini söyledi.

‘Kadın gazeteciler yeniden inşanın ortağı’

Aktivist İnam Kıns da gazetecilerin sağlık sisteminin yeniden inşasına ilişkin tartışmalara katılmasının önemine dikkat çekti. Gazetecilerin rolünün yalnızca haber aktarmakla sınırlı olmadığını belirten İna Kıns, yeniden inşa sürecine ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, halkın ihtiyaçlarının ilgili kurumlara ulaştırılması ve önerilerin hazırlanmasına katkı sunulması gerektiğini ifade etti.

Medyanın, sağlık sisteminin yeniden ayağa kaldırılması için gerekli kaynakların sağlanması amacıyla bilgilendirme ve baskı kampanyaları yürütebileceğini belirten İna Kıns, geriye kalan sağlık kuruluşlarının ve bunların yeniden faaliyete geçirilme olanaklarının da gündeme taşınması gerektiğini söyledi.

İna Kıns, medya ve dijital medya platformları aracılığıyla kurulacak iletişimin, toplumun sağlık sisteminin ihtiyaçları konusunda bilgilendirilmesi ve yeniden inşa çalışmalarına toplumsal katılımın güçlendirilmesi açısından önemli bir araç olduğunu kaydetti. Böylece sağlık sisteminin yeniden inşasının kamuoyunun gündeminde tutulabileceğini belirtti.

Sağlık sisteminin yeniden inşası üç aşamada ele alınıyor

Gazeteci Mona Bekir ise savaş boyunca görev yapan kadın gazetecilerin sağlık sistemindeki çöküşü belgelediğini söyledi. Bu çalışmaların, prematüre bebeklerin durumunu, hastanelerin, röntgen cihazlarının ve ameliyathanelerin yıkımını, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliğini ortaya koyduğunu belirtti.

Mona Bekir, yeniden inşanın ilk aşamasında sahra hastaneleri ve gezici kliniklerin kurulması, ilaç ve tıbbi malzemelere erişimin sağlanması, yeniden çalıştırılabilecek sağlık kuruluşları ile personelin rehabilitasyonuna başlanması gerektiğini ifade etti.

İkinci aşamanın, su ve kanalizasyon şebekeleri dahil sağlık altyapısının yeniden inşasını ve hasar gören hastanelerle sağlık merkezlerinin onarılmasını kapsadığını dile getiren Mona Bekir, üçüncü aşamada ise sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

Bu aşamada gerekli finansmanın sağlanması, tıbbi cihaz ve ekipmanların yenilenmesi, hastanelerin kriz ve çatışma koşullarında hizmet vermeyi sürdürebilmesi ve yaşamını yitiren ya da göç etmek zorunda kalan çalışanların oluşturduğu açığı kapatmak üzere yeni sağlık personelinin yetiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Mona Bekir, rehabilitasyon çalışmalarının doktorların ve sağlık çalışanlarının maruz kaldığı psikolojik baskıların giderilmesini de içermesi gerektiğini belirterek, bunun çalışanların daha güvenli bir ortamda hizmet vermesine ve artan ihtiyaçlara yanıt verebilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

‘Yeniden inşa, binaların ötesine geçmeli’

Katılımcıların değerlendirmeleri, yeniden inşa kavramının yalnızca zarar gören yapıların yeniden yapılmasından ibaret olmadığını ortaya koydu. Sürecin, sağlık sisteminin hizmet sunma kapasitesinin yeniden kazanılmasını, çalışanların korunmasını ve kurumların acil durumlara hazırlığının güçlendirilmesini de kapsaması gerektiği vurgulandı.

İlaç ve tıbbi ekipmanların temini ile hastanelerin onarılmasının yanı sıra ruh sağlığının iyileşme planlarına dahil edilmesi ve kadın gazetecilerin önceliklerin belirlenmesine, halkın ihtiyaçlarının aktarılmasına ve ilgili kurumların sorumluluklarının izlenmesine katılması gerektiği belirtildi.

Gazze’de sağlık hizmetlerine yönelik ihtiyaçlar sürerken, sağlık sisteminin yeniden inşasının finansman, insan kaynağı ve tıbbi malzemelerin sağlanmasına, bunların sağlık kuruluşlarına ulaştırılmasına ve desteğin en acil ihtiyaçlara yönlendirilmesini güvence altına alacak izleme ve hesap verebilirlik mekanizmalarının oluşturulmasına bağlı olduğu ifade edildi.