Gazze’de mezarlıkların arasında hayatta kalmak

Gazze'de mezarlıklar arasında hayatta kalmaya çalışan sekiz çocuk annesi İman Ayad, ölümle iç içe geçen yaşam koşulları altında, yoksulluk ve güvensizlikle mücadele ederken, “Eşitsiz bir savaşta yalnız başıma savaşıyormuş gibi hissediyorum” diyor.

NAGHAM KARAJEH

Gazze- Gazze Şeridi’nin karanlık bir köşesinde, mezarların ve yaşamın sınırlarının kesiştiği bir noktada, sekiz çocuk annesi İman Ayad, ölümün ve çaresizliğin ortasında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Son yerinden edilmesinin ardından, onlarca cenazeyi barındıran bir mezarlığın içinde, dar bir alanda kurduğu yırtık çadırında yaşamaya çalışıyor. Nemli toprak, fareler ve böceklerle dolu bu ortamda, çocuklarına sadece hayatta kalabilmeleri için bir güvenlik yanılsaması sunuyor. Her gün, ölümün soğuk gölgesinde, geçici bir hayatta kalma mücadelesiyle geçiyor. Mezar taşları etrafında, yaşamak ve hayatta tutmak için verdiği savaş, yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir yıkımın da izlerini taşıyor.

Ölümün gölgesinde yaşam

Gazze’de, mezarlıkların başladığı ve yaşayanların azaldığı bir bölgede hayatını sürdürmeye çalışan İman Ayad, çocuklarıyla birlikte ölümün gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Nemli toprak ve sıkışık mezarların arasında kurduğu yırtık çadırda, böcekler ve farelerin çoğaldığı sert bir ortamda hayatta kalmaya çalışan İman Ayad, “Çocuklarımla mezarların arasında yaşayacağımı, bu çaresizlik noktasına ulaşacağımı hiç hayal etmemiştim. Sanki sıramızı bekliyormuşuz gibi bu manzaraya bakarak uyuyup uyanıyoruz. Her gece garip sesler duyuyorum. Mezarların hareket ettiğini veya birinin beni çağırdığını hayal ediyorum. Korku sürekli, ama çocuklarımın hatırı için burada kalmak zorundayım” diyor.

‘Hepimiz için ağladım’

İman Ayad için mezarlık artık sadece bir gömülme yeri değil, günlük hayatının sahnesi haline geldi. Mezarların arasında çocuklarının çamaşırlarını yıkayan, basit yemeklerini pişiren ve bulabildiği yiyecekleri hazırlamak için ateş yakan İman Ayad, ıssızlığın ortasında hayatı sürdürmeye çalışıyor. İman Ayad, "Bazen ölümün her hareketimizi izlediğini hissediyorum. Çocuklarım bana neden burada yaşadığımızı soruyor ve onları rahatlatacak bir cevabım yok. Geçen hafta, başıboş bir köpeğin kazıp parçaladığı bir cesedi kendi ellerimle gömmek zorunda kaldım. Ceset yerde yatarken köpeğin onu kemirdiğini gördüm. Çığlık atamadım, kalbim sanki durmuş gibiydi. Sadece ölen için değil, hepimiz için ağladım. Tanık olduğumuz bu durum hem benim hem de çocuklarımın psikolojisini bozdu” sözleriyle yaşadıkları insanlık dışı koşullara dikkat çekiyor.

‘Çaresizim’

İman Ayad, çadırında çok zor yaşam koşullarıyla mücadele ediyor. Her yağmurda çadır su basıyor ve zemini çamurlu bir bataklığa dönüşüyor. İman Ayad, "Her yağmur yağdığında çocuklarım ve ben zor anlar yaşıyoruz. Çadır soğuktan veya yağmurdan hiçbir koruma sağlamıyor" diyor. Çadırın aynı zamanda bölgeyi istila eden fareler tarafından sürekli parçalandığını, kemirgenler ve böceklerle günlük bir mücadele vermek zorunda kaldığını söyleyen İman Ayad, "Bazen farelerin çadırı kemirme sesleriyle uyanıyorum. Çocuklarıma zarar vereceklerinden korkuyorum ama çaresizim" şeklinde konuşuyor.

Gelir kaynağı, işi veya düzenli yardımı olmayan İman Ayad, ailesinin tüm yükünü tek başına taşıyor ve bu durum onu açlık ve yoksullukla doğrudan karşı karşıya bırakıyor. İman Ayad, "Çocuklarım için asgari düzeyde bir şeyler sağlamaya çalışıyorum, ama çoğu zaman başaramıyorum. Eşitsiz bir savaşta yalnız başıma savaşıyormuş gibi hissediyorum" diye anlatıyor.