Gazze’de enkaz altındaki tarihi el yazmalarının kurtarılması için çalışma

El Yazmaları Dairesi Kurtarma Ekibi Direktörü Hanin Al-Amsi, Gazze’de enkaz altındaki tarihi el yazmalarını kurtarmak ve gelecek nesillere aktarmak için büyük bir özveriyle çalıştıklarını aktardı.

RAFIF ESLEEM

Gazze- Enkaz ve yıkımın ortasında, Gazze’deki bir el yazması kurtarma ekibi, şehrin tarihi ve kültürel mirasını korumak için seferber oldu. Bombardımandan kurtulan el yazmaları, sadece kağıt parçaları değil, bilgi, edebiyat ve şiiri gelecek nesillere taşıyan, geçmiş ile bugün arasında canlı bir bağ kuran değerli bir miras niteliği taşıyor.

İsrail güçleri, savaş sırasında Gazze Şeridi’ndeki birçok arkeolojik alanı hedef aldı. Memlük dönemi ve muhtemelen daha öncesine ait binlerce kitap ve el yazmasını barındıran El Yazmaları Dairesi Arşivi de birden fazla kez bombalandı ve kütüphane ile arşivin tüm içeriği enkaz altında kaldı. Mühendis Hanin Al-Amsi ve ekibi, bu değerli belgeleri kurtarmak ve geriye kalanları güvence altına almak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

‘Eski şehir sistematik olarak defalarca hedef alındı’

El Yazmaları Dairesi Kurtarma Ekibi Direktörü Hanin Al-Amsi, “Dar Al-Saada Kubbesi üç kez hedef alındı. İlk saldırı 2014’ün ikinci yarısında, savaşın ortasında gerçekleşti. İki ay sonra bir hava saldırısı daha oldu. Son saldırı ise sit alanının kalanını tamamen yok ederek orijinal özelliklerini silen yıkıcı bir manzara bıraktı. Tüm eski şehir sistematik olarak defalarca hedef alındı. Tarihi binalar, zamanın tahribatına karşı korunabilmeleri için saldırılardan önce titizlikle restore edilmişti. İsrail güçleri, bu sit alanlarının tarihi karakterini silmek amacıyla kasıtlı olarak defalarca yok etti” ifadelerinde bulundu.

‘147 tam el yazması kurtarıldı’

El Yazmaları Bölümü’nün bir zamanlar 228 tam el yazması, “daşt” olarak bilinen 78 dağınık kağıt parçası ve vakfa (dini vakıf) ait çok sayıda Osmanlı kayıt ve belgesine ev sahipliği yaptığını belirten Hanin Al-Amsi, “İmha savaşından sonra, ağır hasar görmüş olsa da 147 tam el yazması kurtarıldı. Geri kalanı enkaz altında kayboldu ve dağınık kağıtların sadece 35’i hayatta kaldı. Osmanlı kayıtları ise tamamen kayboldu, arama ve kazı çalışmaları sırasında hiçbirini kurtaramadık” dedi.

‘Kazı çalışmaları devam ediyor’

Büyük Ömer Camii’nin el yazmalarının Memlük döneminden Osmanlı dönemine kadar uzandığını aktaran Hanin Al-Amsi, “Bu el yazmaları astronomi, edebiyat, şiir, Gazalı alimlerin vaazları ve fıkıh gibi geniş bir konu yelpazesini kapsıyor. İlk ateşkes anlaşmasının imzalanmasının ardından, koleksiyonu kurtarmak için heykeltıraşlar getirildi ve şu anda eski taşlar kaldırılarak korunmaya çalışılıyor. Geriye kalan eserleri kurtarmak için kazı çalışmalarımız devam ediyor” diye belirtti.

‘Onları kalbimin bir parçası olarak hissediyorum’

El yazmalarının çeşitli şekillerde hasar gördüğünü aktaran Hanin Al-Amsi, “Bunlar arasında yaklaşık 700 gün boyunca enkaz altında kalmaları, yağmur suyu nedeniyle kağıtlara yapışan şarapnel parçaları ve farklı türde küfler yer alıyor. İlk başta şok yaşadım ve büyük bir üzüntü duydum. Kağıtların kenarlarını çıkarmak için ellerimle kazmaya başladım. Onları sadece eski kağıtlar olarak değil, kalbimin bir parçası olarak hissediyorum” diye kaydetti.

‘Uluslararası kuruluşların hiçbir rolü yok’

Hanin Al-Amsi, tarihin daha büyük bir bölümünü kurtarmak ve gelecek nesillere güvenli bir şekilde aktarmak için uzun süreler boyunca çalıştıklarını ve kazı yaptıklarını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anda uygun aletlerin eksikliği nedeniyle restorasyon çalışmaları yapılamıyor. Yapabileceğimiz tek şey acil yardım sağlamak. Bombalanıp tahrip edilen antik arkeolojik alanlarda, yalnızca kalan antik taşlar toplanıp kayıp, hırsızlık veya hasardan korunmaları için uygun bir yere yerleştiriliyor. Restorasyon sürecine yardımcı olacak hiçbir alet veya ekipman yok. Kullanılan ilkel yöntemler nedeniyle el yazmalarını çıkarmak zor ve karmaşık bir süreç. Herkes elle kazıyor, bazen haftada üç el yazması buluyorlar, bazen de sadece bir tane bulmak için tüm ay çalışıyorlar. Uluslararası kuruluşların hiçbir rolü yok ve saldırılar sırasında miras ve kültürün yok edilmesine yol açan ihlallerin izlenmesi de söz konusu değil.”

Bu tarihi el yazmalarının, halklarının tarihini, mirasını temsil ettiğini vurgulayan Hanin Al-Amsi, “Bunlar, Filistin'in geleceğine inanan alimler ve imamlar tarafından yazılmış değerli belgelerdir. Gelecek nesillerin bu zengin tarihi görebilmesi ve atalarının bilimsel buluşlar yoluyla bu bilimleri geliştirme çabalarını anlayabilmesi için bunları korumak onların sorumluluğudur” dedi.