Gazeteciler ayrımcılık ve dışlanma arasında: Kadınların basın kurumlarındaki mücadelesi

Mısırlı Gazeteci Faten Sobhi “Kadın gazeteciler ilk andan itibaren kenara itiliyor” medya kurumlarında kadınların daha az önemli görülen alanlara yönlendirildiğini, taciz ve ayrımcılıkla karşı karşıya bırakıldığını belirtti.

ASMA FATHİ

Kahire - Pek çok kadın gazeteci araştırma dosyaları, saha haberleri ve araştırmacı gazetecilik alanlarında önemli başarılar elde etmiş olsa da, kadınlar hâlâ medya sektöründe birbirine bağlı çok sayıda sorunla karşı karşıya kalıyor. Bu sorunlar, çalışma ortamının yapısı, yönetim anlayışı ve kadınların toplumdaki rolüne ilişkin geleneksel bakış açılarıyla bağlantılı.

Medya alanında yaşanan hızlı dönüşümle birlikte eşitlik, iş güvencesi ve güvenli çalışma ortamı gibi konular, gazeteciliğin geleceğine dair tartışmaların temel başlıklarından biri haline geldi. Aynı zamanda, ayrımcılıktan uzak ve mesleki yetkinliklerden eşit biçimde yararlanabilen daha adil medya kurumlarının inşa edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kadın gazetecilerin karşılaştığı sorunlar yalnızca mesleki ayrımcılıkla sınırlı kalmıyor; taciz, rahatsız etme, toplumsal damgalama gibi başka ihlal biçimlerini de içeriyor. Üstelik kadın gazeteciler için güvenli ve adil bir çalışma ortamı sağlayacak mekanizmaların eksikliği dikkat çekiyor.

‘Kadın gazeteciler ilk andan itibaren kenara itiliyor’

Gazeteci Faten Sobhi, kadınların medya kurumlarında karşılaştığı ayrımcılık biçimlerine dikkat çekerek, dışlanmanın daha dosya dağıtımı ve bölümlere gazeteci seçimi aşamasında başladığını söyledi.

Faten Sobhi, kadın gazetecilerin çoğunlukla bazı yöneticiler tarafından “daha az önemli” görülen alanlara yönlendirildiğini, buna karşın yargı, parlamento ve cumhurbaşkanlığı gibi temel dosyaların erkek gazetecilere verildiğini belirtti. Faten, bu dağılımın mesleki yeterlilikten çok, kadınların gazetecilikteki rolüne dair kalıplaşmış yargılarla bağlantılı olduğunu ifade etti.

Ayrıca eğitim, terfi ve maaş imkanlarında da belirgin eşitsizlikler bulunduğunu söyleyen Faten Sobhi, prim ve ek ödemelerin çoğunlukla erkek gazeteciler lehine olduğunu, bunun da erkeklerin “daha fazla çaba gösterdiği” ya da “iş baskısına daha dayanıklı olduğu” yönündeki varsayımlardan kaynaklandığını kaydetti.

Faten Sobhi, medya kuruluşlarının kadın gazetecileri seyahat ve önemli haber takiplerinden de sıklıkla uzak tuttuğunu, bunun “kadın gazetecinin ek yük oluşturacağı” düşüncesiyle gerekçelendirildiğini dile getirerek, “Bu durum kadınları mesleki gelişim fırsatlarından mahrum kalmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.

Mesleki ayrımcılık iş güvencesine de yansıyor

Faten Sobhi, ayrımcılığın yalnızca görev dağılımı ve terfiyle sınırlı olmadığını, iş güvencesi konusunda da kadın gazetecilerin daha kırılgan durumda olduğunu dile getirdi.

Medya kuruluşlarında küçülmeye gidildiğinde kadın gazetecilerin işten çıkarılma ya da sözleşmelerinin sonlandırılması riskinin daha yüksek olduğunu söyleyen Faten Sobhi, bazı yöneticilerin kadınları evlilik, hamilelik veya aile sorumlulukları nedeniyle “yük” olarak gördüğünü belirti.

Ayrıca birçok kadın gazetecinin çalışma ortamında cinsel taciz, takip ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık gibi ihlallere maruz kaldığını vurgulayan Faten Sobhi, dijital medya üzerinden ya da bazı izleyiciler tarafından gerçekleştirilen tacizlerin de psikolojik ve mesleki baskıyı artırdığını söyledi.

Bazı ailelerin de medya sektörünün güvensiz olduğu düşüncesiyle kadın gazetecilere baskı yaptığını, bunun da yeterli koruma ve etkili şikayet mekanizmalarının bulunmamasıyla bağlantılı olduğunu ekledi.

Açık kurallar ve hesap verme mekanizmaları eksik

Faten Sobhi, medya sektöründeki en büyük sorunlardan birinin çalışma ortamını düzenleyen ve kadın-erkek eşitliğini garanti altına alan açık kuralların bulunmaması olduğunu söyledi.

Birçok medya kuruluşunda ihlallerin ya da ayrımcılığın bildirilebileceği net mekanizmaların olmadığını belirten Faten Sobhi, “Şikayette bulunan ya da tanıklık eden kadınları damgalanmaya veya mesleki intikama karşı koruyacak güvenli hesap verme sistemler eksik” dedi.

Kadın gazetecilerin çoğunun, işlerini kaybetme veya sektörde hedef gösterilme korkusuyla maruz kaldıkları ihlal ve tacizleri dile getirmekten kaçındığına dikkat çeken Faten Sobhi, “Sorun çıkaran kişi” olarak damgalanmanın kadın gazetecilerin mesleki itibarını ciddi biçimde etkileyebildiğine işaret etti. Faten sözlerine şöyle devam etti:

“Ayrıca editörler ve medya yöneticilerine yönelik eşitlik, ayrımcılık ve kadınlar için güvenli çalışma ortamı oluşturma konularında yeterli eğitim verilmiyor.”

Daha adil ve güvenli bir medya ortamı talebi

Faten Sobhi, kadın gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmek için bir dizi öneri sundu. Mısır Gazeteciler Sendikası’nın medya kuruluşlarındaki çalışma koşullarını daha yakından takip etmesi gerektiğini belirtti.

Faten Sobhi önerilerini şöyle sıraladı: “Medya kurumlarına düzenli ziyaretler yapılmalı, gazetecilerin sorunları dinlenmeli ve kurumlar içinde eşitlik ile ayrımcılığı engelleyen etik kurallar oluşturulmalı.”

Ayrıca ihlal ve tacizlerin bildirilebileceği açık ve güvenli mekanizmaların kurulması gerektiğini sözlerine ekleyen Faten Sobhi, şikayette bulunan kadınlar ve tanıklar için gerçek koruma güvenceleri sağlanmasının önemine dikkat çekti.

Bu güvencelerin eksikliğinin kadın gazetecileri sessiz kalmaya ittiğini söyleyen Faten Sobhi, sorunun çözümü için kadınları koruyacak ve eşit mesleki gelişim imkanları sağlayacak ciddi kurumsal adımlar atılması gerektiğini belirtti.

Kadın gazetecilerin karşılaştığı sorunların, medya çalışma ortamının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Faten Sobhi, “Eşit fırsatlar, ayrımcılıktan korunma ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması acil bir ihtiyaçtır” dedi.

Faten, ayrıca medya sektörünün gelişiminin yalnızca basın özgürlüğü ya da ekonomik koşulların iyileştirilmesiyle ilgili olmadığını; aynı zamanda çalışanların haklarına saygı duyan adil bir mesleki ortam oluşturulmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Faten Sobhi, hesap verebilirlik, bildirim ve koruma mekanizmalarının eksikliği sürdükçe birçok kadın gazetecinin damgalanma, dışlanma ya da işini kaybetme korkusuyla sessiz kalmaya devam edeceğini belirterek, medya kuruluşları ve meslek örgütlerinin daha ciddi politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Son olarak kadın gazetecilerin desteklenmesi ve güçlendirilmesinin, daha çeşitli, bağımsız ve toplumdaki farklı sesleri yansıtabilen bir medya yapısının kurulmasının temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Faten Sobhi, kadınların gazetecilikte varlığının yalnızca kadınlarla ilgili bir mesele değil, aynı zamanda medya kalitesinin göstergesi olduğuna dikkat çekti.