Filiz Budak: Amed zindanlarında şekillenen iradeyle direnişi zafere taşıyacağız
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları değerlendiren Mexmûr Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak, “Amed zindanlarında şekillenen iradeyle ‘Berxwedan jiyane’ diyoruz ve bu direnişi mutlaka mücadeleyle zafere taşıyacağız” dedi.
BERJÎN KARA
Mexmûr – Suriye geçici yönetimindeki cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) cihatçıları ile IŞİD çeteleri, Türk devletinin desteğiyle Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kapsamlı saldırılar başlattı.
Sivilleri hedef alan saldırılarda onlarca kişi katledilirken, çok sayıda kişi yaralandı ve binlerce insan yerinden edilerek göçe zorlandı. Tüm bu saldırı ve ağır koşullara rağmen Kuzey ve Doğu Suriye halkı ile savunma güçleri, örgütlü ve kararlı bir direnişle saldırılara karşı duruyor. Aynı zamanda Kürdistan’ın dört parçasından ve dünyanın birçok ülkesinden Kuzey ve Doğu Suriye halkıyla dayanışma eylemleri yükseliyor.
Mexmûr Kampı direnişte
Şehîd Rüstem Cudî (Mexmûr) Mülteci Kampı’nda halk, gece gündüz süren eylemlerle sokağa çıktı. Kuzey ve Doğu Suriye direnişine destek ile seferberlik çağrısı kapsamında 24 saatlik bir eylem süreci başlatıldı. Mexmûr halkı, düzenlediği eylemlerle Kuzey ve Doğu Suriye’deki halk direnişinin sonuna kadar yanında olduğunu güçlü bir şekilde ifade ediyor.
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik siyasi gelişmeler, izlenen politikalar ve devam eden saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mexmûr Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak, ajansımıza konuştu.
Sözlerinin başında Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sert bir dille kınayan Filiz Budak, “Bugün halk devriminin onurlu direnişiyle sokaklarda olan, tüm saldırılara ve imkansızlıklara rağmen onur savaşını savunmaktan bir an bile geri adım atmayan Rojava halkını saygı ve minnetle selamlıyoruz” dedi.
‘Amaç, sürekli savaş ve krizler yaratarak bölgede hakimiyet kurmak’
Söz konusu saldırıların arkasında emperyalist hegemon güçlerin bulunduğuna dikkat çeken Filiz Budak, bu güçlerin temel amacının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkların birliği projesini tasfiye etmek olduğunun altını çizdi. Filiz Budak, “Aynı zamanda ideolojik açıdan baktığımızda bugün Rojava Kürdistanı’na yönelik yürütülen saldırılar bir kent ya da bir parça toprağın ele geçirilmesi meselesi değildir. Burada Ortadoğu’da, Önder Apo’nun halkların birliğini esas alan bir projesi söz konusudur. Bu süreçle birlikte Ortadoğu’da Kürtlerin öncülüğünde halkların birliği, kardeşliği ve birlikte yaşamı inşa edilmek istendi. Amaç, sürekli savaş ve krizler yaratarak bölgede hakimiyet kurmak isteyen hegemon güçlere karşı bir alternatif, yeni bir sistem ortaya koymaktı. Bu sistemin somut hali Rojava’da hayat bulmuştur” ifadelerinde bulundu.
Mexmûr’da Demokratik Ulus sisteminin hayata geçirildiğini kaydeden Filiz Budak, “Mexmûr tek bir halk, ulus ve kimlikten oluşsa da Rojava’da bu model daha kapsayıcı bir şekilde hayata geçirilmiştir. Çünkü orada Araplar, Süryaniler, Türkmenler, Dürziler ve Kürt halkı birlikte yaşamaktadır ve konfederal bir sistem inşa edilmiştir. Bu çerçeveden bakıldığında bugün Rojava Kürdistanı’na yönelik saldırılar, Önderliğin fikirlerine, ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısına ve halkların birliğini inşa etme iradesine yöneliktir. Ortadoğu halkları ortak bir çatı altında bir araya gelip kendi sistemlerini birlikte kurdukları takdirde, emperyalist hegemon güçler bölgeye dair yüzyıllardır kurdukları siyasi ve politik hesapları hayata geçiremeyecektir” sözlerine yer verdi.
‘Ortadoğu halkları birlikte yaşamak istemeyen halklar gibi gösteriliyor’
Filiz Budak, emperyalist güçlerin yüzyıllardır Ortadoğu’yu parçalamaya dönük politikalar izlediğine dikkat çekerek, “Emperyal güçler, yüzyıllardır uyguladıkları politikalarla Ortadoğu’yu parçalamaya çalışmaktadır. Bu kapsamda 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Kürdistan ikiye bölünmüş ve iki devletin egemenliği altına alınmıştır. 1924 Lozan Antlaşması’yla ise Kürdistan dört parçaya ayrılmış ve bu parçalar üzerinde egemenlik kuracak dört farklı devlet inşa edilmiştir. Ortadoğu’nun yeniden parçalanması amacıyla 22 Arap devleti oluşturulmuştur. Bu yönüyle bakıldığında, yüzyıllardır Ortadoğu’nun parçalanmasına ve yönetilmesine dayalı bir hegemon politika söz konusudur. Ortadoğu halkları birbirine düşmanlaştırılmış, birlikte yaşamak istemeyen halklar gibi gösterilmiştir” diye kaydetti.
‘Bu tehdit aynı zamanda Rojava Devrimi’ne yöneliktir’
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik mevcut saldırıların yalnızca bölge halkı için değil, tüm dünya açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Filiz Budak, birlikte ve özgür bir yaşamı savunan tüm halkların ortak bir hatta buluşması gerektiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“Önderlik bu projeyle halkları birbirine yakınlaştırmayı hedefledi. Ortadoğu’da kalıcı bir istikrarın ve birliğin sağlanmasının yolu, halkların birliğinden geçmektedir. Bu nedenle bugün Rojava Kürdistanı’na yönelik gerçekleştirilen saldırılara bu çerçeveden bakmak gerekir. Bu saldırılar, Kürt halkının kazanımlarının hayata geçtiği her yere yöneliktir. Yani Bakur, Başûr ve Rojhilat Kürdistanı’nı da kapsamaktadır. Aynı şekilde halkların birliğini savunan, Önderliğin projesi etrafında bir araya gelmeyi hedefleyen her toplum için bu tehlike söz konusudur. Bu nedenle Kürt halkının dostları, yoldaşları, komşuları ve hegemon güçlerin egemenliği altında yaşamak istemeyen demokratik güçler, bugün bu direniş etrafında birleşmelidir. Bu tehdit aynı zamanda kadın özgürlük mücadelesine ve kadınların öncülüğünde gelişen Rojava Devrimi’ne yöneliktir.”
Kuzey ve Doğu Suriye’de yürütülen savaşın ideolojik bir savaş olduğuna dikkat çeken Filiz Budak, bu sürecin tüm halkların varlığını tehdit ettiğini vurgulayarak, “Bugün Rojava Kürdistanı’nda yürütülen savaş yalnızca fiziksel bir savaş değildir. Bu nedenle İran’a yönelik müdahalelerle birlikte bu çeteleri İran ve Irak sahasına yaymaya çalışıyorlar. Bu son derece tehlikelidir. İran’a karşı bir savaşın altyapısı hazırlanmak isteniyor ve bu savaşın DAİŞ çeteleri eliyle yürütülmesi hedefleniyor. Irak’ta da ciddi bir karmaşa söz konusudur. Bu terör çetelerini İran ve Irak’a yaymak istiyorlar ve bununla birlikte Rojava’da başaramadıklarını Başûr ve Rojhilat Kürdistanı’nda hayata geçirmeyi amaçlıyorlar” dedi.
‘Biz Kürt halkı olarak bu politikaları çok iyi tanıyoruz’
Bu nedenle özellikle IŞİD’e ait cezaevlerinin hedef alındığına işaret eden Filiz Budak, “Bu çeteleri ne yapmak istiyorlar, asıl amaçları nedir? Bunlar kamuoyunun sorması gereken sorulardır. Biz Kürt halkı olarak bu politikaları çok iyi tanıyoruz. Bu çeteler aracılığıyla Kürt halkı boğulmak isteniyor. Kobanê onlar için bir kırılma noktası oldu; Rojava Devrimi Kobanê şahsında başarıya ulaştı. Bugün Türk devleti Kobanê sınırına her gün askeri sevkiyat yapıyor ve hava saldırıları gerçekleştiriyor. Yani ciddi ve açık bir saldırı tehdidi bulunmaktadır. Bu saldırılarla Kürt halkına ‘Kobanê’de kazandın ama bu kazanımın kalıcı olmasına izin vermeyeceğim’ mesajı verilmek isteniyor. Bu nedenle bugün Rojava Kürdistanı’na yönelik tehlikeyi yalnızca dar bir alanda değil, tüm Kürt halkına ve Kürt halkıyla birlikte dostlarına ve yürütülen sürece yönelik bir tehdit olarak görmek gerekir” diye ekledi.
Açıklamasının sonunda Mexmûr Mülteci Kampı halkının Kuzey ve Doğu Suriye halkıyla dayanışmasını vurgulayan Filiz Budak, “Mexmûr halkı olarak biz de ayaktayız. Sonuna kadar bizden ne talep edilirse, ister Rojava Kürdistanı’na fiziki destek ve gidiş olsun, ister kampanyalar, çağrılar ve eylemler olsun, elimizden gelen her şeyi yapacağız. Çünkü bu saldırılar Kürt halkının varlığına ve iradesine yöneliktir. Biz de Rojava halkının iradesiyle, 80’li yılların Amed zindanlarında şekillenen iradeyle ‘Berxwedan jiyane’ diyoruz ve bu direnişi mutlaka mücadeleyle zafere taşıyacağız” diyerek sözlerini noktaladı.