Ferman sonrası Êzidîlerin sığınağı: Kersê Vadisi

Bugün Feqîr, Xalta, Korkork gibi birçok aşiret, Şengal Dağı’ndaki Kersê Vadisi’nde dağa sığınmış durumda. Büyüklerinden öğrenmişler ki, Êzidî var olmaya devam edecekse, bu Şengal Dağı’nda olacaktır.

GULÎSTAN EZÎZ

Şengal- Bırakın dağlar konuşsun. Dağlar anlatsın: Êzidîler nasıl yaşadı? Fermanlara nasıl maruz kaldılar? Kendilerini, çocuklarını, kültürlerini ve inançlarını korumak için nasıl direndiler? Dağlar Êzidîleri nasıl bağrına bastı ve onları kötü niyetlilerin gözlerinden gizledi?

Dağlar dün Êzidîlerin dostuydu, bugün de dostlarıdır; onları korudular. Kime kapısını çalsan, Şengal Dağı hakkında güzel şeyler söyler. Dağlar sadıktır, bereketlidir ve koruyucudur. 3 Ağustos 2014 fermanından sonra Êzidî toplumunun sığındığı Kersê Vadisi (Berlêv), bugün bir hac yerine dönüşmüş durumda.

Xalta aşiretinden Dayê Edûl, Rembûsî köyünden. Ferman sonrası ailesiyle birlikte dağa yöneldi, şimdi Şengal Dağı’nın eteklerindeki Kersê Vadisi’nde yaşıyor. Êzidîler burada nasıl bir araya geldi? Êzidî büyüklerine göre Êzidîlerin varlığı ve yaşamı eskiden beri dağlarda olmuştu. Êzidîler Tanrı’nın ve dağların sayesinde var oldular.

‘Êzidî varlığı devam edecekse, o Şengal Dağı’nda olacaktır’

Büyüklerinden öğrenmişler ve buna inanıyorlar; Êzidîlerden bir varlık kalacaksa, o Şengal Dağı’nda olacaktır. Bu dağlarla et ve tırnak gibi kenetlenmişlerdir. Güçlü sezgileriyle kötü şeylerin olacağını bildikleri için kendilerini dağlara yakın tutuyorlar. Bugün Şengal Dağı’nın kuzeyinde yer alan Kersê Vadisi, birçok Êzidî aşiretine ev sahipliği yapıyor. Birçok Êzidî bugün dağların kendilerini koruyacağı bilinciyle yaşamlarını yeniden kuruyor.

Dayê Edûl de ferman sonrası doğduğu yerden ayrılarak yaklaşık 6 yıldır bu bölgeye yerleşmiş. Êzidîler uzun zamandır burada yaşam çadırlarını kurmuşlar. Buraya ilk gelenler Mihkê ailesinden, Koşadîlerdir. Başı ve sonu görünmeyen bir vadi. İçinde birçok farklı köy barındırıyor: Qendîla Enêş, Qendîla Osmên, Şamîlka, Eto, Golka, Milkê Kadînka...

1918: Katliam ve saldırı

Milkê Kadînka, Birinci Dünya Savaşı döneminde Ermeniler için kurulmuş. Êzidîler, Osmanlı katliamından kaçan Ermenilere kapılarını açmış, onları korumuş, ekmeklerini paylaşmışlar. Êzidîlerin bu tutumu nedeniyle Osmanlılar 1918’de Kersê Vadisi sakinlerine saldırmış, yeniden katliam ve soykırım başlatmış...

Dayê Edûl “Başımıza çok zor ve ağır bir ferman geldi. Biz de dedik ki dağlara yakın evlerimizi kuralım. Ne kadar fermanla karşılaştıysak dağlar bizi korudu. Koruma varsa dağlarla olur” diyor. Ferman sonrası Kersê Vadisi evlerle doldu. Rambosî, Tilizêr halkı… Ova’da yaşayanlar şimdi dağlara yöneldi.

‘Êzidîler eskiden de dağlardaydı’

Êzidîlerin eskiden de dağlarda olduğunu söyleyen Dayê Edûl sözlerini şöyle sürdürüyor: “Eskiden bu vadi Êzidîlerle doluydu. Saddam hepsini dağlardan çıkarıp ovaya getirdi. Êzidîler için yapılan yerler bile acı su üzerine kurulmuştu. Bugün o bölgelerden birçok kişi buraya gelip yaşıyor. Hepimiz aynı yerdeniz ama burada birbirimizi tanıdık, birbirimizi ziyaret ediyoruz. Serdeşt’ten Kolka’ya kadar yaşam alanı oldu. Korunmamız dağlarla olur. Dünyanın durumunun kötüye gittiğini görüyoruz, bu yüzden kendimizi dağlara bağlıyoruz.”

Feqîr, Aldexî, Korkork, Hebabî, Pîr, Şêx, Zendînî, Çelka, Xalta, Qîranî, Welatî… Bugün birçok aşiret bu vadide Şengal Dağı’na sığınmış durumda. Mavi gökyüzü ve kutsal güneş altında Pîra Xayî, Dadoş ve Elîbeg pınarlarından su içiyorlar. Çobanlar burada meşe ağacının altında dinleniyor ve Melek Tawus’tan yeryüzünde yaşayan herkes için huzurlu ve eşit bir yaşam diliyorlar.

Bugün dünyanın neresinde bir Êzidî ölürse yine Şengal Dağları’na getiriliyor. Dayê Edûl’e göre başka yerler ne kendilerinin ne de çocuklarının yeridir. Dayê Edûl “Dışarıda büyüyen o çocuklar kültürlerinden hiçbir şey öğrenemiyor, anlayamıyor. Kültürümüz, inancımız tamamen burada” diyor.