Feminist Aktivist Elahe Sadr: Rojava Devrimi tehdit olarak görülüyor
Feminist aktivist Elahe Sadr, İran’daki halk ayaklanması ile Rojava Devrimi’ne yönelik saldırıların tesadüf olmadığını belirterek, hegemonik güçlerin Ortadoğu’da demokratik sistemi bir tehdit olarak gördüğünü ifade etti.
ŞEHLA MOHAMMEDİ
Haber Merkezi - İran’da halk ayaklanmasının genişlemesiyle eş zamanlı olarak, Rojava Kürdistanı’na yönelik saldırılar da başladı.
İran ve Rojava’da yaşananları takip eden feminist aktivist Elahe Sadr ajansımıza değerlendirmede bulundu.
Elahe Sadr, İran’daki protestolarda baskının nedenleri ve kapsamına dair yayımlanan haberlere değinerek şunları söyledi: “Ben Cumhuriyetin 47 yıldır öldürdüğünü düşünüyorum. Ocak ayındaki ayaklanma da aslında İran halkının 47 yıllık kesintisiz mücadelesinin devamıdır. Bu süreç 1996 ayaklanmasıyla başladı, Jîna Mahsa Emini’nin devlet eliyle öldürülmesiyle ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devrimci ayaklanmasına dönüştü. Bu isyan bize özgürlüğün kolektif iradeden doğduğunu, ancak bilinçli, birleşik ve örgütlü bir toplumun devlet baskısının bu döngüsünü durdurabileceğini öğretti.”
“Jin, Jiyan, Azadî” ayaklanmasının taleplerine işaret eden Elahe Sadr, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu hareketin talebi, tüm mücadelelerin İslam Cumhuriyeti’nden geçiş için birleşmesiydi. Ancak bu kez toplumda bu sloganları görmedik. Toplumun bir kesiminde ise yalnızca monarşi yanlısı sloganlar duyuldu. Gerçi sayıları çok azdı ve videoların bir kısmı da seslendirmeydi; medyanın insanları bu yöne çekmede etkisi oldu. Ne yazık ki yurt dışında Rıza Pehlevi’ye destek için çok uzun kuyruklar görüyoruz.”
‘Batılı devletler demokratik bir sistemin varlığını kendileri için tehdit görüyor’
Elahe Sadr, İran ve Rojava’da yaşananlara karşı küresel sessizlik ve hegemonik devletlerin faşistleri desteklemesine ilişkin olarak şunları söyledi:
“Mesele sadece İran değil, tüm Ortadoğu’dur. Başına ödül konmuş bir kişiye ABD tarafından takım elbise giydirildi ve bugün Suriye’nin devlet başkanıdır. Colani’nin gelişinden bu yana Suriye’de yaklaşık 10 bin kişi öldürüldü. Önce Dürzilerin katliamıyla başladı, ardından Alevilerin katliamı geldi ve Halep’te katliamlar yaşandı. Bu sadece bir çatışma ya da olay değildi; bu bir katliamdı.”
Elahe Sadr, “Batılı devletler, ABD ve İsrail, Ortadoğu’da demokratik bir sistemin varlığını kesinlikle istemiyor. Demokratik bir sistemi kendileri için bir tehdit olarak görüyorlar ve bu tehdidi en kısa sürede, farklı biçimlerde ortadan kaldırmak istiyorlar. Türkiye’nin Colani’yi nasıl güçlendirdiğine ve desteklediğine bakın” şeklinde konuştu.
‘Cihatçı gruplar, devrimcilere ve özgürlükçülere karşı baskı aracı’
Elahe Sadr, konuşmasının başka bir bölümünde şu görüşü dile getirdi:
“Colani ve Heyet Tahrir el-Şam gibi gruplar bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Devrimci halka baskı uygulanıyor; çünkü bir yandan Batı’dan, diğer yandan İslam Cumhuriyeti’nden korkuyorlar. Rojava’da da durum aynı. Rojava’da yazılan anayasa ve meclisler temelinde yürütülen yönetim, tüm demokratik ilkeleri içeriyor. Gerçekten de Ortadoğu’nun kalbinde demokratik bir sistemin son kalesidir ve bugün hedef alınan da budur. Bu sistemi tüm devrimcilerin elinden almak istiyorlar ve bu son derece tehlikeli bir mesajdır.”
Elahe Sadr, Almanya’da düzenlenen ve kendisinin de katıldığı gösterilere değinerek şunları söyledi:
“Bu gösterilerde iki slogan atıldı: İran halkına özgürlük, Rojava’ya özgürlük. Rojava meselesi sadece Ortadoğu’nun meselesi değil; tüm dünya halkları için bir mücadele mevzisidir. Pek çok insan gözünü Rojava’ya çevirmişti ve bu mevzinin kaybedilmemesi için her şeyi yapmaya hazırdı. Bu bölge kadınlarının, Ortadoğu ve Avrupa’daki kadınların meselesidir.”
‘Herkesi Rojava’yı desteklemeye çağırıyoruz’
Son olarak, Demokratik Kadınlar Transnasyonal Platformu tarafından Rojava’ya ve İran’daki protestolara destek için başlatılan kampanyaya ve bu kritik süreçte ne yapılması gerektiğine değinen Elahe Sadr şöyle dedi:
“Bu kampanya dayanışma istiyor; son yüz yılda çağdaş dönemde hiçbir zaman hak ve özgürlüklere sahip olmamış tüm kadınlar arasında dayanışma. Bu, genel ve toplumsal bir meseledir. Tüm bunları hedef alan sistem herkesin dikkatini çekmelidir. Bu kampanya kapsamında, özgürlükten, eşitlikten ve insan onurundan yana olan herkesi Rojava’yı desteklemeye çağırıyoruz. Örgütlenmeye ihtiyacımız var. Son bir yılda faşist sağ güçlerin bu kadar güçlenmesinin nedeni, bizim eksik kalmamız ve örgütlü olmamamızdı. Eğer destek verseydik, zulmün olduğu her yerde bulunsaydık, bugün faşizmi bu kadar korkunç bir biçimde yaşamazdık.”