Federe Kürdistan’da kadın katliamları artıyor
Federe Kürdistan’da kadın katliamları artarak devam ediyor. Uzmanlar, aşiretçi ve erkek egemen anlayışın kadınlara yönelik şiddeti beslediğini, birçok vakanın ise yeterince soruşturulmadığını belirtiyor.
Silêmanî- Kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla çıkarılan yasalara ve kurulan kurumlara rağmen, Federe Kürdistan’da kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri sürüyor. Bu yılın ilk dört ayında 10 kadın katledilirken, 12 kadın da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın hakları savunucuları, birçok vakanın aile ve toplumsal baskılar nedeniyle kamuoyuna yansımadığını ya da yeterince soruşturulmadığını belirtiyor.
Şiddet ve katliamlar devam ediyor
Toplanan verilere göre birçok kadın katliamı ya da şüpheli şekilde yaşam kayıt altına alındı.
1 Şubat’ta 18-20 yaşlarında bir kadın, Ranya Acil Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak doktorlar, genç kadının hastaneye ulaşmadan önce hayatını kaybettiğini ve başında kurşun izi bulunduğunu açıkladı.
2 Şubat’ta Dukan’da yaşayan 35 yaşındaki bir kadın, şüpheli şekilde Sirwan Nehri’ne düşerek yaşamını yitirdi.
3 Şubat’ta ise Seyidsadık ilçesine bağlı Tasluce köyünde genç bir kadın, erkek kardeşi tarafından ateşli silah ile katledildi.
26 Şubat’ta Xebat ilçesinde meydana gelen şüpheli bir olayda bir kadın eski bir köprüden düşerek hayatını kaybetti. Tanıklar, olay öncesinde kadın ile bir taksi şoförü arasında tartışma yaşandığını aktardı.
1 Nisan’da “R.J.” isimli 35 yaşındaki bir kadın, Şoreş kasabasında babasının evinin yakınında iki erkek kardeşi tarafından ateşli silahla katledildi.
2 Nisan’da Seyidsadık ilçesinde bir kadın silahlı saldırıda katledilirken, bir başka kadın da yaralandı. Aynı gün Xebat sınırlarındaki Zêy Gawre bölgesinde bir kadının cenazesi bulundu.
Yaklaşık iki hafta sonra Sengeser bölgesinden Hejan Resul isimli kadın, sobanın alev alması sonucu yaşamını yitirdi. Olayın gerçek nedeni ise halen netlik kazanmadı.
20 Nisan’da Hewler’de 30 yaşındaki bir kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Ayın son günlerinde ise Pirdê’ye bağlı Serbir köyünde bir başka kadının cenazesi bulundu.
19 Mayıs’ta Kerkük’te parçalanmış halde bir kadın cenazesi bulundu. Bundan önce, 15 Mart’ta Seyidsadık ilçesinde 15 yaşındaki bir kız çocuğu kurşun isabet etmesi sonucu yaşamını yitirmişti.
23 Mart’ta da Seyidsadık’ta yaşayan 13 yaşındaki bir kız çocuğu başına isabet eden kurşun nedeniyle ağır yaralandı ve daha sonra hayatını kaybetti.
Veriler daha fazla olabilir
Uzmanlar, açıklanan rakamların gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirtiyor. Birçok olayın “intihar”, “şüpheli ölüm” ya da “belirsiz olay” olarak kayıtlara geçtiği, ancak ölüm nedenlerinin kamuoyuna açıklanmadığı ifade ediliyor. Hukukçular ise birçok vakada delillerin yeterince korunmadığını ve soruşturmaların sonuçsuz kaldığını vurguluyor.
Kürdistan Bölgesi’nde 2011 yılında Aile İçi Şiddetle Mücadele Yasası yürürlüğe girse de kadın örgütleri sorunun yalnızca hukuki olmadığını belirtiyor. Sosyal, ekonomik ve kültürel etkenlerin kadınlara yönelik şiddetin sürmesinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, sığınma evlerinin yetersizliği, psikolojik ve hukuki destek eksikliği ile davaların gecikmesi başlıca sorunlar arasında gösteriliyor. Verilere göre, geçen yıl Federe Kürdistan’ın farklı kentlerinde 51 kadın katledildi ya da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
‘Katliamlar meşrulaştırılmaya çalışılıyor’
Silêmanî Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi Hukuk Bölümü öğretim üyesi Tanya Tahir, Kürdistan Bölgesi’ndeki kadınların yıllar içinde önemli kazanımlar elde ettiğini ancak son dönemde yaşanan kadın katliamlarının ciddi toplumsal ve siyasi sorunlara işaret ettiğini söyledi. Kadın katliamlarının çoğu zaman “namus” ve “aile şerefi” gerekçeleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirten Tanya Tahir, ilgili kurumların ve siyasi aktörlerin kadınların yaşam hakkını korumak için daha güçlü adımlar atması gerektiğini ifade etti.
Tanya Tahir, Irak Ceza Kanunu’nun 1969 tarihli 111 sayılı yasasında yer alan ve bazı durumlarda cezaların hafifletilmesine olanak tanıyan düzenlemelerin geçmişte faillerin daha düşük cezalar almasına yol açtığını hatırlattı. Ancak Kürdistan Bölgesi’nde 2002 yılında çıkarılan bir yasa ile “namus” gerekçeli katliamlarda bu hükümlerin uygulanmasının durdurulduğunu kaydetti. Aile içi şiddetle mücadele yasasının önemli kazanımlar sağladığını belirten Tahir, buna rağmen uygulamada ciddi eksikliklerin bulunduğunu dile getirdi.
‘Aşiret yapılarının güçlendirilmesi kadınları olumsuz etkiliyor’
Tanya Tahir, son yıllarda siyasi politikalarla aşiret ve kabile yapılarının yeniden güç kazandığını belirterek, bu durumun kadınları birer birey olarak değil, aile onurunun sembolü olarak gören anlayışı beslediğini söyledi.
Kadınların haklarını kullanmalarının önünde aşiretçi ve erkek egemen zihniyetin önemli bir engel oluşturduğunu ifade eden Tanya Tahir, siyasi yapının da uzun yıllardır erkek egemen anlayıştan kurtulamadığını vurguladı.
‘Medyanın bir bölümü kadınlara yönelik olumsuz algıları yeniden üretiyor’
Bölgedeki medyanın büyük bölümünün siyasi partilerin etkisi altında olduğunu savunan Tanya Tahir, bazı medya kuruluşlarının kadınları nesneleştiren ve toplumsal değerleri zedeleyen yayınlar yaptığını söyledi.
Gazetecilik etik ilkelerine daha fazla önem verilmesi gerektiğini belirten Tanya Tahir, medyanın toplumu bilinçlendirme görevi üstlenmesi gerektiğini, yanlış algıları güçlendiren yayınlardan kaçınmasının önem taşıdığını ifade etti.
Tanya Tahir, konuşmasının sonunda kadın hakları savunucularına ve yetkililere çağrıda bulunarak, kadın katliamlarına karşı daha kararlı bir mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi. Kadınların haklarının güvence altına alınmadığı bir toplumda özgür ve adil bir yaşamın mümkün olmayacağını vurgulayan Tanya Tahir, özellikle “namus” gerekçesiyle işlenen cinayetlerin ve aşiret baskısının sona ermesi gerektiğini belirtti.