‘Federal Kürdistan’da kadınlar birçok alanda engellerle karşı karşıya’

Kadınların, eğitimden yasaya, siyasetten toplumsal ilişkilere kadar her alanda engellerle karşı karşıya olduğunu belirten Razaw Guli Mohammed, “Hepimizin görevi, bilinçli bir toplum inşa etmek ve kadınların özgürlüğünü sağlamak” dedi.

HEVÎ SALAH

Silêmanî - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların tarih boyunca verdikleri eşitlik ve hak mücadelesinin bir sembolüdür. O gün, sadece geçmişteki işçi direnişlerini ve sosyal hak taleplerini anmakla kalmaz, aynı zamanda günümüzde kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda karşılaştıkları eşitsizlik ve baskılara dikkat çeker. 8 Mart, kadınların özgürlüğü ve haklarının korunmasının toplumsal barış, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma için temel bir koşul olduğunu vurgulayan evrensel bir gündür.

Federal Kürdistan Bölgesi’nde 8 Mart, özel bir anlam taşıyor. Buradaki kadınlar, sadece sivil hak mücadelesi vermekle kalmamış, ulusal ve kurtuluş mücadelelerinde de aktif rol oynamışlardır. Dağlarda Peşmerge olarak savaşmış, şehirlerde ise Irak rejimlerinin baskısına karşı düzenlenen gösterilerde görev almışlardır. 1991 ayaklanması ve Federal Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin kurulmasının ardından, 8 Mart etkinlikleri yıllık bir kutlamadan, kadına yönelik şiddeti sonlandırma ve toplumsal eşitsizlikle mücadele yönünde yasal girişimlerin simgesi haline gelmiştir. Günümüzde Federal Kürdistan’da 8 Mart, yalnızca tarihsel bir anma değil, IŞİD’e karşı verilen mücadelede ve sivil toplum inşasında hayatlarını feda eden kadınları anma ve kadınların özgürlüğü olmadan toplumun özgürlüğünün sağlanamayacağını vurgulama fırsatıdır.

8 Mart Ağı Yönetim Kurulu Üyesi ve Azadbun Örgütü Cinsiyet Eşitliği Ekibi Koordinatörü Razaw Guli Mohammed, ajansımıza yaptığı açıklamada, 8 Mart’ın tarihinin kadınların mücadelesinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Razaw Guli Mohammed, “Elbette 8 Mart uluslararası bir gün. Geçtiğimiz yüzyılda her 8 Mart’ta, hem küresel hem de yerel düzeyde kadın hakları için bir dizi talebin yerine getirilmesi amacıyla çaba gösterildi” dedi.

Mücadelede 30 yıl, üç aşama

Federal Kürdistan özelinde ise, Baas rejimi öncesinde kadınların 8 Mart’ın öneminin farkında olmadığını belirten Razaw Guli Mohammed, ayaklanma sonrası kadınların tarihi bir dönüm noktası yaşadığını söyleyerek, “Kadın örgütleri kurulduktan sonra, toplumu bilinçlendirmeye ve yasaların değişmesi için çalışmaya başladık. Geçtiğimiz 30 yılı üç aşamada özetleyebiliriz. İlk aşama, aktivistlerin, örgütlerin ve partilerin farkındalığı artırdığı ve yasal değişiklikler için mücadele ettiği dönemdi. İkinci aşama ise Federal Kürdistan Parlamentosu’nda bazı yasaların geçirilmesi ve değiştirilmesine odaklandı” diye ekledi.

‘Siyasi engeller var’

Razaw Guli Mohammed, kadınların önünde hala birçok engel olduğunu vurgulayarak, “Siyasi engellerimiz var çünkü siyasi iradenin her aşamada çok önemli olduğunu unutmamalıyız. Siyasi irade olduğunda daha hızlı adımlar atmak mümkün” dedi. 2025 yılında Irak düzeyinde yaşanan bir geri çekilmeyi örnek gösteren Razaw Guli Mohammed, “Irak Parlamentosu, 1959 tarihli 188 numaralı Kişisel Statü Yasası üzerinde çalışmayı bıraktı. Dinler üzerinde birlikte çalışmamıza rağmen olumsuz etkiler olumlu etkilerden daha ağır bastı. Bu durum, yasa koyucular ve aktivistler için çalışmayı zorlaştırdı” ifadelerinde bulundu. Ayrıca, kadın hakları mücadelesinde hala güçlü bir muhafazakarlık ve erkek egemenliği yönelimi olduğunu söyleyen Razaw Guli Mohammed, bu gerçekliği göz ardı etmenin mümkün olmadığını belirtti.

Eğitim ve bilinçlendirme çağrısı

Eğitimin toplumun temeli olduğuna dikkat çeken Razaw Guli Mohammed, son olarak şu ifadelerde bulundu:

“Tüm engeller eğitim üzerinde büyük bir etki bıraktı. Okullarda bazı derslerin müfredata dahil edilmesi doğru, ama maalesef eğitim bu gerilemenin en büyük parçası oldu ve toplumun yönlendirilmesinde ve geliştirilmesinde diğer tüm sektörler kadar büyük bir rol oynuyor. Açıkçası, teknoloji de toplum üzerinde çok büyük bir etkiye sahip. Ne yazık ki toplumda ve mahkemelerde gördüklerimiz, kadın ve erkekleri, eşler arasındaki ilişkileri, kız ve erkek çocuklarının aileleriyle olan ilişkilerini etkiledi. Bir kadın hakları aktivisti ve bu toplumun bir üyesi olarak mesajım şudur: Hepimizin, kadınların ve erkeklerin, tüm özgürlük savaşçılarının ve gençlerin görevi, toplumumuzu iyileştirmek, onları daha bilinçli hale getirmektir.”