Faslı aktivist Kabira Chater: Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmeliyiz

Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürtlerin karşı karşıya olduğu yasal, insani ve güvenlik krizlerine dikkat çeken Faslı aktivist Kabira Chater, uluslararası toplum ve insan hakları kuruluşlarının daha etkin dayanışma göstermesi gerektiğini vurguladı.

HANAN HARITE

Fas – 6 Ocak’tan bu yana, Suriye geçici yönetimine bağlı cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve IŞİD çeteleri, Türk devletinin desteğiyle Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinden başlayan bu saldırılar, özellikle Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgeleri hedef alarak genişledi. Sivillerin doğrudan hedef alındığı saldırılarda çok sayıda kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce insan yaralandı ve binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Ortadoğu ve dünya halkları, Kürt halkının tarihinden büyük ölçüde habersiz. Bu bilgi eksikliği, şovenist söylemlerin kabul görmesine ve tarihin çarpıtılmasına yol açıyor. Sonuç olarak, etnik katliamlar ve zulümler kolaylaşırken, bunların en güncel örnekleri bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanıyor. Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan güvenlik ve insani zorluklara dikkat çeken Faslı insan hakları aktivisti Kabira Chater, bölgede silahlı çatışmalar, kitlesel yerinden edilmeler ve özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerde sivillerin karşı karşıya kaldığı ağır koşulların dramatik boyutlara ulaştığını belirtti.

‘Suriye krizi sadece bir iç çatışma değil’

“Gerilimlerin tırmanması, bölgesel müdahalelerle ve Suriye’deki sivillere ve çeşitli topluluklara yönelik aşırılıkçı silahlı grupların devam eden tehdidiyle doğrudan bağlantılı” diyen Kabira Chater, “Bu durum, sahadaki koşulları daha da karmaşık hale getirdi ve nüfusun çektiği acıları derinleştirdi. Suriye krizini sadece bir iç çatışma olarak görmek mümkün değil, bu, çatışma bölgelerinde insan haklarının korunmasıyla ilgili daha geniş sorunları da yansıtıyor. Krizlerden etkilenen halklarla uluslararası dayanışmayı güçlendirmemiz ve onların onurunu, barış içinde yaşama haklarını güvence altına almamız gerekiyor” sözlerine dikkat çekti.

Kürt meselesinde sınırlı farkındalık

Kabira Chater, Kürt meselesinin Fas, Arap ve uluslararası kamuoyunda sınırlı bir farkındalığa sahip olduğunu belirterek, Kürt halkının bölgenin en eski topluluklarından biri olduğunu ve uzun, zengin bir tarihi ile kültürel mirasa sahip olduğunu kaydetti. Kabira Chater’e göre, Kürtler bölgedeki onlarca yıllık siyasi ve tarihi dönüşümlerin bir sonucu olarak Avrupa’daki büyük toplulukların yanı sıra Ortadoğu’nun birçok ülkesine de dağılmış durumda. Kabira Chater, “Bu coğrafi dağılım, Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliklerini korumalarını engellemese de, onları çatışma ve istikrarsızlıkla ilgili tehlikeli durumlara ve hak ihlallerine karşı daha savunmasız hale getiriyor” şeklinde konuştu.

Yasal ve idari zorlukların etkisi

Suriye'deki Kürtlerin karşılaştığı yasal ve idari zorluklar ile bunların yaşamları üzerindeki etkisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Kabira Chater, “Suriye'deki Kürtler daha önceki dönemlerde medeni durumlarını etkileyen yasal ve idari zorluklarla karşılaştı. Tahmini 300 bin kişi vatandaşlık sisteminin dışında kaldı ve binlerce çocuk ile genç tehlikeli yasal durumlara düştü. Bu yapısal sorunlar, bugün hala hissedilen karmaşık sosyal ve insani koşulların birikmesine neden oldu. Ayrıca, 2011'de Suriye krizinin patlak vermesiyle bu koşullar daha da kötüleşti. Aşırılıkçı silahlı grupların yükselişi, özellikle çatışmalardan etkilenen bölgelerdeki sivillerin, kadınların ve çocukların yaşamlarını olumsuz etkiledi” açıklamasında bulundu.

‘Kürtler Suriye halkının birliğini istiyor’

Kabira Chater, çeşitli bölgesel müdahalelerin Suriye’deki durumu karmaşıklaştırdığını ve özellikle stratejik ve ekonomik açıdan önemli bölgelerdeki yerel halkın acılarını artırdığını dile getirdi. Kürtlerin Suriye ulusal dokusunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Kabira Chater, Kürtlerin, Suriye’de yaşayan halkların kültürel ile tarihi çeşitliliğine saygı gösterdiğini ve Suriye halkının birliğini istediklerini sözlerine ekledi.

Uluslararası koruma mekanizmaları ne kadar etkili?

Kürt kadınların aşırılıkçı zihniyetlerle mücadeledeki önemli rolüne dikkat çeken Kabira Chater, “Cephedeki varlıkları sadece güvenlikle sınırlı kalmadı, aynı zamanda insan değerlerini ve yerel toplulukların haklarını savunmayı da kapsadı. Çatışmanın etkileri yalnızca doğrudan şiddetle sınırlı değil, yerinden edilme, eğitime erişimin kısıtlanması ve çatışma bölgelerinde medya ile insan hakları çalışmalarına getirilen sınırlamalar gibi zorlukları da içeriyor. Bu koşullar, siviller için uluslararası koruma mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor” ifadelerinde bulundu.

Medyadaki ayrımcılık

Uluslararası toplumun ve medyanın çeşitli insani krizleri ele alış biçiminin uluslararası krizlere yaklaşımda çifte standart olduğunu ortaya koyduğunu söyleyen Kabira Chater, “Ukrayna’daki savaş gibi bazı çatışmalara medya ve siyasi odaklanma yoğun olurken, Suriye, Irak ve Türkiye de dahil olmak üzere diğer bölgelerdeki nüfusun farklı kesimlerini etkileyen ihlallere ve insani sonuçlara çok daha az dikkat ediliyor. Medya kapsamı ve siyasi katılımdaki bu eşitsizlik, çatışma bölgelerindeki sivillere sağlanan destek ve koruma düzeyini doğrudan etkiliyor” şeklinde konuştu.

Suriye’deki çeşitlilik ve birliğin önemi

IŞİD ve diğer aşırılıkçı unsurların yeniden ortaya çıkma tehlikesine dikkat çeken Kabira Chater, sözlerine şöyle devam etti: “Bazı tarafların aşırılıkçı hareketlere karşı gösterdiği hoşgörü ve hapishanelerin açılması, terörizmle mücadele ettiğini iddia eden uluslararası koalisyonun şüpheli gevşekliği ile birleştiğinde, Irak’tan Lübnan’a, Filistin’e ve Mısır’a kadar tüm bölgeyi tehdit ediyor. Suriye’deki çeşitliliği Suriye birliğine bir tehdit olarak değil, Kürtler ve bölgedeki diğer gruplar için insan ve toplumsal gelişmenin temel bir unsuru olarak görüyorum. Kimliği din, etnik köken veya aidiyet gibi tek bir boyuta indirgemenin, insan hakları ile birlikte yaşama ve ortak insan hakları çalışmalarına olumsuz etkileri göz önüne alındığında, bu yaklaşımın sakıncalı olduğunu vurgulamak istiyorum.”

Uluslararası örgüt ve kurumlara çağrı

Uluslararası alanda bazı tek taraflı siyasi girişimler konusunda çekincelerini dile getiren Kabira Chater, bu tür yaklaşımların uluslararası hukuk ve anlaşmalara saygı konusunda sorunlar yaratabileceğini ve 20. yüzyılın ortalarından bu yana uluslararası insani hukukta elde edilen ilerlemeyi baltalayabileceğini belirtti. Kürt halkının haklarının savunulmasının daha geniş insan hakları mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getiren Kabira Chater, dar siyasi hesaplamalardan arınmış, çeşitliliğe saygı, sivillerin korunması ve insan dayanışmasını teşvik eden daha kapsamlı bir uluslararası yaklaşım çağrısında bulundu. Kabira Chater, kültürel, etnik ve dini çeşitliliğe saygının adil ve barışçıl toplumlar inşa etmenin temelini oluşturduğunun altını çizdi.

Uluslararası insan hakları örgütleri ve dünya çapındaki ilgili kuruluşlara seslenen Kabira Chater, Kürt meselesine daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini ve çatışmalardan etkilenen bölgelerde şiddetin sonuçlarını hafifletmek için çabaların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu koşulların sürekli olarak göz ardı edilmesinin etik ve hukuki soruları gündeme getirdiğini aktaran Kabira Chater, Kürtlerin Ortadoğu’daki önemli demografik konumları ve Avrupa’daki büyük mülteci topluluklarındaki varlıkları göz önüne alındığında, bunun daha geniş insani ve güvenlik sonuçlarına yol açabileceğini vurguladı.