Fas’ta yeni nesil: Özgürlüğü ve kadın mücadelesini yeniden tanımlıyorlar
Gündelik deneyimden dijital aktivizme, bilgi üretiminden toplumsal girişimlere uzanan yeni kuşak, Fas’ta kadın bilinci yerel gerçeklikten besleyerek yeniden kuruyor; özgürlük, artık sadece bir talep değil, yaşanan ve üretilen bir deneyim haline geliyor.
HANAN HARET
Fas- Fas’ta genç kadın ve erkeklerden oluşan yeni bir kuşak, özgürlük, feminist mücadele ve toplumsal katılım kavramlarını yeniden şekillendiriyor. Ülkenin ve bölgenin yaşadığı siyasi, toplumsal ve ekonomik dönüşümler ışığında bu kuşak, günlük taleplerini ifade etmek ve değişime katkı sunmak için geleneksel söylemlerin ötesinde yeni yöntemler arıyor.
Peki Faslı genç kadınlar bugün özgürlüğün anlamını nasıl yorumluyor? Kadın mücadelesindeki rollerini, kendi meselelerini ifade etme biçimlerini ve kadınlar ile kız çocuklarının haklarına dair toplumsal söylemi yeniden kurma süreçlerini nasıl değerlendiriyorlar?
Özgürlük: Seçim ve ifade arasında
Adalet ve Haklar Derneği’nde psikolog olarak çalışan genç kadınlardan Sara er-Rays, özgürlüğün kendisi için net bir noktadan başladığını belirterek, şöyle devam ediyor: “Kadının özgürlüğü benim için her şeyden önce seçim özgürlüğüdür. Kadın, ister eğitimde, ister işte, ister evlilikte olsun, hayatının yönünü seçebilmelidir. Karar, toplum ya da aile tarafından dayatılmamalı, kadının kendisinden çıkmalıdır. Kadın aynı zamanda görüşünü ifade edebilmeli ve haklarını savunabilmeli, bunu yaparken de sonuçlardan korkmamalıdır. Burada seçim ile ses birbirini tamamlıyor; özgürlük yalnızca karar almak değil, aynı zamanda bu kararı güven ve cesaretle ifade edebilme ve savunabilme kapasitesidir.”
Mücadele konusuna geldiğinde ise Sara er-Rays, çatışma dilinden ziyade eğitim ve diyaloğun önemine dikkat çekiyor: “Mesajı iletmek için yeni yöntemlere ihtiyacımız var. Farkındalık, ruh sağlığı ve eğitim—ister okullarda ister aile içinde olsun—çok önemli. Değişim yalnızca cezalandırma üzerinden değil, diyalogla da başlayabilir.”
Günlük girişimlerden yeni kuşağın ruhuna
Gençlik girişimleri katılımına değinen Sara er-Rays, “Son dönemde gençlik inisiyatiflerine katıldım. Her birimiz kendi yöntemimizle katkı sunduk ve Fas’ta yaşadığımız deneyimleri ve sorunları paylaştık” dedi.
Sara er-Rays, milenyum kuşağına (1995 doğumlu) mensup olmasına rağmen, katılım biçimi özellikle günlük taleplerin ifade edilmesinde dijital alanın kullanımı, yatay dayanışma ağlarının kurulması ve geleneksel örgütsel yapılardan ziyade kişisel deneyimlerin paylaşımına dayanması bakımından Z kuşağının ruhunu ve yöntemlerini yansıtıyor.
Milenyum kuşağı ile yeni kuşağın ruhu arasındaki bu kesişim, çatışmacı siyasi söylemlerden uzak, toplum içinden gelişen kademeli ve sosyal bir değişim eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Sara er-Rays bu dönüşümü şu sözlerle ifade ediyor: “Eskiden hiçbir şeyin düzelmeyeceğini düşünüyordum, ama bugün değişimin mümkün olduğunu görüyorum. Sadece enerji ve süreklilik gerekiyor.”
Sara er-Rays’ın tanıklığı, bölgede feminist söylemin geçirdiği dönüşümlerin tek yönlü ilerlemediğini ortaya koyuyor. Dijital aktivizm ile kademeli toplumsal çalışma arasında, özgürlüğü ve mücadele araçlarını yeniden tanımlayan çoklu yollar şekilleniyor.
Bireysel deneyimden analitik okumaya
Sara er-Rays özgürlüğü günlük yaşanan bir deneyim olarak temsil ederken, sivil toplum aktivisti ve doktora öğrencisi olan Raja Enis, tartışmayı daha derin bir analitik düzeye taşıyor.
Raja Enis bu konuda şöyle diyor: “Biz bireyler olarak bir topluluğun içinde yaşıyoruz ve her zaman bu gelişimi taşıyacak kadar güçlü olmayabilen bir toplum içinde gelişiyoruz. Sosyal ve kültürel ilişkiler ve sistemler içinde şekilleniyoruz; bu da bize hem başkalarına saygı duymayı hem de topluluk içindeki sınırlarımızı anlamayı dayatıyor.”
Özgürlük anlayışını ise şu sözlerle açıklıyor: “Benim için özgürlük her istediğimi yapmak demek değil; her şeyden önce istemediğim bir şeyi yapmaya zorlanmamaktır. Aradaki fark basit gibi görünebilir ama aslında çok temel bir farktır. ‘Hayır’ diyebilme ya da kaçınabilme kapasitesi özgürlüğün temelidir.”
Raja Enis, günümüzde gençlerin farklı alanlarda gelişim gösterdiğini belirterek şunları söylüyor: “Bugün akademik alanda ya da sivil alanlarda farklı biçimlerde gelişiyoruz. Ancak asıl soru şu: Fas’ın gerçekten neye ihtiyacı var? Ve özellikle genç kuşağın neye ihtiyacı var?”
Gençlik ve kadın meselelerinde dernekler ve gençlik girişimleri tarafından yürütülen gerçek bir emeğin olduğunu vurgulayan Raja Enis, buna rağmen bu çabaların daha fazla tanınmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Toplumsal değişim süreçlerine dair değerlendirmesinde ise şu noktaya dikkat çekiyor: “Bence mesele yeni bir teori icat etmekten çok daha temel bir yaklaşıma dönmekle ilgili. Eğer toplumu anlamak istiyorsak, bireyden başlamalıyız. Tek tek insanlara odaklanmalı; onların gerçek inançlarını, ihtiyaçlarını, korkularını ve beklentilerini anlamalıyız. Bu olmadan etkili politikalar, programlar ya da girişimler geliştiremeyiz.”
Feminist bilinç inşası
Feminist konulara ilişkin olarak Raja Enis, bilgi üretimi ve sürekli eğitimin önemine dikkat çekerek, “Daha derin okumaya ve sürekli eğitime ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Çok okumalıyız; Fas’taki kadın hareketlerinin tarihini, bu alanda çalışan düşünürleri ve araştırmacıları tanımalıyız. Önemli bir entelektüel mirasımız var, ancak bunun yeniden keşfedilmesi ve etkinleştirilmesi gerekiyor.
Her genç kadın, kendi inançlarından ve Fas’taki gerçekliğinden yola çıkarak kendi feminist anlayışını oluşturmalıdır. Bu, kopyalanmış ya da dışarıdan aktarılmış bir model değil; burada yaşadığımız gerçek soruları yansıtan bir yaklaşım olmalıdır” diyor.
Raja Enis, Fas bağlamına kök salmış ancak diyaloğa ve öğrenmeye açık bir feminist bilincin inşasının, daha samimi ve etkili bir feminist mücadelenin yolu olduğunu vurguluyor.
Yeni bir yol şekilleniyor
Fas’taki bu genç sesler, yeni kuşakta feminist mücadelenin artık yalnızca sloganlara ya da hukuki taleplere indirgenmediğini; aksine gündelik deneyimlerden beslenen çok katmanlı bir sürece dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu süreç; seçim özgürlüğü, düşünceyi ifade etme ve toplumsal-farkındalık çalışmalarından başlayarak genişleyen bir mücadele hattı oluşturuyor.
Toplum içinden gelişen kademeli değişimi esas alan pratik yaklaşım ile kadın hakları bilincin derinleştirilmesini ve yerel bilgi üretimini savunan analitik yaklaşım arasında, bugün yeni bir yol şekilleniyor. Bu yol, özgürlük ve eşitlik ile kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlamak isteyen bir kuşağın beklentilerini yansıtırken, aynı zamanda daha geniş bölgesel tartışmalara açık bir Fas bağlamında gelişiyor.