Fas’ta kadın hakları tartışmaları: Reform ve hukuki gerçeklik arasındaki uçurum

Fas’ta kadın hakları tartışmalarının 2025’te yoğunlaştığını belirten Bouchra Abdou, aile kanunu ve şiddet yasalarının yetersiz kaldığını vurgulayarak, medyanın ve sosyal kurumların eşitlik kültürünü güçlendirmede kritik rol oynadığını kaydetti.

HANAN HARITE

Fas- Fas’ta kadın hakları tartışmaları, resmi söylemlerde reformlara bağlılık vurgusu ile aile ve toplum içindeki eşitlik ve adalet talepleri arasındaki kritik bir dönemeçte bulunuyor. Ancak temel sorular hala cevapsız ve net yasal çözümler bekliyor. Bu durum, özellikle Fas ailesinde yaşanan derin dönüşümler ve kadınların hem yasal hem de fiili haklarının tam olarak tanınması talepleri düşünüldüğünde, siyasi niyet beyanları ile bunların kamu politikalarına ve uygulanabilir mevzuata dönüşmesi arasındaki boşluğu gözler önüne seriyor.

2025 yılı, özellikle Aile Kanunu’nun revizyonu da dahil olmak üzere, kadınların statüsüyle doğrudan ilgili yasalar etrafındaki tartışmalarda benzeri görülmemiş bir artışa sahne oldu. Ancak bu tartışmalar, parlamentoya sunulan nihai yasal metinlere tam olarak yansımadı. Eşitlik ve Vatandaşlık Mücadelesi Derneği Başkanı Bouchra Abdou, konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

2025’in, nihai kararların alındığı bir yıl değil, kadınların hukuk sistemindeki konumuna ilişkin kapsamlı bir kamuoyu tartışmasının yaşandığı bir yıl olduğunu aktaran Bouchra Abdou, alternatif cezalar yasası ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun revizyonu gibi çeşitli metinlerin sosyal adalet ve kanun önünde eşitlik konularını yeniden gündeme getirdiğini belirtti. Bouchra Abdou’ya göre feminist hareketin bakış açısıyla bu düzenlemeler, Aile Kanunu’nda kapsamlı bir reformla bağlantılı olmadıkça yetersiz kalıyor. Aile Kanunu’nun revizyonunun, kadınlarla ilgili gerçek bir reformun temel taşı olduğunu vurgulayan Bouchra Abdou, özellikle açık ve kesin bir metin bulunmadığında, bazı önerilerin feminist hareketin taleplerine tam yanıt teşkil etmediğini söyledi.

‘Derneklerin taleplerini dinlemek olumlu bir adım’

Bouchra Abdou, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Derneklerin taleplerini dinlemek olumlu bir adım, ancak asıl zorluk, beklenen reformlarda cesaret göstermek ve on yıllardır eşitliğin özünü baltalayan istisna mantığından kopabilmekte yatıyor. Aile Kanunu’nu revize etmekle görevli komite, sivil toplumdan, feminist hareketten ve çeşitli siyasi aktörlerden gelen önerileri dinledi. Bu revizyonun, aile içinde ayrımcılık yapmadan eşitliği ve insan haklarına saygıyı güvence altına alan adil yasalara yol açacağı umuluyor. Feminist hareketin temel talepleri arasında çok eşliliğin ve çocuk evliliğinin tamamen kaldırılması, anne ve babalar arasında ortak yasal velayetin kurulması ve çocukların en iyi çıkarlarının güvence altına alınması yer alıyor. Hareket, Fas toplumunda yaşanan sosyal dönüşümler ışığında bu konuların artık ertelenemeyeceğini savunuyor.”

Bouchra Abdou, ekonomik haklar ve kadına yönelik şiddet konularına da dikkat çekti. Evlilik mallarının paylaşımı konusundaki tartışmanın, boşanma sonrası kadınların karşılaştığı kırılganlık açısından kritik bir mesele olmasına rağmen sınırlı kaldığını belirten Bouchra Abdou, ücretsiz ev işlerinin tanınmasının aile içinde adaletin sağlanması yolunda temel bir adım olduğunu ve bunun kadınlara ek bir ayrıcalık sağlamak anlamına gelmediğini vurguladı.

‘Kanunun daha koruyucu hale getirilmesi için değişikliklere ihtiyaç var’

Kadına yönelik şiddet konusunda ise Bouchra Abdou, 2025 yılında mevcut hukuki metinlerin etkin koruma sağlamadaki sınırlılıklarını bir kez daha doğruladığını ifade etti. 103.13 sayılı Kanun’un daha etkili ve koruyucu hale getirilmesi için ciddi değişikliklere ihtiyaç olduğunu belirten Bouchra Abdou, kanun ile uygulanması arasındaki uçurumun hem adalete erişim hem de mağdurlara destek açısından devam ettiğini kaydetti. Özellikle dijital şiddet gibi yeni gelişmelerin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen Bouchra Abdou, kadınlar ve kız çocukları arasında artan şiddet vakaları nedeniyle bu konuyu ele alan özel bir yasanın çıkarılmasının zamanının geldiğini dile getirdi.

‘Medyanın rolü’

Kamu ve medya alanlarında, kadın sorunlarının önceki yıllara kıyasla daha belirgin hale geldiğini aktaran Bouchra Abdou, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak yapısal ayrımcılığın kökenlerine inmeden, konular genellikle sadece durumsal veya ara sıra ele alınıyor. Kadınların medyada ve toplumda daha fazla yer alması, özellikle Anayasa’nın 19. maddesi ve cinsiyet eşitliği ilkesine uygun olarak seçim yasası başta olmak üzere yasal reformlara bağlı. Medya bu değişim sürecinde kilit bir ortak, ama haber verme anlayışından hesap verebilirlik ve analiz odaklı bir yaklaşıma geçmesi gerekiyor. Bir sonraki adım olarak, açık tartışmaları adil yasalara dönüştürecek net bir siyasi iradeye ihtiyaç var. Çünkü adil yasalar nihai hedef değil, kadınların gerçek yaşamını değiştirmek için bir ön koşul. 2026 ufku açısından en büyük zorluk, adil ve koruyucu yasaların hayata geçirilmesinde yatıyor. Eğitim, medya ve siyasi partiler gibi sosyalizasyon kurumları, eşitlik kültürünü oluşturmada ve şiddet ile ayrımcılığı reddetmede önemli bir rol oynuyor. Adil yasalar, zihniyetleri değiştirmek ve onur ile adalete dayalı bir toplum inşa etmek için hâlâ temel bir sütun olmaya devam ediyor.”