Evin’den Qizilhisar’a yeni sevk: Siyasi tutsaklar üzerindeki baskı artıyor
İran’daki cezaevlerinde aniden gerçekleştirilen eş zamanlı sevklerde tutukluların aileleriyle iletişimi kesildi. İnsan hakları raporlarına göre, uygulamalar tecrit, zorunlu sürgün ve sistematik baskı ve hak ihlali riski taşıyor.
Haber Merkezi- İran’da siyasi tutukluların cezaevleri arasında sevk edilmesine yönelik uygulamalar sürüyor.
Bağımsız kaynaklara göre, 17 Nisan günü Evin Cezaevi’nde tutulan 20 siyasi tutuklu daha Qizilhisar Cezaevi’ne nakledildi. Sevklerin ani ve eş zamanlı yapılması, daha geniş çaplı bir transfer sürecinin parçası olabileceğine işaret ediyor.
Edinilen bilgilere göre, söz konusu transferler sırasında tutukluların aileleriyle iletişimi kesildi ve hukuki durumlarına ilişkin bilgiye erişimde ciddi kısıtlamalar yaşandı. Uzmanlar, bu tür ani sevklerin özellikle tecrit koşullarıyla birlikte uygulandığında, mahpuslar üzerinde yoğun psikolojik baskı yarattığını belirtiyor.
İran’da özellikle 2023-2026 yılları arasında Evin Cezaevi’nden Karaj’daki Qizilhisar Cezaevi’ne yapılan sevkler, yargı ve güvenlik kurumlarının sistematik uygulamaları arasında gösteriliyor. Bu sevklerin; zorunlu sürgün, iletişimin sınırlandırılması ve cezaevi koşullarının ağırlaştırılması yoluyla tutuklular üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığı ifade ediliyor.
Baskı aracı olarak sevkler
Uzmanlara göre, ani sevkler ve özellikle karantina ile tek kişilik hücrelere yerleştirme uygulamaları; aileyle iletişimin kesilmesi, hukuki süreçten habersiz bırakılma ve psikolojik baskının artması gibi ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu uygulamaların bazı durumlarda tutuklular üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığı da dile getiriliyor.
Öte yandan, savaş süreci ve sonrasında cezaevlerindeki temel ihtiyaçlara erişimde de gerileme yaşandığına dair raporlar yayımlandı. Kaynaklar, mahpusların gıda, sağlık ve hijyen gibi temel ihtiyaçları karşılamakta daha fazla zorlandığını ve bu durumun fiziksel ile ruhsal sağlık açısından riskleri artırdığını aktarıyor.
Bazı insan hakları kuruluşları ise, yaşananların uluslararası hukuka aykırı olabileceğine dikkat çekiyor. Bu kuruluşlara göre; işkence yasağı, adil yargılanma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile insan onurunun korunması gibi temel ilkelerin ihlal edilmesi ağır sonuçlara yok açabilir.
Ayrıca, tecrit koşulları, avukata erişimin engellenmesi, aile ile iletişimin kesilmesi ve tutukluların bilinmeyen yerlere sevk edilmesi gibi uygulamaların, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele kapsamında ele alınıyor.
Bilgi akışına yönelik kısıtlamalar ve bazı tutukluların karantina koşullarında tutulması nedeniyle, mahpusların mevcut durumuna ilişkin ayrıntılı verilerin sınırlı olduğu ifade ediliyor.