Epstein, Pattaya, Pitcairn ve Galler adaları: Kadın ve çocuk tecavüzü normalleştiriliyor

Göz yumulan her suç yeni suçlara gebe. Pattaya’dan Pitcairn’e, Galler’den Epstein’e kadar bu adalar kadın ve çocuklara karşı cinsel suçların mekanı haline geldi. Peki ya yasalar bu durumda ne yapıyor?

LAVA KURDÊ

Haber Merkezi - Dünyada toplumsal çürümeyle birlikte cinsel şiddet normalleştiriliyor ve tecavüz yaygın bir suç haline geliyor.

Bu olgu genellikle “tecavüz kültürü” olarak tanımlanıyor. Bu ortamda tecavüz, yerleşik sosyal, kültürel ve kurumsal davranışlarla sürdürülmekte ve yüksek oranda cezasızlıkla sonuçlanmakta. Cezasızlık ve bazı yasalar, çocuk ve kadınlara yönelik tecavüzü meşrulaştırıyor; örneğin, Irak’ta Kişisel Statü Yasası'nda 2025 yılında yapılan değişiklik, kız çocuklarının dokuz yaşından itibaren evlendirilmesinin önünü açıyor.

Çocukların “evlendirilmesi” onları başta tecavüz olmak üzere birçok tehlike ile karşı karşıya bırakıyor. Bu tehlikeler, yurt dışına kaçırılmaları, insan ticaretinde kullanılmaları ve fuhuşa sürüklenmeleri gibi birçok şekilde sıralanabilir.

Cinsel saldırının normalleştirilmesi: Epstein örneği

Bu aralar tüm dünyanın gündemi Jeffrey Epstein davası kapsamında paylaşılan yeni belgeler.

ABD Adalet Bakanlığı'nın cinsel suçlu pedofil Jeffrey Epstein davasına ilişkin açıkladığı yeni soruşturma dosyaları kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. 3 milyon sayfadan fazla belge, binlerce video ve 100 binden fazla fotoğrafın yer aldığı son dosyada; siyasetçiler, sanatçılar, yatırımcılar, hukukçular ve toplumun tanınan isimleri yer alıyor.

Epstein, 10 Ağustos 2019'da New York'taki bir hapishane hücresinde, “insan ticareti ve çocuk istismarı” suçlamasıyla yargılanmayı beklerken öldü.

Adaletin baş düşmanı: Kapitalizm

Epstein davası, bir kez daha zenginliğin, gücün ve çeşitli resmi kurumlarla bağlantıların suçluları adaletten nasıl koruduğunu ortaya koydu. Hukuk sisteminin geniş bir kamuoyu tarafından tartışılmasına yol açtı.

Toplum, bu kapitalist sistemde güç yapılarının hukuk ile nasıl korunduğunu gösterdi. Kadınları ve çocukları metalaştırmayı ve bu yolla tüm toplumu hedef almayı amaçlayan kapitalist sistem, her zaman kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder.

Epstein'ın suçlarının özelliklerinin ötesinde, suç, daha geniş toplumsal sorunları görmenin bir merceği görevi görür.

Pattaya Adası

Tayland uzun yıllardır fuhuş ile anılıyor. Tayland'ın Pattaya adasında, şehrin ekonomisinin bir parçası olan fuhuş, şehrin en ünlü “Walking” caddesinde daha fazla görülmekte.

Pattaya adasında turistlere cinsel sahnelerin gösterildiği belirtiliyor. Bu cadde, Tayland'ın Pattaya şehrinde, özellikle gece hayatı için hem yabancıları hem de Taylandlıları çeken bir eğlence ve fuhuş merkezi görevi görüyor. Kasım 2025'te Güney Kürdistan'dan bir grup kadın gazeteci adayı ziyaret ederek bu gerçeği yerinde gözlemledi.

Ayrıca, altı veya yedi yaşındaki çocukların para kazanmak için Walking Street'te çiçek satmak veya dilenmek için kullanıldığı da raporlarda bulunuyor. 2025 yılında Tayland polisi, sokak ticareti ağını çökertmek için bir operasyon düzenleyerek, 9 çocuğu kurtardı ve şüphelileri tutukladı.

Pitcairn Adası

Güney Pasifik'te uzak bir İngiliz kolonisi olan Pitcairn Adaları, 2004 yılında kız çocuklarına yönelik uzun süredir devam eden cinsel saldırı davası ile öne çıktı. Bu dava, erkek nüfusunun önemli bir bölümünü kapsıyordu.

Yeni Zelanda ve Peru arasında yer alan bu uzak adada, on yıllarca toplumun çocuklara yönelik cinsel eylemlere müsamaha gösterdiği ortaya çıktı. 1999'da adayı ziyaret eden bir polis memuru bu uygulamaların farkına vardı ve bir soruşturma açılmasını sağladı.

Galler Adası

Onlarca çocuğun yıllarca bir papaz tarafından tecavüze uğradığı Galler'deki Caldey adası da cinsel saldırı olayları ile gündem olmuştu. Guardian, 2017'de, 1940'ların sonlarında adaya gelenlerin papaz tarafından cinsel saldırıya uğradığını ve ölümünden önce yargılanmadığını ortaya koymuştu. Ayrıca adada başka tecavüze maruz bırakılanların da yaşadığını ortaya çıkarmıştı.

‘Kişisel Statü Yasası’ ve yeni suçlara yol açma riski

Çocuk ve kadınlar bazen de yasalar yoluyla tehlikeye atılıyor. 21 Aralık 2025'te Irak parlamentosu, Irak içinde ve dışında tepkilere neden olan çeşitli maddeler içeren “Kişisel Statü Yasası”nda değişiklik yapılmasına karar verdi.

Kadın ve çocuk haklarını ihlal eden yasadaki değişiklikler, içerisinde birçok tehlike barındırıyor. Bu yasa çocuk kaçakçılığı gibi ciddi sonuçlar doğurabilir; örneğin, yoksulluk içindeki bazı aileler kızlarını para karşılığında yaşlı bir erkeğe verebilir.

Kadın hukukçulara göre, yasa değişikliği nedeniyle birçok kadın Irak vilayetlerinden kaçarak Güney Kürdistan’a yerleşti ve burada daha huzurlu bir hayat sürmeyi umut ederken, taciz ve tecavüz riskiyle karşı karşıya kaldılar.