Efrîn’den Şêx Meqsûd’a, Şêx Meqsûd’tan Qamişlo’ya: Saldırılara rağmen teslim olmadık

Efrîn’den Şêx Meqsûd’a, oradan Qamişlo’ya uzanan zorunlu göç yolculuğunu anlatan Emîne Mihemed, HTŞ çeteleri ve Türk devletinin saldırılarına rağmen halkın teslim olmadığını vurgulayarak, Suriye’de barış içinde yaşama çağrısı yaptı.

ZEYNEB ÎSA

Qamişlo - Bazı yollar vardır ki haritalarda görünmez, ancak yüreklere kazınmıştır. Efrîn’den Şêx Meqsûd’a, oradan da Qamişlo’ya uzanan bu yol, işte o yollardan biridir. Üzerinde bombaların izleri, kuşatmanın ağırlığı ve direnişin sesi vardır. Emîne Mihemed’in hikayesi yalnızca bir kadının yaşam öyküsü değildir, o, Kürt halkının ve özellikle kadınların teslimiyeti reddedişinin canlı bir tanıklığıdır.

Atılan ilk adımın devamı

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de bu tarih, çocuklardan yaşlılara, kadınlardan gençlere kadar herkesin “direniş” diye adlandırdığı, toprağını, kimliğini ve onurunu koruma kararlılığının adıdır. Bugün Qamişlo’da yankılanan her söz, aslında Halep sokaklarında, Efrîn dağlarında ve kuşatma altındaki mahallelerde atılan o ilk adımın devamıdır.

Efrîn kentinin sakinleri, 2018 yılında Türk devletinin saldırıları nedeniyle göç etmek zorunda kaldı ve Halep’teki Kürt mahalleleri Şêx Meqsûd ile Eşrefiyê’ye sığındı. Baas Rejimi’nin yıkılmasından önce bu iki Kürt mahallesi kuşatma ve ağır bir ekonomik kriz altındaydı. Rejimin düşüşünün ardından ise Türk devletinin desteklediği HTŞ çeteleri bölgeye geldi. Bu gruplar, söz konusu mahallelerde yaşayan Kürt halkını kuşatma altına aldı ve sık sık saldırılar düzenledi. 6 Ocak’ta cihatçı HTŞ’ye bağlı cihatçı çeteler, ağır silahlarla her iki mahalleye saldırdı. İç Güvenlik Güçleri, halkla birlikte, teslimiyeti kabul etmedikleri için sonuna kadar direnme kararı aldı.

Şêx Meqsûd mahallesinden Qamişlo’ya göç etmek zorunda kalan Emîne Mihemed, Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halkının saldırılar karşısında sergilediği direnişi ajansımıza anlattı.

Mahallelerde süren katliam tehlikesi ve hala bölgede bulunan yakınlarının güvenliği nedeniyle yüzünü göstermek istemeyen Emîne Mihemed, buna rağmen Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halkının kararlı ve onurlu duruşunu aktardı. Emîne Mihemed, halkın kahramanca direnişine dikkat çekerken, cihatçı HTŞ çeteleri ile Türk devletinin mahallelere yönelik saldırıları ve yaşanan vahşeti de dile getirdi.

‘Kürt müsün?’ sorusu ve artan baskılar

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde yaşananlara ilişkin konuşan Emîne Mihemed, Baas Rejimi’nin Kürt halkına yönelik yıllarca süren baskı ve zulmüne dikkat çekti. Emîne Mihemed, 2018 yılında Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırıları nedeniyle Şêx Meqsûd’a göç etmek zorunda kaldıklarını belirterek, her iki mahallenin Baas Rejimi döneminde ağır bir kuşatma altında bırakıldığını anlattı. Baas Rejimi’nin mahallelerden çıkan yurttaşlara sistematik baskı uyguladığını ifade eden Emîne Mihemed, özellikle üniversitelerde okuyan Kürt gençlerin hedef alındığını söyledi. Mahalle giriş çıkışlarında “Kürt müsün?” sorusunun yöneltildiğini aktaran Emîne Mihemed, Kürt olduğunu söyleyenlerin gözaltına alındığını, cezaevine gönderildiğini ve işkenceye maruz kaldığını dile getirdi.

Baas Rejimi’nin çöküşünün ardından geçici yönetime cihatçı HTŞ’nin gelmesiyle birlikte kuşatmanın daha da ağırlaştığına dikkat çeken Emîne Mihemed, bu süreçte halkın temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum bırakıldığını vurguladı. Elektrik, su, gıda ve yakıtın kesildiğini söyleyen Emîne Mihemed, hastanelerde dahi tedavi için gerekli ilaçların bulunamadığını ifade ederek, yaşananların halk üzerinde derin bir insani krize yol açtığını kaydetti.

‘Barış içinde yaşamak istiyoruz’

Emîne Mihemed, Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halkının direnişine dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

“HTŞ çeteleri, kuşatma ile bizi teslim alamayınca mahallelere saldırmaya başladı. Ancak her seferinde İç Güvenlik Güçleri bu saldırılara karşılık verdi ve onların ilerlemesine izin vermedi. Daha sonra çok ağır saldırılar gerçekleştirdiler. Havan, tank ve toplarla saldırdılar. Onlar yüzlerce kişiydi, bizim ise sadece yaklaşık 200 İç Güvenlik Gücü savaşçımız vardı. Silahları ağırdı ama buna rağmen güçlerimizi kıramadılar. İç Güvenlik Güçleri gece-gündüz saldırılara karşı durdu ve sivilleri korudu. Biliyorlardı ki hastaneler dışında halkın sığınabileceği başka bir yer kalmamıştı. Buna rağmen hastaneleri bombaladılar. Ama yine de halkın iradesi kırılmadı. Halk direndi ve geri adım atmadı.”

Suriye’de barış içinde yaşamak istediklerini vurgulayan Emîne Mihemed, “Saldırılar başladığında evimiz savaşın en ön hattındaydı. Savaşın nasıl giderek ağırlaştığını bizzat gördüm. Bunun üzerine mahallenin içine, babamın evine gittim ve birkaç gün orada kaldık. Sokaklarda bağırarak ‘Sabaha kadar mahallede kim kalırsa hepinizi yakacağız’ diye tehdit ediyorlardı. Bu sözleri duyduğumuzda yanımızda çocuklar olduğu için mahalleden çıkmak zorunda kaldık. Halep’in içine doğru gittik, oradan da Cizîrê Kantonu’na geçtik. Şimdi burada kalıyoruz. Biz hiçbir zaman mahallelerimizi terk etmek istemedik. Ancak saldırılar çok ağırlaştığı için mecbur kaldık. Artık biz Kürt halkı olarak barış içinde yaşamak istiyoruz. Herkes sesimizi duysun, biz hakkımızı ve toprağımızı istiyoruz. Suriye’de barış içinde yaşamak istiyoruz” dedi.