Dürzilere yönelik katliamın tanığı: Aynı yöntem Kürtlere karşı da uygulanıyor

Dürzilere yönelik katliamların bugün aynı yöntemlerle Kürtlere uygulandığına dikkat çeken İhlas el-Malham, kadın ve çocukların hedef alındığı katliamların, azınlıklara karşı imha ve yıldırmaya dayalı sistematik bir şiddet olduğunu vurguladı.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda - 13 Temmuz 2025’te Suriye’nin güneyinde Dürzi topluluğuna yönelik gerçekleştirilen saldırılar, Süveyda kentinin kadınları tarafından gün yüzüne çıkarılıyor. Olaylar, sadece bir münferit saldırı değil, Suriye kıyı bölgesi, Süveyda ve yakın dönemde Kürt bölgelerinde benzer yöntem ve amaçlarla tekrarlanan sistematik bir şiddetin parçası olarak kayıtlara geçti. Tarih boyunca barışçıl ve farklı dini grupların bir arada yaşadığı Süveyda, bu saldırılarla derinden travmatize oldu. Kadınlar, yaşanan ihlalleri ve kayıpları anlatarak hem toplum belleğini canlı tutuyor, hem de yaşananların unutulmamasını sağlıyor.

Süveyda’nın Tarbiya Mahallesi sakinlerinden İhlas el-Malham, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) cihatçıları ile Bedevi kabilelerinden silahlı grupların mahalleye girmesiyle yaşanan katliam ve sivillerin hedef alınması sürecini anlattı.  Mahallenin barışçıl yapısı ve farklı dini toplulukların çatışma olmadan birlikte yaşaması nedeniyle halkın bu tür saldırılara hazırlıksız olduğunu belirten İhlas el-Malham, Süveyda sakinlerinin daha önce şiddet veya katliam deneyimi yaşamadığını, sığınak veya savaş hazırlığı yapmadığını ifade etti.

‘Saldırılara karşı hazırlık yapmak zorunda kaldık’

İhlas el-Malham, Suriye kıyılarından çıkan silahlı grupların katliam ve şiddet görüntülerini içeren ve “Dürziler sizin için geliyoruz” gibi doğrudan tehditler barındıran videoların dijital medyada yayıldığını aktardı. İhlas El-Malham, kıyı katliamlarının ardından şehre yönelik tehditler göz önüne alındığında yapılan bazı acil durum hazırlıklarının ihtiyati olduğunu belirtti. Kendisi ve eşinin mahalledeki bir dini merkezin sorumluları olarak olası bir saldırıya karşı hazırlık yapmak zorunda kaldıklarını ekleyen İhlas El-Malham, merkezdeki kızlar için ilk yardım kursları düzenlediklerini ve olası bir saldırı durumunda yaralılara müdahale etmek üzere temel ilaç ve malzemelerle dolu bir ilk yardım çantası hazırladıklarını söyledi.

‘Keskin nişancılar herkese ateş açıyordu’

14 Temmuz 2025 tarihindeki saldırıları anlatan İhlas el-Malham, sözlerine şöyle devam etti:

“HTŞ cihatçıları ve Bedevi kabilelerinden gruplar, Süveyda’nın batı köylerine girdiler ve operasyonlar kısa sürede Tarbiyah Mahallesi’ne yayıldı. Çeteler mahallede gizlice hareket ederken, dini merkez sivillere açık kaldı. Korku büyüdükçe, mahalleden onlarca aile, çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlı, dini merkeze sığındı. Kısa sürede sığınaktaki insan sayısı yaklaşık 150’ye ulaştı. Kuşatma iki gün sürdü. Keskin nişancılar bölgeye yerleştirildiği için aileler dışarı çıkamadı ve yardım alamadı. Yiyecek ve su tükenince herkes büyük bir korku ve dehşet yaşadı. Durum kötüleşince tahliye girişimi doğrudan bir saldırıya dönüştü. Genç erkekler, sivillerin daha güvenli bir yere çıkmasını sağlamaya çalıştı.

Üç araç geldi ve herkese sadece on dakika içinde dışarı çıkmaları için süre verildi. Tahliye sırasında genç erkekler, silahlı kişilerin dikkatini dağıtmakla görevlendirildi. Sığınağı terk ettikten sonra, yüz metreden kısa mesafede yoğun ateş açıldı. Sığınağın arkasında ve karşısındaki binalarda, ayrıca çevredeki zeytinliklerde keskin nişancılar konuşlanmıştı ve geçmeye çalışan herkese ateş açılıyordu. Önümüzde kadın ve çocukların bulunduğu bir kamyonet geçti ve lastiklerine ateş açıldı. Kamyonet devrildi ve yerde yatanlara da ateş edildi. Daha sonra eşimin kullandığı minibüs, her yönden yoğun bombardıman altında kaldı, lastiklerine doğrudan ateş açılması sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirdi.”

‘Kadınlar gözümüzün önünde vuruldu’

Bindiği minibüste 25’ten fazla kadının olduğunu söyleyen İhlas el-Malham, “Oturacak yer yoktu, silah sesleri yükselirken eğilmiş halde kaldık. Önümüzde kadınlar vuruldu ve kanlar üzerime fışkırdı, ben de elimden yaralandım. Sahne tarifsiz derecede korkunçtu, çünkü kurşunların nereden geldiğini kimse bilmiyordu. Yaklaşık bir saat sonra, keskin nişancılardan biri bir top mermisiyle etkisiz hale geldi ve meyve bahçelerindeki diğer keskin nişancılar geri çekildi. Bu noktada, çoğu kadın olan yaralılar, yardım bulmak için yakındaki evlere yöneldik. Bölgedeki bir şeyh, boş bir evi açtı ve yaralıları içeri aldı” sözleriyle yaşananları aktardı.

‘Cenazelere işkence yapılmasın diye…’

İhlas el-Malham, saldırılarda yaşanan vahşeti gözler önüne serdi. Kızı katledilen bir annenin, cenazenin parçalanmasından korkarak onu örttüğünü ve arabaya geri koyduğunu anlatan İhlas el-Malham, bu durumu, silahlı çetelerin ölüler karşısında uyguladığı şiddetin tekrar eden bir örneği olarak nitelendirdi. Ayrıca, grubun içinde bulunan üç günlük bir kız bebeğin de vurularak katledildiğini söyleyen İhlas el-Malham, “Bu bebek ne yaptı?” sözleriyle tepkisini dile getirerek, katletme ve cenazelerin vücut bütünlüğünü bozma ideolojisinin din veya ahlakla hiçbir bağlantısı olmadığını vurguladı.

İhlas el-Malham, akşam saatlerinden diğer günün öğle saatlerine kadar eşiyle birlikte minibüsün içinde kaldıklarını anlatarak, “Bu süre boyunca bombardıman devam etti, silahlı çeteler alışılmadık silahlar ve görünümlerle evler arasında dolaşıyordu. Sokaklar insan cenazeleriyle doluydu. Kanlar içinde kalan eşimin telefonuna ulaşmaya çalıştım ve dışarı çıkıp görünmeden yürümesini istedim” dedi. Güneş batarken bir çocuğun ağlamasını duyduğunu belirten İhlas el-Malham, meyve bahçelerinde yürüyerek ulaştığı yerde, yaralı insanlarla dolu bir apartmanla karşılaştığını aktardı.

‘Kadınlara cinsel saldırıda bulundular’

Gece boyunca herkesin sessizce saklandığını söyleyen İhlas el-Malham, “Bulunduğumuz yerden silah sesleri, kahkahalar, çığlıklar ve ağlamalar duyuluyordu. Cihatçılar komşu eve baskın düzenleyerek erkekleri katletti ve kadınlara cinsel saldırıda bulundu. Saklananlar bu sahneleri duydu ama katledilme korkusuyla müdahale edemediler. Şafak vakti geri çekilme emri verildi. Ardından, bölgeden genç erkekler içeri girerek yaralıları kurtardı ve onları daha güvenli yerlere taşıdı” dedi.

Tanık olduğu dehşet verici sahneleri unutamayacağını söyleyen İhlas el-Malham, yaşananların bir daha tekrarlanmamasını umduğunu belirtti. İhlas el-Malham, “Süveyda halkına yaşatılanlar, aynı yöntemlerle şimdi de Kürtlere uygulanıyor. Bu vakaların ortak noktası, kadın ve çocukların hedef alınması, doğrudan katledilmesi ve ağır insan hakları ihlalleridir. Bu, azınlıklara yönelik tek tip, imha ve yıldırmaya dayalı bir şiddet modelini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.