Direnişten hafızaya, hafızadan geleceğe: Newroz alanları inşa dedi
Abdullah Öcalan’ın “teori pratikleşmeli” değerlendirmesi, 2026 Newrozu’nda “inşa” vurgusu olarak karşılık buldu. Geçmişin direniş birikimi hafızaya dönüşürken, bu hafıza meydanlarda özgür yaşamın kurulmasına dönük somut bir irade olarak ifade edildi.
ARJİN DİLEK ÖNCEL
Amed – 2026 Newrozu, direnişten birikmiş hafızanın geleceğin inşasına yöneldiği bir atmosferde kutlandı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “teori pratikleşmeli” çağrısı, meydanlarda yalnızca bir slogan değil, yeni dönemin yönelimi olarak öne çıktı. Yıllardır dile getirilen özgürlük, barış ve demokratik toplum talepleri, bu Newroz’da somut bir inşa iradesiyle buluştu. Yakılan Newroz ateşi, geçmiş mücadelelerin simgesi olmanın ötesinde, yeni bir toplumsal sürecin kurulmasına dönük kararlılığı da yansıttı. Kadınların öncülüğünde yükselen bu atmosfer, Newroz’un hafızadan geleceğe uzanan bir inşa zamanına dönüştüğünü ortaya koydu.
Tam da bu nedenle 2026 Newrozu’nda harlanan ateş, yalnızca bugünün değil, geçmişin direniş mirasının da devamı olarak yükseldi. Bu ateş, yıllardır yasaklara, katliamlara ve baskılara rağmen sokak aralarında yakılan Newroz’ların izini taşıyordu. Bugün meydanlarda “inşa” iradesi olarak yükselen talepler, dün lastik dumanları arasında büyüyen direnişin, hafızaya dönüşmüş halinden başka bir şey değildi.
Geçmişi hatırlıyorum…Kentin ara sokaklarına, avlulu evlerin avlusuna veya esnafların dükkanlarının depolarına sakladığı lastiklerin hepsi Newroz için hazırlanırdı. Böyle bir hazırlıktan söz etsek hemen 1990’lı yılların yasaklı Newroz’larını hatırlarsınız değil mi…
“Yasak” dense de her köşe başında yakılan ateşler Newroz’un isyanına isyan katıyordu. Yağmur, çamur demeden çocuk, genç, yaşlı sokaklara çıkan halk, Newroz ateşinin etrafında halaya duruyor, yakılan lastiklerin isleri, haklı bir davanın vermiş olduğu gururun nişanesi gibi duruyordu yüzlerde.
Bu yıllar katliamlara da sahne oldu. Nusaybin, Şırnak ve Cizre’de yaşananlar gibi.
Katliamlı yıllar: Bir varlık meselesi
1992 Newrozu’nda Şırnak, Cizre ve Nusaybin’de on binlerce insan saldırıya uğradı. Şırnak’ta halk inatla sokakları terk etmedi. Bişeng Anık isimli lise öğrencisi çocuk, gözaltına alındı ve katledildi. İnsan hakları kuruluşlarının raporlarına göre, 1992 yılı Şırnak Newroz’unda 38 kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 120 kişi de yaralandı.
Cizre ilçesinde de halkta aynı kararlılık vardı. Polis halkın yürüyüşüne izin vermedi, yürümek isteyen kalabalığın üzerine ateş açıldı. Saldırıda 24 kişi yaşamını yitirirken, 60’tan fazla kişi de yaralandı.
Nusaybin halkı da, Cizre ve Şırnak’ta yaşanan olayların duyulması üzerine yaşananları protesto etmek amacıyla yürüyüş yapmak istedi, engellenince oturma eylemi yapıldı. Kısa bir süre sonra da polis panzerleri halkın üzerine sürerek, oturma eylemi yapan kalabalığa ateş açtı. Nusaybin’de yaşanan olaylarda 16 kişi hayatını kaybetti, 50’yi aşkın kişi yaralandı.
90’lı yılların başı olmasa da, son kutlanan Newroz’ları hatırlıyorum. Eli joplu polislerin Bağlar Mahallesi’nde köşe bucak Kürt kovaladığı, sokakta sıkıştırdıklarını tanınmayacak hale getirene kadar dövdüğü Newroz’lar…Bu tanıklık çocukluk aklı ile bir sonraki Newroz’un kutlanılmayacağı düşüncesine kapılmama neden olmuştu. Ama öyle olmuyor; bir sonraki Newroz, ondan sonraki ve birbirini takip eden yıllarda kutlanan her Newroz ulusal birliğin, Kürt kimliğinin, Kürt kadın mücadelesinin kurucu öznesi oldu.
Tabi yıllar içinde değişen siyasi gelişmeler ve dönemin ruhunu yansıtmak adına bazı farklılıklar gösterse de, Newroz alanlarında öne çıkan ve yıllar geçse de (gerçekleşmediği için) değişmeyen bazı başlıklar vardı; Kürtlere statü, Önderliklerinin özgürlüğü ve Kürt ulusal birliği.
2026 Newrozu’nda da Kürtlerin birincil talebi yine Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü oldu. Bu Newroz’da da özgürlük talebini haykıran güçlü bir irade ortaya çıktı.
Ve 2026 Amed Newrozu…
Hazırlıklar günler öncesinden başladı. Newroz ateşi yanacak ve göğe yükselen alevler özgürlük, onurlu barışın adı olacaktı. Sabah erken saatlerinde alana doğru yola çıkıyoruz, Newroz için şehir uyanmış görünüyor, alana yaklaştıkça yer yıl olan manzara; polis bariyerleri ile kapatılan alan ve sokaklar. Bu durum Newroz alanına ulaşmayı zorlaştırıyor, ama halk bu uzun yolu bir solukta bitiriyor, çünkü sonunda dirilişin, direnişin simgesi Newroz ateşinin etrafında ısınmak var.
2025 yılında Newroz’un 27 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına denk gelmesi heyecanın yanında şaşkınlık da yaratmıştı, alana Abdullah Öcalan, tutsak arkadaşlarının ve İmralı Heyeti’nin fotoğrafları vardı, halk taleplerinde kararlı olsa da, sürece dair bazı belirsizlikler de vardı ve bu hissediliyordu.
Bu kez alanda Abdullah Öcalan’ın büyük posterleri göze çarpıyor. Alana ilk giren grup büyük bir heyecanla Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yanında fotoğraf çekiyor. Bu fotoğraf, “bir fotoğraf” denilip geçilmiyor, meydandan yükselen talebin en somut haline dönüşüyor ve bu kez belirsizliğe yer yok, “Önderliğimizi burada göreceğiz?” 4 bir yanda asılı duran fotoğraflar, sadece coşku değil, duygusal anların da yaşanmasına neden oldu.
2026 Newroz’unu daha anlamlı kılan Abdullah Öcalan’ın mektubuydu. “Yeni bir özgürlük ahlakına yüklenelim” mesajı ve “Newroz’un artık bir pratikleşme olması” değerlendirmesi tüm Kürtlere yeni yol haritasını hayata geçirmesi için bir çağrıydı.
En son yine aynı alanda, barışa dair umutların yeşerdiği bir süreçte, o sıcak Newroz alanından okunan mesajın yarattığı coşku hala hafızalarda. 2013 yılında Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder tarafından okunan mektubu bu kez Abdullah Öcalan ile birlikte kalan Veysi Aktaş ve yine uzun yıllar tutsak edilen Medya Aslan okudu. Sırrı Süreyya’nın yokluğu ise her an hissedildi. Ona dair hazırlanan sinevizyonun gösteriminde duygulu anlar yaşandı.
Havanın yağmurlu olacağı uyarılarına kimse aldırış etmeden Newroz alanı doldu. Abdullah Öcalan’ın mesajı ise alanda coşkuyu en doruğa taşıdı. Türkiye’de ve Kürdistan’da kutlanılan hiçbir Newroz’da bu kadar posteri muhtemelen görmedik. Dalgalanan posterler, atılan sloganlar ile Abdullah Öcalan’ın Newroz’u da kutlandı.
Newroz ateşini kadınlar tutuşturuyor
Yağmura rağmen inadına barış ve özgürlük halayları çekildi. Ruhu, yağmur ve çamuruyla 2026 Newroz’u, tıpkı 90’lı yılların Newroz’una benziyor. Kadınların uzun yöresel elbiseleri çamura bulaşmış ancak kimse aldırış etmeden halaya duruyor.
Ve yine Newroz ateşini kadınlar tutuşturuyor. Hem başka nasıl olacaktı, onlar değilmiydi Dehaq’lara karşı yana yana mücadele edenler. Ataerkiye, devlete ve baskıcı tüm unsurlara karşı bedenlerini siper eden, yanan kül olan ve küllerinden doğanlar…Tıpkı Zekiye Alkan gibi, Rahşan Demirel gibi.
Zekiye’nin, “Newroz ateşi odunla değil, insan bedeni ile yakılır” sözü, bir bedenin yok oluşunu değil, bir doğuşun müjdesini anlatıyordu. Zekiye’nin yaktığı ateş Amed Surları’nda kutlanan ilk Newroz’da kadınların elinde bir meşaleydi, o meşale şimdi Amed Newroz alanında Newroz ateşinde harlanıyor.
Bir göç çocuğu olan Rahşan Demirel, bedeni ile baskılara yanıt olan bir diğer kadın. O, 92 Newroz’unun sembollerinden oldu. “Ben kendimi Newroz yapıyorum Kadifekale’de. Cizre, Mardin ve Nusaybin’in cevabını vermek zorundayız” diye bir not bırakan Rahşan, İzmir Kadifekale’de bedenini ateşe verdi. O ateş şimdi Amed Newrozu’nda. O ateş hiç sönmeyecek.
“Iro newroz e,
Bi tev, bi doz e
Hewarek danin, me gotin
Rehşan agir doz e” Newroz alanından yükselen bu sözler Newroz’ların kahramanlarının kadınlar olduğunu anlatıyor. Kadınlar için her Newroz yeni bir başlangıçtır, tıpkı baharın uyanışı gibi. Festival değil, miting değil, Newroz kimliğin yeniden hatırlanması, yaşatılmasıdır.