‘Diktatörlüğü sona erdirmenin tek yolu, halkların birleşmesidir’

Gazeteci Berivan Şaho, Rojhilat ve İran’daki gelişmeleri değerlendirerek, “Diktatörlüğe karşı öncülük eden bölgeler yalnız bırakılmamalı; çünkü İran’daki diktatörlüğü sona erdirmenin tek yolu, halkların birleşmesidir” dedi.

HELÎN AHMED

Silêmanî - İran ve Rojhilat Kürdistan’ında halk isyanları devam ediyor. İran devletinin protestoları bastırmaya yönelik tüm baskılarına rağmen eylemler 19’uncu gününe girdi.

“Jin jiyan azadî” isyanından bu yana kadınlar Rojhilat Kürdistan ve İran’daki protestolarda aktif bir rol oynuyor. Halk ayaklanmasından korkan rejin, gözaltı, idam ve katletme tehdidiyle kadınları susturmaya çalışıyor.

‘Direniş iktidarın baskı ve zulmünün sonucudur’

Gazeteci Berivan Şaho, Rojhilat ve İran’da yaşananları değerlendirdi. Berivan Şaho, İran devleti rejimine karşı halkta yıllardır bir hoşnutsuzluk olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ekonomik koşulların giderek kötüleşmesine ek olarak, bu eylemlerin temelinde halkın diktatör İran iktidarına duyduğu öfke ve kin yatıyor. Halk, yıllardır içten içe biriktirdiği öfkeyi, rejimin adaletsiz uygulamalarına karşı dışa vuruyor.

‘Jin jiyan azadî’ isyanının ardından işgalci iktidar, vatandaşlara yönelik gözaltı ve işkence politikalarını daha da sertleştirdi. Gayriresmî verilere göre bu isyandan sonra Rojhilat ve İran’da 2 binden fazla kişi idam edildi. Bu idamlar bölge halkının öfkesini daha da büyüttü. Bugün halk, son derece zalim ve diktatör bir iktidarla karşı karşıya.”

‘Halk tehditlere aldırmıyor, sokağa çıkıyor’

“Tüm bu kişiler halkın bir parçasıdır; ancak haklarını elde edebilmek için iktidara karşı durmak zorunda bırakılıyorlar” diyen Berîvan Şaho sözlerine şöyle devam etti: “Yaşanan ekonomik kriz ve siyasi baskılar nedeniyle birçok genç ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. İran rejimi bölgede gençleri hapse atarak ve idam ederek muhalif sesleri susturmaya çalışıyor. Buna rağmen halk, gözaltı ve idam tehdidine aldırmadan sokaklara çıkıyor ve haklarını talep ediyor.”

İran’ın diktatörlükten kurtulması için farklı bölgelerde de protestoların başladığına dikkat çeken Berîvan Şaho, “Rejim, bu bölgelerde sert tutuklama, idam ve işkence politikalarını uyguluyor. Özellikle Rojhilat Kürdistan’ın bazı bölgeleri diğerlerinden koparılmaya çalışılıyor; ancak bu bölgelerde kimlik, ulusal haklar ve Kürtlük talepleri dile getiriliyor ve bugün direnişin öncülüğünü yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Rojhilat Kürdistan’da kadınlar devrimci bir ruha sahip’

Berivan Şaho, Rojhilat Kürdistan ve İran’daki kadınların direniş ruhuna sahip olduklarını dile getirerek, şunları söyledi: “Tarih boyunca farklı uluslarda kadınlar mücadelelerde önemli roller üstlendi. Rojhilat Kürdistan ve İranlı kadınlar, baskıcı bir iktidara karşı tarihsel bir direniş geleneği taşıyor.

İran’daki diktatör rejimin iktidara gelmesiyle birlikte, kadınlar ağır baskı politikalarıyla karşı karşıya bırakıldı. 8 Mart 1979 tarihinde başörtüsü dayatmasına karşı yaklaşık 8 ila 15 bin kadın sokaklara çıkarak protesto düzenledi. Kadınlar uzun yıllar toplumda susturulmaya çalışıldı; ancak değişen koşullarla birlikte mücadelelerini daha da güçlendirdiler.

‘Jin jiyan azadî’ isyanı, kadınların öfke ve direnişinin zirveye ulaştığı bir dönüm noktası oldu. Toplum artık şunu gördü: Kadın özgür olmadan toplum özgür olamaz. Kadınlar karar alma mekanizmalarının merkezine yerleşti ve eylemlerin öncüsü oldu.

Ancak İran’daki diktatörlük, kadınların yükselen gücünü bastırmak için gözaltı, idam ve uyuşturucu maddelerin yaygınlaştırılması gibi yöntemlere başvuruyor. Buna rağmen kadınlar, seslerini rejime karşı birleştirebilmek için dayanışma ağları kurmaya devam ediyor.”

‘Halkın talebi baskıcı iktidarın sona ermesidir’

Berivan Şaho, kadınların kolektif bir duruşla hedeflerini birleştirecek, alternatifler geliştirdiğini vurguladı. Kadınların mücadelesinin 1970’li yıllara geri dönmek ya da eski kölelik koşullarını yeniden yaşamak için olmadığını kaydeden Berîvan Şaho, “Kadınlar, alternatiflerin belirlenmesinde aktif rol almak zorundadır. Amaç, Ortadoğu’da hak ve adaleti tesis etmektir. Halkın temel talebi, baskıcı iktidarın sona ermesidir” diye konuştu.

‘Diktatörlüğe karşı öncülük eden bölgeler yalnız bırakılmamalı’

“Baskı sistemi bir anda sona ermeyebilir” diyen Bêrivan Şaho, halk tarafından kabul görmeyen bir yönetimin kalıcı olamayacağını ifade etti.

Berîvan Şaho sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Hak ve taleplerin başarıya ulaşmasının tek yolu, halklar arasında birlik oluşturulmasıdır. Diktatörlüğe karşı öncülük eden bölgeler yalnız bırakılmamalı; tüm bölgelerde halk tek bir sesle sokaklara çıkmalıdır. Çünkü İran’daki diktatörlüğü sona erdirmenin tek yolu, halkların birleşmesidir.”