DFG: 2025’de 40 gazeteci tutuklandı

DFG 2025 hak ihlali verilerini açıkladı. Rapora göre; 40 gazeteci tutuklanırken, 42’si kötü muameleye maruz kaldı.

Amed - Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), “2025 yılı gazetecilere yönelik hak ihlalleri” raporunu dernek binasında basın açıklamasıyla paylaştı. Açıklamanın Türkçesini DFG üyesi Diren Yurtsever, Kürtçesini ise DFG Yöneticisi Fahrettin Kılıç okudu.

Halep'te çalışan gazetecilere dikkat çekildi

Burada konuşan DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, bugünü kutlama ve bayram olarak görmediklerini, dayanışma günü olarak ilan ettiklerini söyledi. Selman Çiçek, “Birazdan raporlarda da açığa çıkan ihlallerden de görüleceği gibi hiç durmadı. Halep’teki duruma dikkat çekmek istiyoruz, meslektaşlarımız zor şartlarda çalışıyor, kimi arkadaşlarımızdan haber alınamadığı söyleniyor. Nazım ve Cihan’dan gördük, basın yazılmasına rağmen hedef alındılar. Uluslararası kuruluşlara sesleniyoruz; Halep’te çalışan gazeteci arkadaşlarımızın can güvenliği sağlansın. Saldırılar sonlansın” dedi.

Derneğin kayıt altına aldığı 2025 yılı verilerine değinen Diren Yurtsever, gözaltına alınan 105 gazeteciden 40’ının tutuklandığını, 42’sinin kötü muameleye maruz kaldığını, 22’sinin tehdit edildiğini, 48’inin haber takibi yaparken kolluk güçleri tarafından engellendiğini kaydetti. Diren Yurtsever, 5 Ocak itibarıyla cezaevlerinde 28 gazetecinin tutsak bulunduğunu belirtti.

Diren Yurtsever, raporun devamında şu ifadelere yer verdi: 

“Türkiye’nin savaş politikalarından kaynaklı gazeteciler 2025 yılında da hedef alındı. 2024 yılının son ayında Türkiye’nin SİHA saldırısı sonucu Nazım Daştan ve Cihan Bilgin, Kuzey ve Doğu Suriye’de katledildi. Yine Türkiye’nin 27 Ocak’ta Federe Kürdistan Bölgesi’ne yaptığı hava saldırısında gazeteci Aziz Köylüoğlu katledildi.

Ekolojik yıkıma karşı haberleriyle gündem yaratan Hakan Tosun, 10 Ekim’de Esenyurt’taki evine gittiği esnada uğradığı saldırı sonucu beyin kanaması geçirdi. Tosun, tüm müdahalelere rağmen 13 Ekim’de yaşamını yitirdi. Tosun’a yapılan saldırı aydınlatılmamış, halen cinayetin arkasındaki güçler korunuyor.

2025 yılında bizleri üzen bir diğer olay ise bir dönem gazetecilik yaptıktan sonra çalışmalarına danışman olarak devam eden Dilan Karaman’ın ölümü olmuştur. Karaman’ın şüpheli ölümü, ilgili kurumlar tarafından kurulan inceleme komisyonu tarafından araştırılmakta, bizler de bu süreci kolektif mücadele bilinciyle izlemekteyiz.

Hüseyin Aykol’a adandı

2025 yılında bizleri derinden üzen olaylardan biri de özgür basın mücadelesine emek verenlerden biri olan Hüseyin Aykol’un, 14 Ekim’de evinde geçirdiği beyin kanaması sonucu Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak 80 gündür yoğun bakım ünitesinde tedavi gördükten sonra 1 Ocak’ta yaşamını yitirmesidir. Hüseyin Hocamız, tüm yaşamı boyunca duruşu ve direnişiyle özgür basın emekçilerine yol gösterdi. Hüseyin Hocamızın, yıllarca bu raporları hazırlamamızda büyük emeği oldu. Bizler de 2025 yılı raporumuzu onun mücadelesine adıyoruz.

Bu suça ortak oldu

2025 yılında da gazetecilerin adliye mesaisi yoğun bir şekilde devam etti. Son bir yılda 113 gazeteciye yeni soruşturma açılırken, açılan soruşturmalardan 88’i davaya dönüştü. Gazetecilerin yargılandığı 259 dava dosyasında 57 gazete ciye toplamda 62 yıl 3 ay 29 gün hapis cezası ve 244 bin 900 TL para cezası verildi.

2025 yılının öne çıkan verilerinden biri de sansür oldu. Sansür politikasını bir rejim haline getiren iktidara, X ve Instagram gibi sanal medya şirketleri de sansüre boyun eğerek bu suça ortak oldu. 2025 yılında 113 internet sitesine erişim engeli getirilirken, 464 haber URL’sine ve 1519 sanal medya içeriği ile kullanıcıya erişim engeli getirildi.

Sansürün bir diğer adı RTÜK ise 17 program hakkında durdurma kararı, 71 kez farklı kanallara idari para cezası ve 5 kanala 35 gün yayın durdurma kararı verdi.

AKP iktidarının baskı rejimi haline getirdiği bir diğer politika da kayyımlar oldu. Yaşamın her alanına kayyım rejimini taşıyan iktidar, son olarak medya kuruluşlarına da hukuksuz yollarla kayyım atadı. Ciner Grubu’na ve TELE 1’e kayyım atayan iktidar, bu kanallarda emek harcayan yüzlerce basın emekçisini işsiz bıraktı. İktidarın yoksulluk ve kayyım politikaları yüzünden 294 basın emekçisinin işine son verilirken, 158’inin de ekonomik ve sosyal hakları gasp edildi.

Süreci destekliyor ve sahipleniyoruz

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği olarak, PKK Kurucu Lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı ile başlayan süreci destekliyor ve sahipleniyoruz. Sürecin başarıya ulaşabilmesi için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Sorumluluğumuz; özellikle ana akım medyada hâkim olan savaş dili yerine barış dilini oluşturmaktır. Barış gazeteciliği dili oluşturuldukça sürece itekleyici bir ivme de kazandıracağına inanıyoruz. Bu süreç geliştikçe ve hukuksal adımlar atıldıkça, basın, düşünce ve ifade özgürlüğü alanında zirve yapan hak ihlallerinde ciddi bir düşüş yaşanacağına inanıyoruz. Bu nedenle yıllık raporumuz vesilesiyle taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz:

Taleplerimiz:

*Kürt sorununun çözümü için medyanın aktif rolünü oynayabilmesi amacıyla barış gazeteciliği önündeki engeller kaldırılmalı.

*Kürt sorununun çözümü için medyanın aktif rolünü oynayabilmesi amacıyla çözümün muhataplarından biri olan Abdullah Öcalan ile görüşmenin önü açılmalıdır. Gazeteciler, Abdullah Öcalan ile röportaj yapabilmelidir.

*Benzer şekilde çözümün diğer tarafı olan kendini fesheden PKK liderleri ile süreçle ilgili röportajların önü açılmalı, bu röportajlara açılabilecek soruşturmaların önü kesilmelidir.

*Demokratikleşmenin turnusol kâğıdı olan basın üzerindeki baskılar kaldırılmalı, sansür politikalarından vazgeçilmelidir.

*X sansürü başta olmak üzere medya kuruluşları üzerindeki her türlü sansürden vazgeçilmelidir.

*Kapatılan tüm siteler ve sanal medya hesapları derhal açılmalıdır.

*RTÜK’ün yapısı demokratikleşmelidir. RTÜK, muhalif kanalları cezalandıran bir organ olmaktan çıkarılmalıdır.

*Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu demokratikleşmeli, BTK muhalif medya kuruluşlarını cezalandıran bir organ halinden çıkarılmalıdır.

*Sanal medya hesaplarının Asliye Ceza Mahkemeleri tarafından yargılama yapılmadan yasaklanmasının önüne geçilmelidir. Bu keyfiyetçi yaklaşım hukuka aykırıdır.

*Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan tüm gazetecilerin soruşturmaları derhal düşürülmeli, tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalıdır.

*Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle haklarında yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirleri bulunan gazetecilerin bu yasakları kaldırılmalıdır. Bu yasaklar, gazetecilerin mesleklerini icra etmelerine engel teşkil etmektedir."