DBP Amed İl Eşbaşkanı: Sessizlik yeni katliamlara neden olur

DBP Amed İl Eşbaşkanı Ruçem Vefa Elyakut, Halep’te kadın ve çocuklara yönelik katliamlara dikkat çekerek, kadın örgütlülüğünden duyulan korkunun cenazelere yönelik saldırılarda görüldüğünü ve sessizliğin yeni katliamlara yol açacağını vurguladı.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed- Cihatçı Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ)Halep’te Kürtlerin yoğun yaşadığı Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerini hedef alması katliamlara neden oldu. 6-11 Ocak tarihleri arasında yoğun bir şekilde yaşanan saldırılara karşı Şêx Meqsûd ve Eşrefiye İç Güvenlik Güçleri, direniş gösterdi. Öyle ki Şam’ın tahliye için gönderdiği otobüsler boş bir şekilde geri döndü.

Saldırıların ardından sağlanan kısmi ateşkes kapsamında yaşamını yitirenlerin cenazeleri ve yaralılar, konvoy halinde bölgeden çıkarıldı. Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’nin bölgelerine ulaşan konvoydaki yaralılar hastanelere sevk edildi.

Ancak son iki gündür bu kez geçici yönetime bağlı çeteler bu kez Dêr Hafir bölgesine yönelik saldırıları arttırdı. Yönetime bağlı çeteler ağır silahlarla Dêr Hafir merkezini bombalıyor. Saldırı sonucunda maddi hasar meydana geldi. QSD ise, Dêr Hafir’de HTŞ’nin saldırılarını püskürttüklerini açıkladı.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Amed İl Eşbaşkanı Ruçem Vefa Elyakut, “Kürtler için bir dönüm noktası” diyerek, saldırılara karşı örgütlü mücadele vurgusu yaptı.

Ortadoğu’da Kürtlerin önemli bir güç olduğunu ifade eden Ruçem Vefa Elyakut, bu nedenle Kürtlerin yaşadıkları her bölgede hedef alındığını söyledi.

‘Kadın örgütlüğü hedef alınıyor’

Halep’te yaşanan katliama karşı güçlü bir ses çıkarılması gerektiğini belirten Ruçem Vefa Elyakut, “Bu süreç Kürtler açısından artık bir dönüm noktası, burada verilecek olan tepki çok önemli” dedi. “Saldırıların nedeni Rojava özelinde gücünü göstermiş kadınların örgütlülüğünü dağıtmak” diyen Ruçem Vefa Elyakut, Rojava Kadın Devrimi’ne işaret ederek, dünya kadınlarına ilham olan “Jin Jiyan Azadî” ile direnişin dünyaya yayıldığını ifade etti.

‘Kadınlardan korkuyorlar’

Ruçem Vefa Elyakut, bölgede IŞİD’in isim değiştirerek yeniden saldırılarını sürdürdüğünü kaydederek, şöyle dedi: “DAİŞ, şimdiki adıyla HTŞ’nin bu kadın örgütlülüğünden nasıl korktuğunu görüyoruz. Kadınları yok ederek kendilerini var etmeye çalıştıklarını görüyoruz. Mahallesini koruyan bir kadının cenazesinin bir binadan atılması, korkunun göstergesidir.”

‘Türkiye sorumluluk üstlenmeli’

Aralık 2025’te IŞİD’e yönelik 15 ilde, 108 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Yalova’da IŞİD’e karşı düzenlenen operasyonda çıkan çatışmada 3 polis hayatını kaybetti, 8 polis ve bir bekçi yaralandı. IŞİD operasyonuna işaret eden Ruçem Vefa Elyakut, yaşanacak olan tehlikelere vurgu yaptı. Bu örgütlerin ülke içinde ya da dışında katliamlar gerçekleştirdiğini söyleyen Ruçem Vefa Elyakut, “IŞİD mensubunun aileleriyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı aldığı” yönündeki haberlerinin de kaygıları derinleştirdiğini belirtti.

Ruçem Vefa Elyakut, “DAİŞ’e vatandaşlık vermek, birkaç yıl tutuklu kalıp tahliye olmaları ‘bu vahşete ortak mı oluyorlar’ sorusunu akıllara getirmiyor değil. Türkiye’nin sorumluluk üstlenmesi gerekirdi. Kendi yanı başında komşusu olan bir halka karşı yaşanan katliamlara karşı durması gerekirdi.”

‘Zulüm Kürde uygulanınca zulüm olmuyor mu?’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile şekillenen “Demokratik Toplum Süreci” nin Ortadoğu halklarına barış getirecek bir perspektif sunduğunu ifade eden Ruçem Vefa Elyakut, şöyle konuştu: “Bir süreç var, bu sürecin başarıya ulaşması içi her Kürdün ve Türkiye halklarının bu sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Sırrı Süreyya Önder’in dediği gibi; ‘Kürtler şeytanla savaşıyor olsa, şeytana tapacak olanlar var.’  Bu sessizlik yeni katliamlara neden olur. Tepkiler yeterli değil, orada çocuk ve kadınlar katlediliyor. Türkiye’de yaşayan tüm kadınlar kaygılı olmalı. Bu tehdit sadece Kürtlere değil, yarın Türkiye’nin diğer kentlerinde de benzer şeyler yaşanabilir. Bugün Halep’te yaşananların burada yaşanmayacağının bir garantisi yok. Bir yandan demokratik bir toplum yaratmaya çalışırken, diğer taraftan yanı başımızda katledilen Kürtler olunca neden sessiz kalıyoruz?  Zulüm Kürde uygulanınca zulüm olmuyor mu? Neden aralarına fark koyuyoruz. Türkiye’nin saldırılara sessiz kalması yaratılmak istenilen kardeşliğe aykırı.”

Tüm Türkiye halklarına ve kadınlara çağrı yapan Ruçem Vefa Elyakut, konuşmasını şöyle tamamladı: “Kimlikleri bir tarafa bırakarak, bu zulümlere, katliamlara karşı ses çıkarmak gerekiyor. Sayın Öcalan’ın önümüze koyduğu demokratik toplum paradigması ışığında bu süreci daha da destekleyecek adımlar atmak gerekiyor.”