‘Cumhuriyeti özgürlüklerin ortak evi haline getirmeliyiz’

İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda konuşan Gültan Kışanak, demokratik dönüşümün Türkiye için yaşamsal bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayarak, “Cumhuriyeti özgürlüklerin ortak evi haline getirmeliyiz” dedi.

İstanbul - İstanbul'da 29 aydın, yazar, siyasetçi ve sanatçının çağrısıyla düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” Cem Karaca Kültür Merkezi'nde başladı. Salonda konferansın şiarı Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Ermenice olarak LED ekranlara yansıtılırken, çağrıcıların yanı sıra çok sayıda siyasetçi, akademisyen ve sanatçı da konferansa katıldı.

Konferansın açılış konuşmalarını hukukçu Rıza Türmen ile siyasetçi Gültan Kışanak yaptı.

‘Demokrasi yoksa Kürt sorununu da çözemeyiz’

Kürt sorununun çözümünün ancak demokrasi ile mümkün olabileceğini söyleyen Rıza Türmen, “Demokrasi yoksa Kürt sorununu da çözemeyiz. Demokrasiden uzaklaşırken Kürt sorununu çözüyoruz denemez. Burada bir sorun var. Kürtler demokrasinin motoru haline gelmeli. Bunu en iyi yapabilecek halklardan biridir. Kürt sorununun çözümünü demokrasinin olduğu bir toplumda gerçekleştirebiliriz. Kürtler her zaman ötekiydi. Şimdi yeni cumhuriyetin kurucu iradesinin bir parçası olmalı. Kürt siyasi hareketi demokrasi hareketlerinde en önemli yerde duruyor. Bu konferansta Kürt sorununu demokrasi ile bütünleştirmenin sonucunu çıkarmak lazım. Konferans son değil, demokrasi mücadelesinde yeni bir başlangıç, yeni bir halk hareketi ve umut kapısı olmasını diliyorum” dedi.

‘Bu sorunları nasıl aşacağımızı konuşacağız’

Ardından söz alan siyasetçi Gültan Kışanak, “Bu tarihi konferansı, ilginç bir tesadüfle, önemli politik hafıza mekanlarından birinde yapıyoruz. Cem Karaca Kültür Merkezi'ndeyiz. Hatırlayalım, Cem Karaca, bu ülkede 12 Eylül sonrası vatandaşlıktan çıkarılmış, yani kendisine en üst perdeden ‘sen artık bizden değilsin, dışarıdasın’ denilmiş bir sanatçıydı. O, sadece doğup büyüdüğü yurdundan değil, iradesini temsil eden yurttaşlık hakkından da mahrum bırakılmıştı. Bugün bizler, yurtsuz bırakılan ve iradesi yok sayılan bir sanatçının, Cem Karaca'nın ismini taşıyan bu mekanda; tam da ‘yüz yıllık yalnızlığı, ötekileşmeyi, dışlanmayı, kutuplaşmayı, yabancılaşmayı, çatışmayı’ ve en çok da bu sorunları nasıl aşacağımızı konuşacağız” ifadelerini kullandı.

2'nci yüzyılda demokratik Cumhuriyet

Cumhuriyetin birinci yüzyılında yaşanan sorunların “demokratik dönüşüm” ile aşılabileceğini vurgulayan Gültan Kışanak, şöyle devam etti:

“İkinci yüzyılda bu rotayı hep birlikte takip ederek demokratik bir cumhuriyete ulaşmayı arzuluyoruz. Bunu tahayyül ediyoruz. Yaşadıklarımızın ufkumuzu daraltmasına, bizi umutsuzluğa sevk etmesine izin veremeyiz. Otoriter, tekçi, üstünlükçü yaklaşımların yarattığı dışlama pratiklerinin sona erdiği; Kürt meselesinin özgürlük ve eşitlik ilkelerine dayalı barışçıl çözümünün gerçekleştiği; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı demokratik ortak bir gelecek tahayyülü en önemli motivasyon kaynağımızdır.”

‘Karşılıklı ve birlikte bir yerde durmak’

“Başarabiliriz, geleceğimize yön verebiliriz” diye vurgulayan Gültan Kışanak, şunları söyledi:

“Demokratik dönüşüm rotasında buluşabilirsek, barış ve demokrasiye dayalı ortak geleceğin o kadar da uzakta olmadığını görebiliriz.

Bugün burada sadece geçmişi değil, daha çok da geleceği ve mümkün olanı konuşmak için bir araya geldik. Türkçede ‘konuşmak’ ve ‘komşu’ kelimeleri, ‘konmak’ fiilinden, yani bir yere yerleşmek, bir dalda durmak eyleminden türemiştir. Karşılıklı ve birlikte bir yerde durmak. Aynı zeminde olmak, aynı dalı paylaşmak, komşu olmak ve konuşmak, bir dostluk meclisi kurmak... Biz bugün burada sadece teorik tartışmalar yapmayacağız; birbirimizle komşu olduğumuzu, bu kadim coğrafyada birlikte yaşadığımızı bir kez daha hatırlayacağız. Birbirimizin hakikatine dokunacağız.

Bu konferansa en çok da bunun için ihtiyaç duyduk. Bu konferansta iki gün boyunca, yüz yıldır ertelenmiş, ötelenmiş, yeri geldiğinde darbelerle önü kesilmiş demokratikleşme özlemlerimizi konuşacağız.

Çözümü konuşacağız

Konferans programımız oldukça kapsamlı. Geçen yüz yılın muhasebesini ve bakiyesini; içinden geçtiğimiz sürecin siyasal ve toplumsal analizini; aynı zamanda çözüm imkanlarını konu alan önemli sunumlar yapılacak.

İçinden geçtiğimiz dönemin dört temel özelliğine değinerek, demokratik dönüşümün kaçınılmaz ancak zorlu olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Sürecin birinci özelliği; çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyor olmaktır. Otoriter yönetim krizi, ekonomik kriz, siyasal kriz, ekolojik kriz, erkeklik krizi, kimlikler krizi vs... Küresel ve bölgesel gelişmelerden kaynaklı krizler de cabası.

Demokratik dönüşümün öznesi halktır

Bu çoklu kriz durumunun yarattığı bir kaos, karmaşa ve belirsizlik hali var. Bu nedenle toplumda umutsuzluk, mutsuzluk, hareketsizlik ve beklentili bir ruh hali hakim. Toplumu, halkı öznellik konumunun dışında tutan bir hal bu. Oysa demokratik dönüşümün temeli ve öznesi halktır. Toplumun dinamik, değiştirici gücü yapısal bir suskunluk yaşarsa demokrasi ölür. Bu nedenle demokratik dönüşüm artık ekmek ve su kadar yaşamsal bir ihtiyaç haline gelmiştir.”