Cûdi Elî: Kürt gazeteciliği 128 yılda birçok başarıya imza attı

Gazeteci Cûdi Elî, Kürt gazetecilerin hakikati yazarak halkın sesi olduğunu belirterek, “Arkadaşlarımızın çalışmaları sayesinde bugün zengin bir mirasa sahibiz. Kürt gazeteciliği bize yüzyıllık bir miras bıraktı” dedi.

SARA EGÎD

Qamişlo - Her yıl 22 Nisan’da kutlanan Kürt Gazeteciler Günü, ifade özgürlüğü mücadelesini hatırlatıyor ve Kürdistan gazetesinin ilk sayısının yayımlandığı günü işaret ediyor. 22 Nisan 1898’de Kahire’de Mikdad Midhat Bedirxan tarafından çıkarılan gazete, ilk Kürtçe yayın olarak kabul ediliyor. Bundan 128 yıl önce zor koşullara rağmen gizli şekilde basılıp dağıtılan Kürdistan gazetesi, Kürt ulusal bilincinin gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Aynı zamanda kültürel ve siyasi bir platform olarak bilgi ve düşüncenin yayılmasına katkı sunarak Kürt halkının uzun soluklu kültürel mücadelesinin başlangıcını simgeledi.

Özgür Kürt basını, Kürtlerin sesi olarak öne çıkarken, aynı zamanda onların sorunlarını yansıtan bir ayna ve hak mücadelesine hizmet eden bir platform oldu. Tüm siyasi koşullara, baskılara ve yasaklara rağmen, Kürt gazeteciler görevlerini yerine getirmekten asla vazgeçmediler. Ataerkil zihniyetin egemenliğine ve baskıcı sistemlerin özel mücadelesine rağmen, kadın medyası 1980'lerde büyük bir adım attı.

Kürt Gazetecilik Günü'nün 128’inci yıldönümü vesilesiyle, Ronahî TV muhabiri Cûdî Elî, ajansımıza Kürt gazeteciliğinin önemi hakkında konuştu.

‘Kürt gazeteciliği güçlenerek yoluna devam etti’

Sözlerinin başında 128’inci Kürt Gazeteciler Günü’nü tüm Kürt gazetecilere kutlayan Cûdî Elî, “Her yıl 22 Nisan, Kürt Gazeteciler Günü’dür ve bizim için Kürt halkı açısından bir şans ve fırsattır. İlk Kürtçe gazete ‘Kürdistan’, 1898 yılında yayımlandı. Tüm zorluklara rağmen Kürt gazeteciliği bugüne kadar ayakta kalmayı başardı. Her ne kadar birçok gazete yayın hayatına başlamış ve engellenmiş olsa da bu durum, Kürt gazeteciliğinin daha da güçlenerek devam etmesini sağladı. Bu vesileyle, bu yolda hayatını kaybeden gazeteci arkadaşlarımızı ve sahada emek veren tüm meslektaşlarımızı saygıyla anıyor ve kutluyoruz” dedi.

‘Kadın gazeteciliğinin tarihi Gurbetelli Ersöz ile başladı’

Cûdi Elî, bu günün nesilden nesile aktarılan bir miras haline geldiğini ve Kürt gazeteciliğinin özgür iletişim adına hayatta kalması ve çalışması için bir araç olduğunu belirtti. Cudi Eli, Kürt kadın gazetecilerin rolüne ve misyonuna dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti: “Kadın gazeteciliğinin tarihi Gurbetelli Ersöz ile başladı ve birçok kadın bunu sürdürdü, birçok kadın gazeteci çalıştı ve bugün de çalışmaya devam ediyor. Bu alanda da büyük rol oynadılar. Kadın gazeteciliğinin tarihi, genel gazetecilik içinde çok özel bir özelliğe sahiptir. Birçok kadın gazetecinin toplumun sesi, kadınların sesi veya devrimin sesi olmak, bu devrimin mesajını her yere yaymak ve büyütmek için hayatlarını feda etmeleri gerek. İşgalci Türk devletinin saldırılarında şehit düşen Dilisan İbis ve Cihan Bilgin gibi.”

‘Kadın gazeteciler saldırıların hedefi oldu’

Özgür basın çalışanlarının amacına dikkat çeken Cûdî Elî, sözlerine şöyle devam etti:

“Gazeteci arkadaşlarımızın hepsi aynı amaca sahipti. Amaçları gerçeği ortaya çıkarmaktı, özellikle Rojava’ya yönelik Türk devletinin ağır saldırılarının yaşandığı dönemde. Türk devleti bu süreçte, ‘Tişrin Barajı bizim kontrolümüze geçti’ şeklinde yanlış bilgiler yayıyordu. Biz ise bu bilgileri doğru bir şekilde hem bölge halkına hem de tüm dünyaya ulaştırmaya çalışıyorduk. Özellikle Cihan Bilgin ve Nazım Daştan, barajdaki olayları ve saldırıları belgelediklerinde, barajın Türk devletinin kontrolüne geçmediğini ve halkın direnişinin devam ettiğini de bildirdiler. Bu, işgalci Türk devletine ve çetelerine verilen en büyük ve en güçlü cevaptı. Birkaç gün sonra, her iki gazeteci de Türk devleti tarafından saldırıya uğradı. Bu da Türk devletinin bir kadının sesini ve gerçeği ifade etmesine ve işini yapmasına izin vermediği anlamına geliyor. Bu nedenle tüm gazeteciler, özellikle de kadın gazeteciler saldırıların hedefi haline geldi. JIN TV muhabirlerinin de hedef alınması, kadın gazetecilerin gücünden duyulan korkunun açık bir göstergesidir.”

Kuzey Kürdistan’daki birçok kadın gazetecinin Türk devletinin baskı ve saldırılarına maruz kaldığını söyleyen Cûdî Elî, kadın gazetecilerin tutuklandığını ve gazetecilik haklarından mahrum bırakıldığını dile getirdi. Kadın gazeteciliğinin tüm zorluklara rağmen güçlü bir şekilde varlığını sürdürdüğünü ifade eden Cûdî Elî, “Medya kurumlarında kadınların oranı yüzde 50 ile 60 arasındadır. Kadınlar medyanın tüm alanlarında çalışıyor; sunucu, kameraman, editör ve radyo çalışanı olarak görev alıyorlar. Aynı zamanda yönetimsel pozisyonlarda da kadınlar bulunuyor. Baas rejimi döneminde ise Kürtlerin medya çalışmalarına katılması genel olarak engelleniyordu. Çünkü Kürtlerin gazeteci olması, kendi seslerini, kültürlerini ve dillerini görünür kılmaları anlamına geliyordu. Bu nedenle özellikle Kürt kadınlarının gazeteci olması ve toplumda öncü roller üstlenmesi büyük ölçüde bastırılmıştı” şeklinde konuştu.

‘Gurbetelli ve Nûjiyan’ın bıraktığı çizgi ve miras üzerinden yürümeye devam ediyoruz

Rojava Devrimi’nin başlangıç sürecine ve gazeteci sayısındaki değişime dikkat çeken Cûdî Elî, “Rojava Devrimi’nin başlamasıyla birlikte gazeteci sayısı azaldı, özellikle kadın gazeteciler açısından. Bunun bir nedeni toplumun bakış açısı, diğer nedeni ise aile baskısıydı. ‘Kadınlar nasıl sokaklara çıkıp halkın ve gerçeğin sesi olabilir, ya da kamerayı ellerine alıp görüntü çekebilir?’ deniyordu. Toplumda kadınların dışarı çıkması hala ayıp olarak görülüyordu. Başlangıçta hem bireysel olarak kadınlar hem de toplum ve aile baskısı nedeniyle büyük zorluklar yaşandı. Ancak bu durum zamanla, şehit düşen yoldaşlarımızın emeği ve Kürt Özgürlük Hareketi ile özellikle de kadın özgürlük hareketinin çabaları sayesinde aşılmaya başlandı. Kadınlar eğitimleri, iradeleri ve güçleriyle kameralarını alıp toplumun içine çıktılar; sorular sordular, takip ettiler ve haber yaptılar. Bu, verilen gazetecilik eğitimleri sayesinde mümkün oldu. Böylece Rojava’da kadınlar medya çalışmalarında aktif olarak yer almaya başladı. Biz, şehit Gurbetelli Ersöz ve Nûjiyan Erhan’ın bıraktığı çizgi ve miras üzerinden yürümeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Kadın gazetecilerin yalnızca genel medya kurumlarında değil, aynı zamanda bağımsız ve öz yönetimli medya yapılarında da aktif olarak yer aldığını vurgulayan Cûdî Elî, “Rojava’da çok sayıda kadın hem genel medya kurumlarında hem de kendi oluşturdukları bağımsız medya yapılarında çalışıyor. Kadınlar kendi seslerini duyurmak için kendi kurumlarını da kurdu. Örneğin Star FM, JIN TV ve kadın ajansları bu şekilde oluşturuldu. Bu sayede kadınlar medya alanında kendi özerk yapılarını inşa edebildi. Ayrıca örgütlenme alanında da Yekîtiya Ragihandina Jin – Kürdistan Kadın Basın Birliği (YRJ) Rojava’da kadın gazetecileri bir araya getiren ve onların çalışmalarını örgütleyen bir yapı haline geldi. Bu yapının bir meclisi ve aktif üyeleri bulunuyor” dedi.

‘Kadınlar Rojava Devrimi’nin sesini duyurmayı hedeflediler’

Cûdî Elî, Rojava Devrimi’nin medya alanındaki kazanımlarına dikkat çekerek, “Kadınlar kendilerini tüm alanlarda eğitti ve örgütledi. Askeri, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanların yanı sıra kadın gazeteciler de bu alanlarda kendilerini örgütlediler. Her şekilde devrimin sesini, özellikle de Rojava Devrimi’nin ve kadın devriminin sesini duyurmayı hedeflediler” diye ekledi.

Cûdî Elî konuşmasının sonunda, yaşamını yitiren meslektaşlarının izinden gideceklerini vurgulayarak şöyle dedi:

“Şehit arkadaşlarımıza verdiğimiz sözler sadece slogan olarak kalmayacak, biz bu sözleri pratikte de hayata geçireceğiz. Onlar gerçeği ulaştırmak için bu yolda zorluklara karşı nasıl direndilerse, biz de onların hakikat yolunu takip edeceğiz. Kürt gazeteciliğinin mirasını bir gazeteciden diğerine, bir kuşaktan diğerine aktaracağız. Onların bize bıraktığı bu çizgiyi, onların öncülüğünde sürdürmeye devam edeceğiz.”