Feleknas Uca: Êzidîlerin mücadelesi yeni bir aşamaya ulaştı
Şengal’de YJŞ- YBŞ ile Irak Hükümeti arasında imzalanan entegrasyonu değerlendiren Feleknas Uca, Êzidîlerin mücadelesinin yeni bir aşamaya ulaştığını belirterek Êzidîlerin yasal, dini ve toplumsal haklarının da güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Haber Merkezi - Irak hükümeti ve Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ile Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ), 26 Ekim 2026 tarihinde Şengal Dağı’nda düzenlenen ortak bir törenle anlaşma sağladı. Anlaşma kapsamında 500’ü kadın toplam 4 bin 165 savaşçının resmi Irak federal güvenlik sistemine entegrasyonunu ilan edildi.
Anlaşmanın ardından Güney Kürdistan İçişleri Bakanlığı 9 Ekim 2020’de BM gözetiminde Hewlêr ve Bağdat’ın imzaladığı Şengal Anlaşması’na işaret ederek, “Doğru olan tek çözüm, Şengal Anlaşması’nın eksiksiz uygulanmasıdır” dedi.
Êzidî siyasetçi ve diplomat Feleknas Uca, Êzidî halkının yaşadığı katliamları, 2014 yılı öncesi ve sonrasını ve demokratik entegrasyon sürecini ajansımıza değerlendirdi.
‘Toplumumuz açısından tarihi bir süreç’

Feleknas Uca, konuşmasına anlaşmanın Êzidî toplumu açısından bir ilk olduğunu söyleyerek başladı.
74 fermana işaret eden Feleknas Uca, Êzidîlerin tarih boyunca ezildiğini, katliamlara maruz kaldığını, en temel haklarına bile erişemediklerini ifade etti.
Êzidîlerin aynı zamanda tarih boyunca karar alma süreçlerinin de dışında bırakıldığını hatırlatan Feleknas Uca, “İlk kez Êzidî kadınlar ve erkekler kendi iradeleriyle hareket etti. İlk kez Êzidîlerin savunma güçleri devletle aynı masaya oturuyor ve anlaşma imzalıyor, entegrasyon sürecini geliştiriyor. Bu sonuç toplumumuz için tarihidir” dedi.
‘Irak ve Hewlêr, Şengal konusunda çelişkiler yaşadı’
Şengal’in Irak’ın bir parçası olduğunu ve Irak Anayasası'na göre; her inanç ve dinin, kendisini örgütleyebilir ve özgünlüğüyle yaşayabileceğini vurgulayan Feleknas Uca, 2007’de Şengal’in iradesinin bir kez daha yok sayıldığını hatırlatan Feleknas Uca, “2007 yılında yapılan tartışmalarda, Şengal'de iki ilçeye yönelik saldırıların ardından 140'ıncı Madde kapsamında referandum yapılması gündeme geldi. Şengalli Êzidîler, Mexmûr, Kerkük ve Xaneqîn halkları, Güney Kürdistan'a mı yoksa Irak Hükümeti’ne mi bağlı kalmak istediklerine kendileri karar vermeliydi. Irak Hükümeti ile Hewlêr arasında Şengal konusunda çelişkiler vardı. Bundan kaynaklı Şengal'in iradesi yok sayıldı” diye belirtti.
‘Êzidîler, yaşanan katliamın hesabını sormak için örgütlendi’
İlk kez Êzidîlerin karar alma sürecinde masada yer aldıklarını ifade eden Feleknas Uca, değerlendirmesine şu sözlerle devam etti: “
“Tabi ki bu gelişme özgürlük mücadelesi ve özgürlük gerillaları sayesinde oldu. Ferman sırasında Şengal'i savunmak için 12 savaşçı, insani bir yardım koridoru açtı. Rojava'dan direnişçiler geldi. Şengal'in özgürleştirilmesi için Sayın Öcalan'ın felsefesinden etkilenen Êzidîler savunmaya katıldı ve kendi öz savunma güçlerini oluşturdu. Êzidîler, yaşanan katliamın hesabını sormak için kendisini örgütledi.
Türk devletinin SİHA'ları Êzidîler öncüleri katletti. Meclise yönelik saldırılar ve ajanlık faaliyetleriyle Şengal'in iradesi kırılmaya çalışıldı ancak başarılı olunamadı. Merkezi hükümet birçok defa Şengal'e girmek istedi ancak halkın iradesi bütün bu girişimleri boşa çıkardı. 70 yaşındaki anneler tankların önünde canlı kalkan oldu, Şengal'e girmelerine izin vermedi.”
‘Şengal Anlaşması’nın 9 Ekim’de yapılması tesadüf değildi’
Irak Hükümeti ile Güney Kürdistan Bölgesi Yönetimi arasında 9 Ekim 2020'de imzalananŞengal Anlaşması’na işaret eden Feleknas Uca, anlaşmanın amacının bir kez daha Êzidîleri savunmasız bırakmak olduğunu kaydetti.
Feleknas Uca, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'a yönelik 9 Ekim uluslararası komplosu gerçekleştirilmek istendi. Aynı gün, yani 9 Ekim 2020'de, Güney Kürdistan hükümeti ile Bağdat arasında da anlaşma yapıldı. Türk devletinin baskısı altında, Birleşmiş Milletler gözetiminde, Britanya ve Amerika'nın denetiminde bu anlaşma imzalandı. Anlaşmada silahlı güçlerin bölgeden çıkması gerektiği belirtildi. Buradaki silahlı güçler, Êzidî çocuklarından oluşan bir güçtü. Anlaşma, Êzidîleri kendi bölgelerinden çıkarmak amacıyla yapılmıştı. Başka fermanların önünü açmak istiyorlardı. Şengal üzerindeki siyaseti anlamak için bu duruma bakmak yeterlidir. 9 Ekim Anlaşması'nın içeriği, DAİŞ çetelerinin Şengal'de gerçekleştiremediklerinin devamı niteliğinde bir konsept taşıyordu. Bugün Êzidîler bu anlaşmaları boşa çıkardı. Êzidîlerin ortak bir yaşam istiyor; Güney Kürdistan'dan koptuklarını söylemiyorlar. Êzidîler, 3 Ağustos öncesindeki Êzidîler değildir.”
‘Tasfiye etmek istedikleri bir güçle aynı masaya oturmak zorunda kaldılar’
“Direniş, Êzidîlerin boyun eğmeyeceğini gösterdi” diyen Feleknas Uca, Êzidîlerin ısrarı, kararlılığı ve mücadelesi sonucunda Irak devletinin tasfiye etmek istediği bir güçle aynı masaya oturmak ve müzakere yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Feleknas Uca, anlaşmanın sadece askeri alanla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi ve sağlık, belediyecilik, siyaset ve ekonomi alanlarında yeniden yapılanmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
‘Güney Kürdistan’da 40 bin Êzidî çadırlarda yaşıyor’
Güney Kürdistan’da hala 40 bin Êzidînin çadırlarda yaşadığını hatırlatan Feleknas Uca, “Şengal’in özgürleştirilmesinden 12 yıl sonra bile bu kadar Êzidînin çadırlarda yaşaması çok büyük bir ayıptır” dedi.
Tüm baskılara rağmen Şengal’de son 12 yılda yeni bir sistem oluşturulduğunu belirten Feleknas Uca, kendini yönetme mekanizmalarının ve halk meclislerinin kurulduğunu, ambargoya rağmen hastaneler açıldığını ve okullar yapıldığını kaydetti. Felekanas Uca, bütün bu çalışmaların Irak’ta değişim ve demokratikleşme için önemli bir zemin oluşturduğunu dile getirdi.
‘Avrupa ülkeleri Şengal'in yeniden inşası için bir şey yapıyor mu?’
Uluslararası güçlerin Êzidîlere yönelik tutumunu da eleştiren Feleknas Uca, “Êzidîler, Amerika'ya, Avrupa'ya ve farklı ülkelere gitmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler yardımlarını kesti. Bu nedenle birçok Êzidî geri dönüyor. Avrupa'nın siyaseti de değişiyor. Almanya, soykırımı kabul etti. Şengal için kararlar alıyor ve Êzidîlere geri dönmesi için yardım ediyor. Ancak Şengal sorunu tam olarak çözülmeden Şengallileri bulundukları ülkelerden sınır dışı ediyorlar. Bu durum beraberinde yeni sorunlar getiriyor. Peki, Avrupa ülkeleri Şengal'in yeniden yapılanması için bir şey yapıyor mu?” diye sordu.
Yeni süreçle birlikte kaygıların da ortaya çıktığını ve bu kaygıların giderilmesi gerektiğini kaydeden Feleknas Uca, “Şengal entegre oldu. Ancak Şengal kendi kendisini yönetemezse ve bir statüye sahip olmazsa kendisini nasıl koruyacak? Bu nedenle asıl mücadele şimdi daha büyük bir şekilde başlıyor. Meclislerimizi nasıl oluşturacağız, eğitimi nasıl örgütleyeceğiz? Bunlar önemli konular. Irak içerisinde farklı dinlere yönelik düşmanlıkların ortadan kaldırılması gerekiyor. Êzidîlik resmî olarak bir din şeklinde tanınmıyor. Bunlar önemli ayrıntılar. Çözülmesi gereken birçok ucu açık sorun var” dedi.
‘Êzidî toplumu yalnız bırakılmamalı’
Önemli bir süreçten geçildiğini ve bu süreçte Êzidî toplumunun yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Feleknas Uca özellikle Güney Kürdistan halkına çağrıda bulundu: “Kürt olmadıklarını söyleyenler provokasyon yapmaya çalışıyorlar. Êzidî Kürt'tür. Başka bir halkın içinde değillerdir. Mezopotamya'nın en eski halklarındandır.”
Feleknas Uca devamında şunları söyledi: “Êzidîlerin ilk kez kendi kimlikleriyle entegrasyon sürecinde yer aldığı bir süreçte ‘Êzidî Kürt müdür, değil midir?’ tartışması çıkarılıyor? Güney Kürdistan yönetimine şunu söyleyebilirim: Şengal hiçbir yere tehdit değildir. Güney Kürdistan, Türkiye, Araplar ya da Farslar için de bir tehdit oluşturmuyor. Şengal, Ezidxanların yaşadığı özerk bir bölgedir; tarihî ve stratejik bir alandır.”
Entegrasyon Êzidî halkı için neden önemli?
IŞİD tehlikesine karşı da uyarıda bulunan Feleknas Uca, savunma güçlerinin halkı koruyacağını söyledi. Feleknas Uca:
“Birkaç ay önce Irak'ta bir af çıkarıldı ve binlerce DAİŞ üyesi serbest bırakıldı. Hol Kampı'ndan çıkan çeteler Şengal çevresindeki köylere yerleşti. Şengal'e yönelik tehdit yeniden gündeme geldi. Irak'ta DAİŞ yeniden canlandırılmaya çalışılıyor ve Şengal'e doğrudan saldırabilir. Peki, Şengal'i kim koruyacak? Şengal'in çocukları 2014'ün tekrarını mı yaşayacak, yoksa Êzidî genç kadınlar ve erkekler demokratik entegrasyon yoluyla Êzidîlere yönelik yeni fermanların yaşanmasını mı önleyecek? Bu nedenle entegrasyon bir tehlike değil, zenginlik ve ortak yaşam anlamına geliyor. Êzidîlerin kendilerini koruyabilmeleri açısından da önem taşıyor” şeklinde değerlendirdi.
‘Güney Kürdistan Hükümeti daha kapsayıcı olmalıydı’
“Güney Kürdistan'ın açıklamalarını çok tehlikeli buluyorum” diyen Feleknas Uca bu söylemlerin Êzidîlerin hedef alınmasına yol açacağını belirterek, “Êzidîlerin başına bir şey gelirse Güney Hükümeti sorumludur” dedi.
Feleknas Uca; “Şengal'in statüsünü güvence altına alacak bir anlaşma yapılması Güney Hükümetini zenginleştirirdi. Bunu manevi, siyasi, dinî ve toplumsal açıdan söylüyorum. Demokratik entegrasyon anlaşması, Irak'ın demokratikleşmesi açısından önemli bir adımdır. Bu anlaşma yasal, dinî ve toplumsal hakların yanı sıra kadınların, gençlerin ve göçmenlerin haklarını da içermelidir. Ancak o zaman ortak bir entegrasyonun gerçekleştiği söylenebilir. Bu, Şengal için de bir zenginlik olacaktır” diye belirtti.
‘Entegrasyon Şengal’in statüsünü güvence altına alacak’
“Entegrasyon, hem Şengal'in statüsünü güvence altına alacak hem de Irak tarafından soykırım yasasının kabul edilmesini sağlayacaktır” diyen Feleknas Uca, hala akıbeti bilinmeyen 2 bin 700'den fazla Êzidîyi hatırlattı ve henüz açılmamış toplu mezarların incelenmesi gerektiğini belirtti.
Feleknas Uca, “Entegrasyon yalnızca askeri anlamda olmayacaktır. Sorunlar bu şekilde çözülemez. Kanalizasyon, su kuyuları ve şehrin yeniden inşası gibi konuların tamamı Irak merkezi hükümetinin sorumluluğundadır. Şengal'in önünde uzun bir yol var. Başarıyla ilerlemek için ittifaka ve birliğe ihtiyacımız var. Bütün halkımız, savaşçılarının ve gücünün etrafında kenetlenmelidir. Halklar arasında parçalanma yaratılmasına izin verilmemelidir” ifadelerini kullandı.
‘Alınan kararlar yerine getirilmedi, Avrupa’daki sessizlik son bulmalı’
Avrupa’da entegrasyon sürecine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadığını belirten Feleknas Uca, “Avrupalı siyasetçiler, ‘Şengal, Rojava gibi değil’ diyor. Hatta ‘Halkınızı korumak için silahlarınızı bırakmayın’ diyenler de var. Entegrasyon bu açıdan çok önemli” şeklinde konuştu.
Avrupa’daki kurumların ve Birleşmiş Milletler’in kendi rollerini ve son 12 yılda yaşananlar karşısındaki sorumluluklarını görmesi gerektiğine işaret eden Feleknas Uca, “Êzidîler 12 yıl boyunca yalnız bırakıldı. Êzidîlerin kaderini belirleyecek anlaşma imzalandı, ancak sessizlik hâkim. Bazı Avrupa ülkeleri vicdanlarını rahatlatmak için soykırımı resmi olarak kabul etti. Ancak yeniden yapılanma ve Êzidî kadınların geri dönüşünü sağlama konusunda herhangi bir çalışma yapılmadı. Avrupa Parlamentosu’ndan çıkan Şengal'e yardım kararları da yerine getirilmedi. Bu nedenle Avrupa'nın sessizliği son bulmalıdır” çağrısında bulundu.
‘Şengal’deki entegrasyon Ortadoğu’ya da örnek olacaktır’
Feleknas Uca, “Şengal'deki entegrasyon, Irak için öncü bir adım olduğu gibi Ortadoğu için de örnek olacaktır” diyerek, uluslararası güçlerin süreci desteklemesi gerektiğini belirtti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik toplum ve barış çağrısının Êzidî toplumu açısından da önemli olduğunu belirten Feleknas Uca, kendilerini bu sürecin bir parçası olarak gördüklerini ve kendi deneyimleriyle sürece öncülük etmeye hazır olduklarını söyledi.
Feleknas Uca Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mektup ve özellikle Êzidîlerin rönesansına ilişkin değerlendirmelerine dikkat çekerek “Önder Apo her zaman Êzidîlerin karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekmişti. Bugün bu süreç yeni bir döneme girdi. Önder Apo'nun Başur, KDP ve YNK için gönderdiği mektuplar var. Özgürlük Hareketi'nin Êzidî toplumu için çok büyük emeği var ve bu uğurda büyük bedeller ödendi. Fermanın ardından Êzidî toplumunun ölümün eşiğinden yeniden yapılanma sürecine ulaşmasında ve kendisini savunabilecek bir konuma gelmesinde de büyük emeği oldu” diye belirtti.
Barış ve Demokratik Toplum sürecinin Rojava'yı da Şengal'i de etkileyeceğini vurgulayan Felaknas Uca “Bu süreci yürüten Önder Apo'dur. Şengal kırmızı bir çizgidir. Bu süreç, ilk önemli aşamalarından birini de Şengal'de gösterdi” dedi.