Boşanmanın ardından kadınlar yoksulluk ve dışlanmayla mücadele ediyor
İran'da birçok kadın için boşanma, şiddetin sonu değil; dışlanma, ekonomik bağımlılık ve yeni şiddet biçimlerinin başladığı bir sürecin başlangıcı oluyor. Ataerkil yapı ve yetersiz sosyal destek mekanizmaları kadınları yoksulluk ve yalnızlığa sürüklüyor.
SARE PORXEZRÎ
Kirmanşan– İran'da birçok kadın için boşanma, şiddet dolu bir evliliğin sona ermesi anlamına gelse de, ardından başlayan süreç aile içi dışlanma, ekonomik yoksunluk ve yeni şiddet biçimleriyle devam ediyor. Ailelerinden destek göremeyen çok sayıda kadın, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sosyal yardım kurumlarına başvurmak zorunda kalırken, ataerkil toplumsal yapı kadınların bağımsız bir yaşam kurmasını daha da zorlaştırıyor.
Kirmaşan'ın Hafiziye Mahallesi'nde yaşayan ve iki yıl önce boşanan Negin F., babasının eve dönmesine izin vermediğini, evin deposunda yaşamak zorunda bırakıldığını söylüyor. Geçimini yalnızca sosyal yardımlarla sağlamaya çalıştığını belirten kadın, yardım kurumlarına yaptığı başvuruların ardından kendisine aylık yaklaşık 2 milyon tümen destek bağlandığını, bunun ise yaşamını sürdürmesine yetmediğini ifade ediyor. Babasının kendisini sürekli suçladığını ve aile için "utanç kaynağı" olarak gördüğünü de dile getiriyor.
'Boşanmış kadın değersiz görülüyor'
Kirmaşanlı psikolog Ronak Marabi (takma ad), ataerkil toplumlarda kadının bağımsız bir birey olarak değil, aile ve eş için çalışan bir unsur olarak görüldüğünü belirtiyor. Ronak Marabi'ye göre kadının değeri çoğu zaman medeni durumuyla ölçülüyor; boşanmış kadınlar ise birçok aile tarafından "değerini yitirmiş" olarak görülüyor.
Yoksulluk ve şiddet boşanmadan sonra da sürüyor
Boşanmanın ardından birçok kadın çalışma imkânı bulamıyor, aile desteğinden de yoksun kaldığı için sosyal yardım kurumlarına başvurmak zorunda kalıyor. Ancak bürokratik engeller ve katı kriterler nedeniyle birçok kadın bu desteklerden yararlanamıyor. Destek alabilen kadınlara ise aylık 1 ila 3 milyon tümen arasında değişen yardımlar yapılıyor ve bu miktarın temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediği vurgulanıyor.
Bu koşulların kadınları yoksulluk, ekonomik bağımlılık, depresyon ve fiziksel ile psikolojik sorunlarla karşı karşıya bıraktığı, bazı kadınların ise umutsuzluk nedeniyle intiharı düşündüğü belirtiliyor. Ayrıca boşanmanın ardından bazı kadınların eski eşleri ya da aile bireyleri tarafından darp, tehdit ve hatta ölüm riskiyle karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.
Haberde görüşlerine yer verilen Munir B. de boşanma kararı aldıktan sonra hem babası hem de eşi tarafından ağır şiddete maruz kaldığını anlatıyor. Babasının baskısıyla bir süre eşinin yanına dönmek zorunda kaldığını söyleyen Munir, burada da şiddetin arttığını, sonunda tüm zorluklara rağmen boşandığını ifade ediyor.
İki çocuğuyla Kirmanşan'ın Vekil Ağa Mahallesi'nde yaklaşık 20 metrekarelik bir evde yaşadığını belirten Munir B., tek gelirinin sosyal yardım olduğunu, bu yardımın ise yalnızca ekmek almaya yettiğini, çocuklarının sık sık aç kaldığını dile getiriyor.
Boşanmış kadınların maruz kaldığı bu sorunlar bireysel olaylar değil, kadınları aile ya da eşin mülkü olarak gören ayrımcı ve ataerkil toplumsal yapının sonucudur. Hukuki, ekonomik ve aile desteğinden yoksun bırakılan kadınlar için boşanma, sağlıksız bir evliliğin sonu değil; yoksulluk, dışlanma ve şiddet döngüsüne karşı verilen yeni bir yaşam mücadelesinin başlangıcıdır.