BM: Afganistan'da kadınlara yönelik kısıtlamalar kalıcı bir sisteme dönüşüyor
Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidara gelişinin beşinci yılında yayımlanan Birleşmiş Milletler raporu, kadın ve kız çocuklarına yönelik kısıtlamaların azalmadığını, aksine günlük yaşamın yerleşik bir parçası haline geldiğini ortaya koydu.
Haber Merkezi- Afganistan’da Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinin üzerinden beş yıl geçerken, kadın ve kız çocuklarının yaşamına yönelik kısıtlamalar giderek daha kapsamlı hale geliyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin (UN Women) yayımladığı yeni rapora göre, son beş yılda kadınlar ve kız çocuklarına yönelik 100’den fazla karar ve talimat çıkarıldı. Eğitim, istihdam, seyahat ve hareket özgürlüğü, kamusal yaşama katılım, adalete erişim ve sağlık hizmetleri alanlarındaki kısıtlamalar daha da sıkılaştırıldı. BM Kadın Birimi, mevcut durumu dünyadaki kadın hakları açısından en ağır kriz olarak tanımlıyor.
Kadınların hukuk önündeki eşitliği zayıflatılıyor
Rapora göre 2026'da çıkarılan bazı kararlar, kadınların adalete ve hukuki korumaya erişimini daha da sınırlandırdı. Raporda, 12 numaralı kararın kadın ve erkeklerin hukuk önündeki eşitliğini zayıflattığı ve erkeklere eşleri üzerinde yasal yetkiler tanıdığı belirtiliyor. Karar ayrıca kadınların hukuki yollara başvurma imkanlarını sınırlandırırken, evlilik içindeki şiddeti yalnızca ciddi ve gözle görülür fiziksel yaralanmalara yol açması halinde suç kapsamında değerlendiriyor.
18 numaralı karar ise kadınların evlilik ilişkisini sona erdirmesini zorlaştırırken, erkeklerin tek taraflı boşanma hakkını koruyor. BM Kadın Birimi, kararın kız çocuklarına yönelik hukuki korumaların zayıflaması ve erken yaşta evlilik riskinin artması konusunda da endişelere yol açtığını belirtiyor.
Her 10 Afgan kadından 7’si ruh sağlığını kötü olarak değerlendiriyor
Kadınların evlere hapsedilmesi ve toplumsal yaşam, sosyal faaliyetler ve duygusal desteğe erişimlerinin azalması, ruh sağlıkları üzerinde ağır sonuçlar doğuruyor.
BM Kadın Birimi’nin verilerine göre Afganistanlı kadınların yüzde 70’i ruh sağlığını “kötü” veya “çok kötü” olarak tanımlıyor. Kadınlar artan kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularından söz ediyor.
Kadınların sağlık hizmetlerine erişimi de giderek zorlaşıyor. Hareket özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların yanı sıra sağlık sistemindeki kadın doktor, hemşire ve diğer kadın çalışanların sayısının azalması, sağlık hizmetlerine ulaşmanın önündeki engelleri artırıyor.
Afganistan’ın daha önce de ciddi bir anne sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğu belirtilen raporda, 2024 yılında ülkedeki anne ölüm oranının her 100 bin canlı doğumda 638 olduğu tahminine yer veriliyor.
Kadınlar kamusal yaşamdan dışlanıyor
Kadınların hareket özgürlüğü ve kamusal alanlara katılımına yönelik kısıtlamalar son yıllarda daha da arttı.
BM Kadın Birimi’nin verilerine göre araştırmaya katılan kadınların yarısından fazlası ayda yalnızca iki kez veya daha az evden çıkıyor. Kadınların yaklaşık dörtte üçü ise yanlarında bir erkek mahrem bulunmadığında evden çıkarken kendilerini güvende hissetmediklerini belirtiyor.
Kadınların yarısından fazlası, pazarlar ve sağlık merkezleri de dahil olmak üzere bazı kamusal alanlara gitmekten tamamen kaçındıklarını ifade ediyor. Raporda ayrıca kontrol ve gözaltı konusunda geniş yetkilere sahip denetim ve uygulama mekanizmalarının yaygınlaştığı belirtiliyor. BM’ye göre bu durum kadınlar ve kız çocukları arasında korku ve güvensizlik ortamını daha da derinleştiriyor.
Afganistan, kız çocuklarının eğitimine sistematik yasak uygulayan tek ülke
Afganistan, kız çocuklarının ortaöğretime devam etmesinin ve kadınların üniversite eğitimi almasının sistematik olarak yasaklandığı dünyadaki tek ülke olmayı sürdürüyor.
Bu yasaklar yalnızca mevcut neslin eğitim fırsatlarını ortadan kaldırmakla kalmıyor, eğitim ve sağlık gibi kritik sektörlerin geleceğini de tehdit ediyor.
Yeni tahminlere göre mevcut kısıtlamaların devam etmesi halinde Afganistan, 2030 yılına kadar 25 binden fazla kadın öğretmen ve kadın sağlık çalışanını kaybedebilir.
Kız çocukları ilkokulu tamamladıktan sonra eğitimlerini sürdürmek için ciddi engellerle karşılaşıyor. Bunun sonuçlarının Afganistan’ın ekonomisi, sağlık sistemi, ailelerin refahı ve toplum üzerinde uzun yıllar etkili olması bekleniyor.
BM Kadın Birimi daha önce de kadınların eğitim ve istihdamının engellenmesinin doğrudan sosyal sonuçların yanı sıra Afganistan ekonomisine ağır bir maliyet yüklediği konusunda uyarıda bulunmuştu.
10.7 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunun insani yardıma ihtiyacı var
Kadın hakları krizi, Afganistan’daki insani krizle de iç içe geçmiş durumda. Rapora göre 2026 yılında Afganistan’da 10,7 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunun insani yardıma ihtiyacı bulunuyor.
Sağlık koşullarının kötüleşmesi, gıda güvensizliği ve kadın sağlık çalışanlarının sunduğu hizmetlere erişimin azalması, kadınların ve kız çocuklarının kırılganlığını artırıyor.
Öte yandan İran ve Pakistan’dan Afganistanlı göçmen ve mültecilerin geri dönüşü, yerel topluluklar üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Rapordaki verilere göre İran ve Pakistan’dan dönen her beş kadından birinden daha azı gelir elde edebiliyor. Bu durum, geri dönen ailelerde borçlanma ve gıda güvensizliği riskini artırıyor.
Kadınların iş gücünden dışlanması ekonomiye ağır maliyet getiriyor
Kadınlara yönelik kısıtlamaların yalnızca sosyal sonuçları bulunmuyor; Afganistan ekonomisi de kadınların iş gücünden dışlanmasından zarar görüyor.
BM Kadın Birimi’nin verilerine göre kadınların yalnızca yüzde 7’si iş gücü piyasasında yer alırken, erkeklerde bu oran yüzde 84. Kuruma göre kadınların sosyal ve ekonomik hayattan dışlanmasının 2024-2026 döneminde Afganistan ekonomisine toplam 920 milyon dolar, yani ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 5.8’i kadar zarar vermesi bekleniyor.
BM Kadın Birimi, kadınların ekonomik katılımının sınırlandırılmasının Afganistan’ın kalkınma sürecini zayıflatan önemli faktörlerden biri olduğunu belirtiyor. Eğitim ve istihdama yönelik yasakların ülke ekonomisi üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.
Kadın örgütleri de mali krizle karşı karşıya
Kadınlara yönelik kısıtlamaların yanı sıra uluslararası yardımlardaki azalma da kadın örgütlerinin hizmet sunma kapasitesini zayıflatıyor.
Rapora göre araştırmaya dahil edilen kadınların liderliğindeki kuruluşların yaklaşık dörtte üçü 2025 yılında bütçe kesintileriyle karşı karşıya kaldı. Bu kuruluşların yarısından fazlası ise gelecek yıl faaliyetlerini durdurmak veya tamamen kapanmak zorunda kalabileceklerini düşünüyor.
BM’den ‘krizin normalleşmesi’ uyarısı
BM Kadın Birimi’nin raporunda, kısıtlamaların devam etmesinin ötesinde başka bir tehlikeye de dikkat çekiliyor: Kadın ve kız çocuklarının haklarından mahrum bırakılmasının normalleşmesi ve uluslararası toplumun krize yönelik ilgisinin azalması.
BM, kadınlara yönelik kısıtlamaların artık birbirinden bağımsız uygulamalardan oluşmadığını, bunun yerine kadınların ve kız çocuklarının hayatının neredeyse her alanını etkileyen geniş kapsamlı bir hukuki, sosyal, ekonomik ve kurumsal sisteme dönüştüğünü vurguluyor.
Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinden beş yıl sonra temel sorun yalnızca çıkarılan kararların ve yasakların sayısı değil. Asıl endişe, kadınların eğitimden, iş gücü piyasasından, kamusal yaşamdan, adalet sisteminden ve temel hizmetlerin bazı alanlarından dışlanmasının Afganistan’da günlük yaşamın kalıcı bir parçasına dönüşmesi.