Bir nesil yerinden edilme, korku ve gelecek tehdidiyle karşı karşıya

Türk devleti destekli cihatçı HTŞ çetelerinin Rojava Kürdistanı’na dönük saldırıları devam ediyor. Cizre Kantonu Eğitim ve Öğretim Konseyi Eşbaşkanı Gülistan İsmail, eğitim kurumlarının kullanılamadığını ve gerçek bir eğitim felaketi yaşandığını belirtti.

ASMA MUHAMMED

Qamişlo- Kuzey ve Doğu Suriye’ye cihatçı Heyet Tahrir el-Şam’a bağlı çetelerin saldırıları devam ediyor. Çetelerin altyapıyı hedef alması nedeniyle eğitim alanında hızlı ve ciddi bir gerileme yaşanıyor. Bu durum, birçok bölgede eğitim sürecinin durmasına, okulların yerinden edilenler için barınma merkezlerine dönüştürülmesine yol açtı. .

Eğitim sektörü, yıllardır süren çatışmalar ve güvenlik gerilimi nedeniyle en tehlikeli dönemlerinden birini yaşıyor. Askeri çatışmaların yol açtığı ağır psikolojik ve sosyal sonuçlar, çocukların yaşamını derinden etkilerken, güvenli ve istikrarlı eğitim haklarını da tehdit ediyor. Altyapının sürekli hedef alınması ve eğitim kurumlarının acil barınma alanlarına dönüştürülmesi bu krizi daha da derinleştiriyor.

Cizîre Kantonu Eğitim ve Öğretim Kurumu Eşbaşkanı Gülistan İsmail, 2011 yılından bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’deki eğitim sisteminin, karmaşık siyasi ve güvenlik koşullarına rağmen ileri bir eğitim modeli sunduğunu belirtti. Gülistan İsmail, “Bu sistem kültürel ve dilsel çoğulculuğa saygı temelinde şekillendi; tüm bileşenlerin anadilinde eğitim hakkını güvence altına alarak eğitimde adalet ilkesini hayata geçirdi ve bölgede ortak yaşam değerlerini güçlendirdi” dedi.

Bu sistemin göstermelik olmadığını vurgulayan Gülistan İsmail, çok dilli müfredatların hazırlanması ve farklı toplumsal bileşenlerden eğitim kadrolarının kendi anadillerinde özel eğitimlerden geçirilmesiyle sistemli bir şekilde uygulandığını ifade etti. Amaçlarının eğitimin niteliğini yükseltmek ve bilginin istisnasız tüm çocuklara ulaşmasını sağlamak olduğunu belirten İsmail, bu yaklaşımın 14 yıl boyunca sürdüğünü ve bilinçli, dayanışmacı bir neslin yetişmesinde temel rol oynadığını söyledi. Klistan, “Tüm zorluklara rağmen eğitim kurumları bu yıla kadar görevini sürdürdü ve çocukların eğitimlerini devam ettirmesini hedefledi. Ancak geçici hükümet ve Türkiye işgaline bağlı gruplar tarafından gerçekleştirilen son askeri saldırılar, eğitim süreci açısından son derece tehlikeli bir dönüm noktası oldu” diye belirtti.

Zor koşullar

Gülistan İsmail, Şêx Meqsud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik şiddetli saldırılar, bombardımanlar ve askeri hareketlilik sonucunda büyük bir göç dalgası yaşandığını; Şehba bölgelerinden binlerce ailenin güvenlik arayışıyla Qamişlo  kenti ve çevresine göç etmek zorunda kaldığını belirtti. Bu durumun çocukları ve eğitim yaşamlarını doğrudan etkilediğini vurguladı.

Zorunlu göçün sert kış koşullarıyla eş zamanlı gerçekleştiğini ifade eden Gülistan İsmail, bu nedenle Cizîre Kantonu’ndaki birçok okulun ve Qamişlo, Heseke, Çilaxa, Dêrik ve diğer kent ve kasabalardaki okulların, soğuktan korunmaları için geçici barınma merkezlerine dönüştürüldüğünü söyledi. Ancak bu zorunlu çözümün, binlerce çocuğun eğitim hakkı pahasına gerçekleştiğini belirtti.

Gülistan İsmail, çocukların bir anda okul sıralarının dışına itildiğini, psikolojik ve sosyal istikrarın hayati olduğu hassas bir yaşta eğitimden mahrum bırakıldığını ifade etti. “Birçoğu savaşı ve göçü birden fazla kez yaşadı; bu da derin psikolojik izler bıraktı” diyen Klistan, öğretmenlerin çocuklarda dikkat dağınıklığı, sürekli kaygı, yüksek seslerden korkma, uyku bozuklukları ve güvensizlik hissi gibi belirgin davranışsal ve psikolojik değişimler gözlemlediğini ifade etti. Gülistan İsmail, bu belirtilerin çocukların ruh sağlığındaki ciddi bozulmalara işaret ettiğini ve uzun vadede eğitimsel ve toplumsal geleceklerini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.

Eğitimden mahrum bırakılmanın sonuçları

Gülistan İsmail, okulların kapalı kalmasının ve barınma merkezlerine dönüştürülmesinin, çocukların eğitim ve korunma hakkını güvence altına alan uluslararası sözleşmelere açık bir aykırılık olduğunu söyledi. “Okullar, çatışmalar nedeniyle konut alternatifi haline gelmek için değil; öğrenme ve kişilik gelişimi için güvenli alanlar olarak inşa edilmiştir. Çocukların anadilinde eğitimden mahrum bırakılması, kültürel ve insani haklarının ek bir ihlalidir. Bugün yaşananlar sadece eğitimi değil, bütün bir neslin geleceğini tehdit etmekte ve istikrarlı bir toplum inşasının temellerini sarsmaktadır” dedi.

Bölgede, halkı savaşın tehlikelerinden koruma zorunluluğu ile çocukların eğitim hakkını güvence altına alma çabası arasında zorlu bir ikilem yaşandığını belirten Gülistan İsmail, artan güvenlik geriliminin aileleri genel seferberlik ilan etmeye ittiğini, bunun da özellikle çocuklar arasında kaygı ve korkuyu artırdığını söyledi.  Klistan, “Eğitim ve öğretimden sorumlu kurumlar bugün gerçek bir eğitim felaketiyle karşı karşıya. Göçün sürmesi, okulların kapalı olması ve okuldan ayrılmak zorunda kalan çocuk sayısının artması, bazı çocukların ailelerine destek olmak için iş gücüne katılmasına yol açıyor. Bu durum, okul terkleri ve çocuk işçiliğinin yaygınlaşması tehlikesini beraberinde getiriyor. Çocukların, eğitim haklarından mahrum bırakılmalarında ya da savaş ve ihlallerin kurbanı olmalarında hiçbir suçu yoktur. Gelecek silah ve yıkımla değil, eğitimle ve çocukların onur içinde öğrenebileceği güvenli bir ortamla inşa edilir” ifadelerini kullandı.

Eğitim için alternatif arayışlar sürüyor

Gülistan İsmail, konuşmasının sonunda bu saldırıları kınayarak, öğretmenlerin ve eğitimcilerin eğitim sürecinin aksamasına ve çocukların geleceğinin tehdit edilmesine karşı olduklarını ifade etti. “Tüm zorluklara rağmen alternatif eğitim yolları bulmak ve zararları mümkün olduğunca azaltmak için çalışmalar sürüyor” diyen Gülistan İsmail, insan hakları ve çocuk hakları örgütlerine ve ilgili uluslararası kurumlara acil çağrıda bulunarak, çocukların korunması, maruz kaldıkları ihlallerin durdurulması ve askeri çatışmaların gölgesinden uzak, güvenli bir yaşam ve eğitim haklarının güvence altına alınması için somut adımlar atılmasını istedi.