Bahra Osman: Yaşadığımız acılar toprak, vatan ve özgürlük uğrunaydı
Baas rejimi döneminde siyasi faaliyetleri nedeniyle tutuklanan Bahra Osman, yaşadıkları tüm acıların toprak, vatan ve kadınların özgürlüğü uğruna olduğunu ifade ederek, “Özgürlük bize altın tepside sunulmadı” dedi.
DERİN RAHİM
Silêmanî - Güney Kürdistan’da 1970’lerden 1990’ların başlarına kadar kadınlar Baas rejimine karşı büyük bir mücadele verdi. Bu kadınlardan biri olan Bahra Osman, uzun yıllar cezaevinde tutsak edilmesine rağmen mücadeleden geri adım atmadı.
Bahra Osman, Baas rejiminin Kürtlere yönelik baskıcı politikalar geliştirdiğini ve özellikle Silêmanî’nin sürekli hedef alındığını belirtti. Silêmanî’nin canlı, hareketlerin, direnişin ve protestoların kenti olduğunu ifade eden Bahra Osman, kentin rejim döneminde hem şehirde hem de dağlarda faaliyet gösteren siyasi kadroların yetiştiği bir merkez olduğunu söyledi.
Bahra Osman, “Kendi evimizde tutuklandık. Çok zordu. Ben evliydim. Evim Kerkük’teydi ama 1986’da çalışmak için çıktım. Kürdistan Emekçiler Derneği’nin gizli örgütlerinde yer alıyordum” diyerek, bir gün peşmerge güçlerine saldıran hükümet yanlılarının ağır bir çatışmanın ortasında kaldıklarını anlattı. Kereç Dağ yolunda sabah saat 07.00’den akşam 17.00’ye kadar çatışmanın sürdüğünü belirten Bahra Osman, hükümete güçleri tarafından kalkan olarak kullanıldıklarını, çeşitli yollarla onların elinden kurtulduklarını ve peşmergenin arkadan saldırmasının ardından Qarêman ve Gılê Zerde köylerinden geçerek Silêmanî’ye yürüyerek geldiklerini söyledi.
Evde gözaltında tutuldular
Aile evine döndükten kısa süre sonra güvenlik güçleri ile işbirlikçilerin eve baskın yaptığını söyledi. Bu baskında iki kardeşinin tutuklandığını, kendilerinin ise üç ay boyunca evlerinde gözaltında tutulduğunu ifade etti. Bu süre boyunca telefonlarının olmadığını ve dış dünyadan haber alamadıklarını belirten Bahra Osman, kendilerine çay ve yemek hazırlamaya zorlandıklarını söyledi. Hayatta kalmalarının nedenlerinden birinin ise Arapçayı iyi konuşabilmesi olduğunu ifade etti.
'Hapishane kadın ve çocuklarla doluydu, acımasızca işkence yapılıyordu'
Bahra Osman, 1987 yılının Mart ayının başlarında tutuklandığını ve aynı yılın Temmuz ayına kadar burada tutulduğunu belirtti.
Arapça konuşabilmesi ve sorgucuların sorularına yanıt verebilmesinin, onun siyasi konulardan haberdar olup olmadığı konusunda güvenlik güçlerinde şüphe oluşturduğunu ifade eden Bahra Osman, bunun kendisine yönelik uygulamaların bir ölçüde hafiflemesine ve Baas güvenlik güçlerinden kurtulmasına neden olduğunu söyledi.
Bahra Osman, tutuldukları yerde küçük çocukların bile sorgulandığını söyledi. Genç olduğu için işkence altında idam cezasına çarptırılacağından korktuğunu belirten Bahra Osman, kendisinin tutuklandığını ve arkadaşları Sargul ile Çınar hakkında ise idam cezası verildiğini, ancak onların kaçmayı başardıklarını anlattı.
Hapishanenin kadın ve çocuklarla dolu olduğunu ifade eden Bahra Osman, gardiyanların ayrım gözetmeksizin kendilerine acımasızca işkence yaptığını ve psikolojik baskı uyguladığını belirtti. Gardiyanlarla en küçük tartışmanın bile kadınların tek kişilik hücrelere gönderilmesine neden olduğunu söyledi.
Arkadaşları Sargul ve Çınar hakkında idam cezası verildiğini, ancak 1984 yılında esir değişimi yoluyla serbest bırakıldıklarını belirten Bahra Osman, Sargul’un kendisine, serbest bırakılmalarından önce gardiyanların ölüm korkusu içinde tutmak amacıyla boyunlarına ip geçirdiğini anlattığını söyledi.
Kardeşinin akıbetinden iki yıl boyunca haber alamamasının kendisi için acı bir anı olduğunu kaydeden Bahra Osman, Sürecî Emniyet Merkezi’ndeki son sorgusunda yeniden çağrıldıklarını ve sorgulandıklarını ifade etti. Ancak hiçbir şey hissetmediklerini belli etmek için son derece dirayetli davrandığını ve sarsılmadığını söyledi.
Serbest bırakılmalarının ardından kendilerine 24 saat içinde Kerkük’ü terk etmeleri emrinin verildiğini belirten Bahra Osman, kimliklerinin zorla Silêmanî’ye nakledildiğini söyledi. Yaşadıkları tüm acıların ve evlerinden edilmelerinin, yalnızca toprak, vatan ve kadınların özgürlüğü uğruna olduğunu ifade etti.
'Bizim direnişimiz sayesinde özgürlük gerçekleşti'
Bahra Osman, sözlerinin sonunda 40 yıldır kesintisiz biçimde parti çalışmaları yürüttüğünü ve verdiği mücadeleden hiçbir zaman pişman olmadığını belirtti.
Bahra Osman, “Biz ulusal aidiyet duygusuyla yetiştirildik. Her bireyin, parti içinde ya da dışında çalışsa bile bu aidiyete sahip olması çok önemli. Ancak bugün gördüğüm kadarıyla ulusal aidiyet büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda” dedi.
Ulusal aidiyet duygusunun giderek zayıflamasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Bahra Osman, gençlerin kendi kuşaklarının sahip olduğu mücadele anlayışını, ulusal bilinci ve kendini yetiştirme iradesini sürdürmesini istedi.
Bugünkü özgürlüğün kendilerine “altın bir tepsi üzerinde” sunulmadığını vurgulayan Bahra Osman, bu kazanımların geçmişteki kuşağın fedakârlıkları, çabaları, emekleri ve direnişi sayesinde elde edildiğini söyledi.
Bahra Osman, “Biz bu özgürlüğün gerçekleşeceğini düşünerek yola çıkmadık; şehit olmayı göze alarak yola çıktık. Umarım bu özgürlük ve kazanımlar kaybedilmez. Gençler bizim yolumuzu tamamlayanlar olsun” dedi.