Avukat Rudeyne el-Hatib: IŞİD ideolojisi hayatta, bölge yeni bir krize sürükleniyor
“IŞİD bazı bölgelerde fiili varlığını kaybetmiş olsa da, IŞİD ideolojisi hâlâ gerçek bir tehdit oluşturuyor” diyen avukat Rudeyne el-Hatib, hapishanelerden yapılan tahliyelerin, Suriye ve Irak’ta yeni bir güvenlik krizinin kapısını araladığını vurguladı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda — Cihadist Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Kuzey ve Doğu Suriye’de, Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) denetiminde bulunan hapishaneler de dahil olmak üzere bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, bölgede güvenlik durumuna ilişkin yeni endişeler ortaya çıktı.
Bu hapishaneler, çok sayıda IŞİD çetesini ve ailelerini tutuyordu ve uluslararası gözetim altında QSD tarafından denetleniyordu. QSD, uluslararası toplum tarafından destekleniyordu. Ancak HTŞ cihatçılarının hapishanelerden çok sayıda IŞİD tutuklusunu serbest bırakmasıyla birlikte, bu gelişmenin bölgesel güvenliğe etkilerine dair endişeler artıyor. Özellikle Suriye ve Irak’taki çeşitli bileşenler ve Türkiye, Ürdün ile Lübnan gibi komşu ülkeler açısından kaygılar büyüyor.
Süveydalı Avukat Rudeyne el-Hatip konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
‘IŞİD sürekli bir tehdit’
Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinden Rudeyne el-Hatib, “IŞİD bölgede bağımsız bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir; 2014’te kendisini hilafet olarak ilan etti. 2015’te Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’nin bir kararıyla onu terör örgütü olarak tanıdı. 2017’de Konsey, 7. Bölüm kapsamında bir başka karar alarak, kamplarda bulunan ve örgüte katılan yabancı devlet vatandaşlarının ülkelerine geri gönderilmesini, yargılanmasını ve kendi toplumlarına entegre edilmesini istedi” dedi.
Rudeyne el-Hatib’e göre bu kararın çıkmasına rağmen, birçok ülke bunu gerektiği şekilde uygulamadı. Bu da söz konusu kişilerin akıbetiyle ilgili hukuki ve insani sorunların birikmesine yol açtı.
Kamplar ve hapishaneler: Hukuki çözüm ile uluslararası gevşeklik arasında
Hol ve Roj gibi kamplar, çeşitli uyruklardan binlerce aileyi ve savaşçıyı barındırıyor. Bunların arasında IŞİD terör örgütünün bir parçası olmuş kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.
Rudeyne el-Hatib, “Bu kamplar QSD’nin denetimi altındaydı; ancak içerdekilerin durumuna ilişkin hukuki işlem büyük ölçüde yoktu. Bu kişilerin ülkelerine geri gönderilmesi ve yargılanması için uluslararası düzeyde bir hukuki yol açmaya yönelik çabalara rağmen, birçok ülke bu kişilerin vatandaşlığını geri aldı. Bu da onları vatansız hale getirdi ve durumu daha da karmaşıklaştırdı” görüşünü dile getirdi.
Güvenlik sonuçları
Rudeyne el-Hatib, Suriye’de çatışmaların tırmandığı son günlerde HTŞ’nin, daha önce QSD’nin gözetiminde olan bazı hapishaneleri kontrol etmeye başladığını belirtti. Ardından HTŞ’nin birçok IŞİD tutuklusunu dışarı çıkardığını ve bunun bölge güvenliği açısından büyük endişe yarattığını vurguladı.
Raporlara göre, hapishanelerden kitlesel kaçış süreci bazı tutukluların radikal örgütler tarafından yeniden devşirilmesine yol açtı; bazıları ise Irak’a nakledildi.
Rudeyne el-Hatib, “HTŞ’nin bu hapishaneleri ele geçirmesiyle tablo daha da karmaşık hale geldi. Çünkü bölgede, aşırıcı düşüncenin etkili şekilde geri dönüşü söz konusu olabilir; bu düşünce yeniden örgütlenebilir ve terör faaliyetlerini artırabilir. Daha önce IŞİD’in kontrolünde olan bölgelerde tekfirci düşünceye yatkın bir toplumsal zeminin bulunması, Suriye ve Irak’ta terör eylemlerinin geri dönmesine dair endişeleri artırıyor; hatta komşu ülkelerde bile” dedi.
Trump’ın açıklamaları gerçekçi değil
Rudeyne el-Hatib, ABD Başkanı Donald Trump’ın QSD’ye destekle ilgili önceki bir açıklamasına da dikkat çekti. Trump bu açıklamasında, “Biz QSD’yi IŞİD’le savaşta bize yardım etsin diye destekledik; ama IŞİD artık şu anda bir tehlike oluşturmuyor” demişti.
Rudeyne el-Hatib’e göre bu sözler, ABD’nin bölgedeki son dönüşümlere ilişkin tutumuna dair soru işaretleri doğuruyor. Çünkü IŞİD bazı bölgelerde fiili varlığını kaybetmiş olsa da, IŞİD ideolojisi hâlâ gerçek bir tehdit oluşturuyor. Özellikle kamplarda artan radikalleşme nedeniyle; çocuklar aşırıcı bir ortamda yetiştiriliyor.
Aşırıcı düşüncenin yayılma korkusu
En büyük endişelerden biri, IŞİD’in temsil ettiği aşırıcı düşüncenin bölgede yeniden yayılması ihtimali diyen Rudeyne el-Hatip, şöyle devam ediyor:
“Bu düşünce sadece örgütün varlığıyla sınırlı değil; aynı zamanda bu grupların yaydığı ideolojiyi de kapsıyor. Aşırıcı bir çevrede büyüyen çocuklar, gelecekte kolaylıkla terör gruplarına katılabilir. Bu da bölgesel ve uluslararası güvenliğe yönelik uzun vadeli bir tehdit oluşturur.”
‘IŞİD maddi bir varlıktan fazlası’
Rudeyne el-Hatib, konuşmasını IŞİD’in yalnızca fiziksel bir yapı olmadığı vurgusuyla tamamladı:
“Onlar, yaşamla kurulan ilişki biçiminde bir fikir ve ilkedir. Bu tekfirci düşünceler sadece toplumları yıkmakla kalmaz; bölgeyi korku ve aşırılığın egemen olduğu yeni kümelere böler. Ayrıca Suriye ve Irak’taki mezhepçi siyasi ortam ile mezhepler ve dinler arasındaki gerilimler, bu fikirlerin bölgede yayılmasını güçlendirebilir.”