Ateş hattındaki El-Majdal’da yaşamı kadınlar yönetiyor
El-Majdal köyü, cihatçı HTŞ kontrolündeki bölgelerle sınır komşusu olarak sürekli çatışma riski taşıyor. Kadınlar, ailelerini korumak, yiyecek, su sağlamak, yaralananlara ilk yardım uygulamak ve korkuya rağmen bir arada kalmak için kritik rol üstleniyor.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Süveyda’nın kuzeybatısındaki El-Majdal köyü, bazı komşu Dürzi köylerinde cihatçı HTŞ’nin kontrolünde olan bölgelerle sınır komşusu olması nedeniyle sürekli çatışma riski taşıyor. Bu hassas coğrafi konum, köyü huzurlu bir kırsal yaşamdan uzaklaştırarak, sakinlerin günlük yaşamını endişe ve ani çatışma beklentisiyle şekillendiriyor. Köyün büyük bir kısmı tamamen yakılırken, kalan bölgede de yağma ve hırsızlıklar devam ediyor. Çok sayıda ev yıkıldı, dükkan sahipleri mallarını kaybetti ve birçok aile hem evini hem de geçim kaynağını yitirdi.
‘Köyün büyük kısmı zarar gördü’
El-Majdal’dan Naghma Bunduq, olaylar başladığında köy sakinlerinin çoğunun mümkün olduğunca evlerinde kalmaya çalıştığını, ancak hayatlarını korumak için geçici olarak ayrılmak zorunda olduklarını anlattı. Durum sakinleşene kadar ailesinin Şahba şehrine göç ettiğini dile getiren Naghma Bunduq, “Ailem daha sonra geri dönme konusunda zor karar verdi. Bizim evimiz hasar görmedi, ancak köyün büyük kısmı zarar gördü. Köyün yaklaşık yarısı yıkıldı, birçok ev yakıldı veya yağmalandı” dedi.
Naghma Bunduq, köyde hayatı geri getirme çabalarını anlatırken, “Bazı fırınlar ve dükkanlar yeniden açıldı, ama tüm temel ihtiyaçları karşılamıyorlar. Geri dönmek kolay değildi, ama evden uzak kalmak artık bir seçenek değildi. Herkes, devam eden ihlallere rağmen köye istikrarı geri getirmek için elinden geleni yapıyor” diye ekledi.
Çocuklar eğitimden mahrum kaldı
Eğitim konusunda yaşanan zorluklara da değinen Naghma Bunduq, “Okullar da saldırılardan nasibini aldı, çoğu hırsızlık ve hasara uğradı, bu yüzden eğitim askıya alındı. Majdal ve çevre köylerde okul olmadığı için her gün Süveyda şehrine gitmek zorundayım. Yol tehlikeli ve masraflı, ama okumaktan vazgeçmek istemiyorum. Korkuya rağmen eğitime devam etme kararlılığım daha güçlü. Ayrıca bazı aileler çocuklarını birkaç günlüğüne köyde tutmaya çalıştı, ama silahlı çatışmalar yeniden başlayınca güvenlikleri için çocuklarını tekrar şehre göndermek zorunda kaldılar” diyerek süreci özetledi.
Naghma Bunduq, Majdal’daki kadınların bu zor koşullar altında nasıl bir rol üstlendiğini şöyle anlattı: “Kadınlar kendilerini ailelerinin birincil desteği olarak görüyorlar. Yiyecek ve su temin ediyor, bombardıman veya çatışmalarda yaralananlara ilk yardım uyguluyorlar. Zamanla kadınlar, mermi ve top mermilerinin seslerini ayırt etmeyi ve ne kadar yakın ve tehlikeli olduklarını bilmeyi öğrendiler. Bu zor ve acı verici bir süreç, ama artık günlük yaşamın bir parçası haline geldi.”
‘Dayanışmamız olmasa bu zor dönemi asla atlatamazdık’
Olayların Temmuz 2025’in erken saatlerinde başladığını dile getiren Majdal köyünden İbtisam Abu Kamel de, “Çok sayıda ev yakıldı, köyden genç erkekler katledildi. Yaklaşık 300 ev tamamen yandı, durum gerçekten çok kötüydü. Majdal her zaman Hristiyanlar ve Dürziler arasında bir arada yaşamanın örneğiydi. Olaylardan önce herkes birlik içindeydi. Süveyda halkı yanımızda durdu ve sosyal dayanışma, trajedinin etkisini hafifletmemize büyük destek oldu. Çocuklar bundan çok etkilendi, torunum silah sesi duyduğunda ağlıyor. Bu deneyimler hem çocuklarda hem de biz yetişkinlerde derin psikolojik yaralar bıraktı. Biz kadınlar, ailelerimiz ve akrabalarımız için sürekli korku içinde yaşıyoruz ama birlik içinde kalmaya ve birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Dayanışmamız olmasa bu zor dönemi asla atlatamazdık” sözlerine dikkat çekti.