Araştırmacı Lamar Erkendî’den Şêx Meqsûd saldırısının perde arkası

Araştırmacı yazar Lamar Erkendi, Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldıran çetelerin ve grupların kimliklerini, işledikleri suçları ve uluslararası güçlerin bölgedeki planlarını ajansımıza değerlendirdi.

SORGUL ŞÊXO

Qamişlo - Halep’in Kürt mahalleleri Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıda, yayımlanan raporlara göre 42 binden fazla çete ve cihatçı yer aldı. Konuyla ilgili olarak gazeteci, yazar ve araştırmacı Lamar Erkendî, ajansımıza önemli ayrıntılar aktardı. Yaklaşık 43 bin radikal cihatçının Şêx Meqsûd Mahallesi’ne saldırdığını söyleyen Lamar Erkendî, bunların arasında uluslararası terör listelerinde yer alan gruplar ve elebaşlarının da bulunduğunu kaydetti.

Belgelenip paylaşılan suç görüntüleri arasında, savaşçı Deniz Çiya’nın cenazesinin bir binadan atılması olayında yer alan Ehmed El-Mensûr’un da bulunduğunu belirten Lamar Erkendî ayrıca, Lîwa Dir’i El-Îraq adlı gruptan yaklaşık 4 bin cihatçının da saldırıya katıldığını söyleyerek, “Bu çete Irak’ta da terör listesinde yer alıyor. Unutmamak gerekir ki Türkmen gruplar ve elebaşları da saldırıya katıldı. Bunlar da İngiltere hükümeti tarafından aranan kara listede bulunuyor. Ayrıca, kimlikleri farklı olan iki intihar timi de vardı, bunların çoğunluğu Arap ve yabancılardan oluşuyordu” sözlerine dikkat çekti.

‘Türkiye bilinçli kaos yaratıyor’

Lamar Erkendî, ayrıca, Şêx Meqsûd’a saldıran cihatçıların Türk devletinin talimatı ve kararı doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı. Türk devletinin Suriye’deki politikalarına dikkat çeken Lamar Erkendî, “Türk devleti, İran’ın her an maruz kalabileceği bir saldırıdan korkuyor. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail sürekli bir saldırı tehdidinde bulunuyor, bu, İran rejiminin çökmesine yol açabilecek yıkıcı bir saldırı olabilir. Türkiye bundan endişe duyuyor ve İran’dan sonra kendisinin de hedef alınacağını biliyor. Bu nedenle bilinçli bir şekilde Suriye genelinde kaos yaratıyor. Türkiye, Suriye savaşı dosyasında rolü bulunan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Fransa, Almanya ve İsrail’i de Suriye’de bilinçli olarak yarattığı kaosun içine çekmeye çalışıyor” ifadelerinde bulundu.

Kadın ve çocuğa dönük saldırılar

Saldırıların asıl amacını anlatan Lamar Erkendî, söz konusu ülkelerin Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’de yaşandığı gibi, Kürtleri bulundukları her yerden tamamen yok etmek istediklerini vurguladı. Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de yaşanan ihlallere değinen Lamar Erkendî, özellikle kadınlara dikkat çekerek, “Her savaşta kadınlar her zaman ilk kurbanlardır. Bedenleri çoğu zaman savaş alanında bir araç olarak kullanılır. Bu nedenle Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de ihlallerin en yüksek oranına tanık olduk, kadınlar ve çocuklar burada saldırılara maruz kaldı. Saldırılardan kaçan siviller savaş esiri gibi alıkonuldu ve Suriye Demokratik Güçleri mensubu olmakla suçlandı. Kaçırılan kişilerin sayısına, özellikle de kadınlara dair kesin rakamlar ya da istatistikler yok. Ancak sayılarının yüzlerle ifade edilebileceği anlaşılıyor” dedi.

‘Topluca infaz edilen aileler var’

Lamar Erkendî, 43 bin çetenin iki mahalleye yönelik saldırıları sırasında işlenen ihlaller ve savaş suçlarına değinerek, “Saldırılar sırasında bazı aileler topluca infaz edildi, mahallede kalanlar da, çatışmalar esnasında kaçmaya çalışanlar da hedef alındı. Katledilenlere ait onlarca fotoğraf gördük. Bunların çoğu aynı ailelere mensup ve önemli bir kısmı da gençlerden oluşuyor” diye belirtti.

Statü yolu ile uluslararası hukuktan kaçış

Bugün Savunma Bakanlığı bünyesinde yer alan çeteler hakkında konuşan Lamar Erkendî, sözlerine şöyle devam etti: “Türk devletinin bir araya getirdiği çetelerin büyük çoğunluğu IŞİD, El Nusra Cephesi ve Hurras el-Din’den oluşuyor. Amaçları, bu grupları Savunma Bakanlığı’na dahil etmek ve onlara Suriye ordusu statüsü kazandırmak. Bu durum, sivillere karşı işledikleri savaş suçlarından sorumlu olanların hesap vermekten kaçmasına yol açacak. Ayrıca, haklarında uygulanması gereken tüm uluslararası hukuk kurallarından sıyrılmalarını ve cezasız kalmalarını sağlayacaktır.”

Sivillerin sesini mahkemeye taşıyacaklar

Lamar Erkendî, ihlallerin belgelenmesi ve faillerin yargılanmasına ilişkin görüşlerini paylaşarak, “Kişisel değerlendirmeme göre, bu ihlallerin belgelenmesi uzun zaman alacak ve bunların uluslararası mahkemelere sunulması da uzun bir süreç gerektirecek. Ancak buna rağmen umutluyum ve inanıyorum ki, katledilenlerin aileleri ile savaş mağdurlarıyla ilgilenen uluslararası örgütler başarıya ulaşacaktır. Bu sivil insanların sesini uluslararası forumlara ve mahkemelere taşıyarak suçluların yargılanmasını sağlayacaklar. IŞİD ve cihatçı grupların büyük bölümü ile tekfirci güçler, Batılı ülkelerin çıkarlarına hizmet etmek üzere kapalı kapılar ardında hazırlanan projelerin ürünüdür” sözlerine yer verdi.

‘Amaç enerji kaynaklarını kontrol etmek’

IŞİD’in Suriye topraklarındaki faaliyetlerine ve desteklenmesine değinen Lamar Erkendî, şöyle devam etti: “IŞİD’in Suriye’de faaliyet gösterdiği bölgeler, ülkenin en zengin kaynaklarının bulunduğu alanlardır; ister petrol alt kaynakları, ister diğer enerji kaynakları olsun. Tedmur’dan Homs’un köylerine, oradan Dera ve Süveyda’nin güneyine ve El-Tenef üssüne kadar uzanan bu alanlar, Suriye-Irak sınırına doğru Dêrazor ve Rakka’ya kadar devam ediyor. Bu bölgelerdeki zenginlik, Suudi Arabistan ve Katar’ın beş katına eşdeğer bir ekonomik değere sahiptir. Bu nedenle batılı güçler, bu çete grupları bu bölgelerde destekliyor ve teşvik ediyor. Temel amaçları, bu kaynaklar üzerinde kontrol sağlamaktır.”

Katliam videoları üzerinden gelir sağlama

Lamar Erkendî, Şêx Meqsûd’daki suçların paylaşılma biçiminin bu kez farklı olduğunu söyleyerek, “Şêx Meqsûd’da çetelerin bazı suçları kaydetmiş olmaları ama paylaşmamış olmaları, Savunma Bakanlığı’nın sıkı talimatlarıyla ilgili. Bu talimatlar, suçların belgelenmesini yasaklıyor. Ancak çeteler savaşta ölen ve zarar gören sivilleri ganimet gibi görüyor. Kaydedilen videolar er ya da geç yayımlanacak ve büyük ihtimalle Rojava medyası aracılığıyla halka ulaşacak, çünkü suçlular bu videoları paraya çevirmek için medyaya satıyor. Önümüzdeki süreçte belgelenen suç görüntüleri bu şekilde ortaya çıkacak. Şêx Meqsûd’da yaşanan ihlaller ve gerçekler hakkında belgeseller, programlar ve çok sayıda haber ve yorum içeriği göreceğiz. Aynı suçlular, bu videoları aynı zamanda bir gelir kaynağı olarak görüyor. Bu görüntüleri yabancı gazetecilere ya da batılı televizyon kanallarına satarak binlerce dolar kazanmayı hedefliyorlar” dedi.

Kaçırılan kadınlar gerçeği

IŞİD ve bugün Şam hükümeti eliyle kadın ve çocukların kaçırılmasının arkasındaki amacı anlatan Lamar Erkendî, “IŞİD’in Êzidî kadınları kaçırmasının temel amacı ticariydi. Genç, güzel ve bekar Êzidî kadınlar bazen 15 bin dolara varan fiyatlarla satılıyordu. Ancak IŞİD’in çöküşünden ve uluslararası bir anlaşma yoluyla Şam’da yönetimin cihatçıların eline geçmesinden sonra da kadın ve çocukların kaçırılması ve köleleştirilmesi bugün hala devam ediyor. Suriye’nin sahil bölgelerinde binlerce Alevi, Dürzi ve Hristiyan kadının kaçırıldığına tanık olduk. Aynı senaryo bugün Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de yeniden sahneleniyor” açıklamasında bulundu.

‘Kaçırılan kadınlar Türkiye kamplarına götürülüyor’

Kadınların kaçırılmasına yönelik bir plana dikkat çeken Lamar Erkendî, bunun Türk devletine ait bir planın parçası olduğunu belirterek, “Kadınların kaçırılması Türk devletinin planıdır, çünkü Türk devleti bunu uzun süredir planlıyor. Amaç, çocuklardan oluşan bir ordu kurmak, bu çocukları yetiştirip birer makine gibi kullanmak istiyorlar. Bu çocukları yirmi ya da otuz yıl sonra, farklı bölgelerde Türk devletinin kontrolü altında savaşırken görebiliriz. Öte yandan kaçırılan kadınların büyük bölümü Türkiye içindeki kamplara götürülüyor ve ardından cihatçılar arasında dağıtılıyor. Bu kamplarda yaşanan tecavüzler sonucu hamile kalan kadınların çocukları ise gizli kamplara alınıyor. Bu çocuklar orada tek bir amaç için büyütülüyor ve eğitiliyor. Osmanlı Yeniçerileri ve İran’daki Hares el-Sevrî (Devrim Muhafızları) örneğinde olduğu gibi” diye kaydetti.

‘Kürtler er ya da geç siyasi haklarını elde edecek’

Ortadoğu’da yeni bir haritanın sahada uygulanmaya başlandığını ve bölgedeki tüm ülkelerin parçalanma ya da bölgeselleşme sürecine girdiğini dile getiren Lamar Erkendî, Suriye, Irak, İran ve Türkiye’nin de bu sürecin içinde olduğunu belirterek, “Bu nedenle Suriye, parçalanma ve bölgelere ayrılma yönünde ilerliyor ve bu durum Türkiye’yi endişelendiriyor. Ancak er ya da geç Kürtler siyasi haklarını elde edecek” dedi.