AP’den İran kararı: İdamları durdurun, siyasi tutsakları serbest bırakın
Avrupa Parlamentosu’nun 516 oyla kabul ettiği kararda, siyasi tutsakların serbest bırakılması, Devrim Muhafızları’na yaptırımların genişletilmesi ve insan hakları ihlallerinden sorumlu İranlı yetkililerin Avrupa’da yargılanması çağrısı yapıldı.
Haber Merkezi – Avrupa Parlamentosu, İran’daki insan hakları ihlalleri, artan idamlar ve protestolara yönelik baskılar nedeniyle Tahran yönetimine karşı son yılların en sert kararlarından birini kabul etti. Strazburg’daki oturumda 516 milletvekilinin desteğiyle kabul edilen kararda, İran yönetimi sistematik baskı, siyasi infazlar, internet sansürü ve muhaliflere yönelik ağır hak ihlalleriyle suçlanırken, Avrupa Birliği’ne Devrim Muhafızları ve güvenlik kurumlarına yönelik yaptırımları genişletme çağrısı yapıldı.
İdamlar ve baskılar kınandı
Kararın önemli bölümlerinden birinde Avrupa Parlamentosu, İran’da idam cezalarının derhal durdurulmasını ve siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istedi. Ayrıca sivil toplum aktivistleri, gazeteciler, muhalifler, kadın eylemciler ve dini azınlıklara yönelik baskılar kınandı.
Parlamento, İran’da ölüm cezalarının yalnızca hukuki bir yaptırım değil, aynı zamanda toplumu korkutmak ve protestoları bastırmak amacıyla kullanılan siyasi bir araç haline geldiğini vurguladı. Kararda İran halkının “ülkenin yakın tarihindeki en büyük baskı ve katliam dalgasıyla” karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Avrupa Parlamentosu ayrıca siyasi tutsakların, hakikat ve adalet arayan ailelerin, baskı mağdurlarının ve idam edilenlerle protestolarda yaşamını yitirenlerin aileleriyle dayanışma mesajı verdi.
Devrim Muhafızları’na yaptırım çağrısı
Kararın temel başlıklarından biri de İran’ın güvenlik ve yargı kurumlarına yönelik yaptırımların genişletilmesi oldu. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Konseyi’ne baskı ve insan hakları ihlallerinde rol oynayan kurumlar ile yetkililere yönelik yaptırımların artırılması çağrısında bulundu.
Kararda özellikle İran Devrim Muhafızları, İran yargısı, cezaevi sistemi ve dini liderliğe bağlı kurumların adı anıldı. Bu kurumların yöneticilerine yaptırım uygulanması gerektiği belirtildi.
Parlamento ayrıca Devrim Muhafızları komutanlarının mal varlıklarının dondurulmasını ve bu kuruma bağlı kişilerin Avrupa Birliği ülkelerine girişlerinin yasaklanmasını talep etti.
Analistler, bu yaklaşımın Avrupa’nın “diplomatik eleştiri” çizgisinden çıkarak daha doğrudan ve hedefe yönelik baskı politikasına yöneldiğini gösterdiğini belirtiyor.
‘Evrensel yargı’ vurgusu
Kararın dikkat çeken bölümlerinden birinde Avrupa ülkelerine, insan hakları ihlallerinden sorumlu İranlı yetkililer hakkında “evrensel yargı” ilkesi kapsamında dava açılması çağrısı yapıldı.
Bu ilke, işkence, ağır insan hakları ihlalleri ve ciddi suçlarla suçlanan kişilerin, suçun işlendiği ülke dışında da yargılanabilmesine imkan tanıyor. Avrupa Parlamentosu, Avrupa ülkelerinden İran’daki baskılar ve idamlarla ilgili dava süreçlerinin başlatılması için adım atmalarını istedi.
İnsan hakları savunucuları ise bu çağrının, İran’daki güvenlik ve yargı yetkililerinin cezasızlığını sona erdirmek açısından önemli bir adım olduğunu belirtiyor.
İnternet kesintileri de gündemde
Kararda İran’daki internet sansürü ve bağlantı kesintileri de baskı mekanizmasının bir parçası olarak değerlendirildi. Avrupa Parlamentosu, İran’da internetin kesilmesini ve çevrimiçi iletişimin engellenmesini kınadı.
Avrupa Birliği’nden İranlı yurttaşların güvenli ve özgür internet erişimini sağlayacak araçlar geliştirmesi istendi. Kararda, İran yönetiminin protestolar sırasında interneti keserek baskı görüntülerinin yayılmasını engellemeye çalıştığı belirtildi.
‘Uluslararası izolasyon derinleşiyor’
Kararın kabulü, İran’daki insan hakları ihlallerine yönelik uluslararası eleştirilerin yoğunlaştığı bir dönemde geldi. İdamların artması, siyasi tutsaklara yönelik baskılar, kadın aktivistlerin hedef alınması ve medya alanındaki daralma son aylarda en çok eleştirilen başlıklar arasında yer alıyor.
Analistler, Avrupa Parlamentosu’nda çıkan güçlü oy oranının, İran yönetimine yönelik siyasi ve diplomatik baskıların daha da artabileceğinin işareti olduğunu değerlendiriyor.