Ankara’da bir araya gelen kadınlardan barış vurgusu

“Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansına katılan Datça Kadın Platformu Üyesi Fatma Nevin Vargün, “Kadınların katılımı süreci güçlendirir” derken, aktivist Nurten Ertuğrul ise, yaşanan krizlerin çözümünün barışa bağlı olduğunu belirtti.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Ankara- Gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçilerin de aralarında bulunduğu 80 kadının çağrısıyla düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansı 31 Ekim’de (dün) başladı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası'nda (İMO) düzenlenen konferansının ilk günü, üç oturumdan oluştu.

Sanatçı Feryal Öney, İlkay Akkaya ve Nurcan Değirmenci’nin müzik dinletisinin ardından başlayan konferansın ilk oturumunda, "Özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık" başlığı tartışıldı.

İlk oturumda Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi Üyesi Feride Eralp, siyasetçi Zeynep Altıok Akatlı, yazar Hidayet Şefkatli Tuksal ve siyaset bilimci Füsun Üstel konuşmacı olarak yer aldı.

Konferans, ilk oturumun ardından forum şeklinde devam etti. İki oturum şeklinde gerçekleşen forumlarda kapitalizm, emek sömürüsü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlükler mücadelesi başlıkları konuşuldu.

‘Farklı çevrelerde kadınların katılımı beni heyecanlandırdı’

Konferansa Muğla’dan katılan Datça Kadın Platformu Üyesi ve Yazar Fatma Nevin Vargün, konferansın barış sürecinde yapılıyor olmasının umut verici olduğunu söyledi.

“Farklı çevrelerden kadınların katılımının olması beni heyecanlandırdı” diyen Fatma Nevin Vargün, kadınların dünyada barış istediğini belirtti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni durağanlaştıran iktidara karşı kadınların bir arada oluşunun itici bir güç olacağını kaydeden Fatma Nevin Vargün, “Bu süreci dikkatle izleyeceğim. Ben umutsuz biri değilim. Türkiye ve dünyada faşizmin ve gericiliğin yükseldiği, patriyarkanın gücünü bir türlü kaybetmediği süreçler yaşıyoruz. Tabi ki bu hep böyle gitmeyecek. Ben kadınların gücüne çok inanırım. Kadınların daha aktif, yöneten bir yerde olmaları gerektiğini düşünüyorum” dedi.

‘Kadınların katılımı süreci güçlendirir’

Barış süreçlerinde kadınların aktif rol aldıklarını ifade eden Fatma Nevin Vargün, kadınların süreci hızlandırma gücünün olduğunu kaydetti.

Fatma Nevin Vargün, şöyle devam etti: “Bana göre ‘kardeşlik’ denilen şey derin düşünülerek tartışılması gerekiyor. Çünkü en acımasız kavgalar kardeşler arasında olur. Barış demek her şeyi daha rahat konuşabileceğimiz, tartışabileceğimiz bir ortamın yaratılması demek. Toplumsal olarak, kendi içimizde olan barış çok önemli. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çok derinleşmesinin yarattığı sorunlar var. Sayısız kadın cinayeti var. Bu cinayetler daha görünür olduğu için artmış olabilir. Ama ben burada kadınların bir başkaldırısını da görüyorum. Kadınlar istemedikleri birlikteliklere ‘hayır’ dedikleri için öldürülüyorlar. Türkiye’de bunca yıldır erkek egemenliği konusunda erkeklikte bir gerileme, kadınlıkta bir ilerleme görüyorum. Barış sürecinde bu ilerleme çok daha güçlü olacaktır. Kararlar daha doğru alınabilecektir. Barış ortamına mutlaka ihtiyacımız var. Sakinliğe, rahat konuşabilmeye, birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var. Burada da birbirimizi dinleyeceğimiz iki gün yaşayacağımızı umuyorum.”

‘İslamiyet barış dinidir’

Aktivist Nurten Ertuğrul ise İslamiyet’in barış dini olduğunu ifade ederek, “Dinimizde barış pelesenk olacak ama savaş içinde olacağız. Bu çelişkiyi kabul etmiyoruz” dedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2000 yılında oybirliğiyle kabul ettiği 1325 sayılı "Kadın, Barış ve Güvenlik" kararına işaret eden Nurten Ertuğrul, kadınların barış müzakerelerine, kararın kadınların çatışmaların önlenmesine ve çözümüne tam, eşit ve anlamlı bir şekilde katılmasını uluslararası bir ilke ve sorumluluk olarak belirlediğini söyledi.

Nurten Ertuğrul, “Kadının olmadığı yerde barış olmaz. Çatışma çözümlerine baktığımızda Kolombiya’da, İran’da, Peygamber efendimizin hayatında bile ilk Mekke’ye Hac seferini yasakladıkları zaman güçlendikleri bir dönem ve savaş naraları atılıyor. Peygamber efendimizin etrafındaki sehabeler de savaşa alınıyor. Orada Peygamber efendimizin eşi engel oluyor. Orada bir kadın ‘olmaz bunun başka yolları da var’ diyor. Ve ilk antlaşma bir kadın sayesinde yapılmış oluyor. Bunları göz ardı edemeyiz” şeklinde konuştu.

‘İktidarı çözüm süreci için zorlamamız lazım’

Barış süreçlerinin kadınlar için çok kıymetli olduğunu ifade eden Nurten Ertuğrul, “Giden bizim hayatımız, çocuklarımız, emeğimiz. Biliyoruz ki savaşın ilk vurduğu kesim kadınlar, çocuklar olacak. Bu süreci çok önemli buluyorum. Eğer ilk çözüm süreci toplumsallaşmış olsaydı, kadınlar gözlemci olarak barış masasında yer alsaydı kolay kolay o masa devrilmezdi. Şimdi ikinci bir çözüm süreci başladı. Dört elle buna sarılmamız, desteklememiz lazım. Geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Ortadoğu’da yeni haritalar, dizaynlar yapılıyor. Türkiye de bunun içerisinde. İktidar eğer bu çözüm sürecini gündeme getirmişse zorlamamız lazım. Bekleyip ‘ne olacak’ dememeliyiz” diye belirtti.

Konferansın ilk gününün verimli geçtiğini, farklı kesimlerin bir araya geldiğini ve kadınların şiddet, savaş, yoksulluk gibi birçok başlık konuştuklarını ifade eden Nurten Ertuğrul, “Bu birliktelik çok önemli ve değerliydi. Birlikte, el ele verip süreci desteklememiz gerekiyor. Geleceğimiz buna bağlı. Kadın cinayetleri, ekonomik çıkmaz, toplumsal çöküş, uyuşturucu kullanımı, fuhuş gibi sorunların çözümü barışa bağlı. Hayatlarımız çözüme bağlı. Biz erkekler gibi yaklaşıp öyle düşünemeyiz. Erkek daha militarist bir akılla hareket ediyor. Bizim öncü olarak rol almamız ve bu tür çalışmaları desteklememiz lazım diye düşünüyorum” sözlerini kaydetti.