Amed’de sempozyum: İnkar en ağır devlet şiddetidir

Amed’de düzenlenen sempozyumda konuşan İHD üyesi Sebla Arcan, zorla kaybetmelerin yarattığı tahribata dikkat çekerek "İnkar, en ağır devlet şiddetidir ve en ağır travma biçimidir" dedi. Etkinlikte kadınların kolektif direnme pratikleri de ele alındı.

Haber Merkezi-Amed’deki Ali Emiri Konferans Salonu, hafızanın, tanıklığın ve bitmeyen acıların sesine ev sahipliği yaptı. Amed Büyükşehir Belediyesi, Travma Çalışmaları Derneği ve Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu ortaklığıyla düzenlenen “Söz Almak: Toplumsal Hafıza, Tanıklık ve Travma” sempozyumu, devlet eliyle yaratılan tahribatlara ve kadınların kolektif direnme pratiklerine odaklandı.

‘Kayıp yakınları an'da kalıyor’

Sosyal Hizmet Uzmanı İrfan Ekinci’nin moderatörlüğünde gerçekleşen “Sıfır noktasında beklemek: Zorla kaybetmelerde travma, tamamlanmayan yas ve tanıklığın gücü” oturumunda konuşan İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan, zorla kaybetmelerin toplumsal dokuda açtığı derin yaralara değindi.

Zorla kaybettirilenlerin ardında bıraktığı boşluğun zamanı durdurduğunu vurgulayan Sebla Arcan, şu ifadeleri kullandı:

"Kaybetme nedeniyle travma yaşayan kişi ne ileri gidebilir ne de geri gidebilir. O anda kalır. Ancak bu aktarım sadece travma ve yas üzerinden gerçekleşmiyor; adalet duygusu, mücadele ve direnme bilinci de politik bir miras olarak kuşaktan kuşağa devrediliyor."

Devletin inkar politikalarını en ağır şiddet biçimi olarak tanımlayan Sebla Arcan, "30 kişi gelip çocuğunuzu gözaltına alıyor ancak sorduğunuzda bu reddediliyor. İnkar, en ağır devlet şiddetidir ve en ağır travma biçimidir" diyerek cezasızlık ve reddetme kültürünün teşhir edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Köy boşaltmalara tanıklığın etkileri

İHD Kadın Sekreteri Handan Coşkun, Sur merkezli sunumunda 1990’lardan bu yana köyleri boşaltılan, zorla kaybettirilen ve şiddete maruz kalan toplumsallığın mekan ve beden üzerindeki izlerini aktardı. Nöropsikolog Masum Aydın ise tanıklığın varoluşsal boyutuna dikkat çekerek, "Öteki olmadan biz olamıyoruz. Var olmanın öncülü tanıktır" dedi.

‘Gerçek bir barış için yüzleşme şart’

Sosyolog Didem Aydemir’in modere ettiği oturumda söz alan TJA aktivisti ve Psikolojik Danışman Esra Kahraman, Ortadoğu’da göç ettirilen Kürt kadınlarının hafızayı taşıma ve iyileşme yollarını ele aldı. Esra Kahraman, Rojava’dan Amed’e uzanan göç yollarında kadınların ağır travmalara karşı geliştirdikleri kolektif savunma hatlarına dikkat çekerek; kalıcı bir barışın ancak geçmişle dürüstçe yüzleşilmesi ve adaletin sağlanmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

Aynı oturumda söz alan TJA aktivisti Rojda Bedia Akkaya da Kürt kadın hareketinin tarihsel direniş mirasını ve komünal yaşamın sunduğu özgün iyileşme mekanizmalarını aktardı.

Kadınların öncülüğünde yürütülen sempozyum; hak ihlalleri, bedensel hafıza ve doğa yıkımına karşı iyileşme olanaklarının arandığı başlıklarla devam edecek.