Alman aktivist Paula Maier gözaltında tecavüze maruz kaldığını açıkladı

Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek amacıyla Kuzey Kürdistan’a giden Alman aktivist Paula Maier, İstanbul'da gözaltında Türk görevli tarafından tecavüze maruz bırakıldığını açıkladı. TJK-E, sorumluların hukuk önünde hesap vermesini istedi.

Haber Merkezi- Alman aktivist Paula Maier, Ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek amacıyla Kuzey Kürdistan’a yaptığı ziyaretin ardından İstanbul’da gözaltında tutulduğu sırada bir Türk görevlinin tecavüzüne maruz kaldığını açıkladı.

Olayı gündeme taşıyan Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Paula Maier’in de aralarında bulunduğu 16 kişilik heyetin gözaltı sürecinde fiziksel ve psikolojik şiddet, uykusuz bırakma, hakaret ve tehditlere maruz kaldığını belirterek olayın tüm yönleriyle soruşturulması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi çağrısında bulundu.

TJK-E, açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Kadına karşı savaşan erkek anlayışı, tarih boyunca kendisini en çok kadının onuru ve bedeni üzerinde göstermiştir. Şiddet, kadın kırımı, tecavüz ve psikolojik saldırılar yoluyla kadın üzerinde hakimiyet kurulmakta; kadının yaşamı, iradesi ve bedeni kontrol altına alınmak istenmektedir.

Rojava’ya yönelik saldırılara karşı uluslararası bir heyet içerisinde yer alan aktivist Paula Maier’in İstanbul’da tutuklanarak geri gönderme merkezinde cinsel saldırıya uğraması, erkek egemen anlayışın devlet mekanizmasıyla birlikte nasıl yansıdığını göstermektedir. Bu durum yalnızca bireysel bir olay olarak ele alınmamalı; kadınlara yönelik şiddetin ve baskının sistematik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Sorumlular ortaya çıkarılmalı

TJK-E olarak, yıllardır bu anlayışa karşı mücadele ediyor ve erkek-devlet zihniyetinin güç ve tahakküm anlayışına karşı duruşumuzu net bir biçimde ortaya koyuyoruz. Yaşananların tüm yönleriyle hukuki olarak aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve gerekli hukuki adımların atılması gerektiğini belirtiyoruz.

Kadınlara yönelik şiddetin arkasına devlet mekanizmalarını koyarak sorumluluktan kaçan bir anlayış kabul edilemez. Devlet mekanizmalarının kullanılması, yaşananların üzerinin örtülmesi veya faillerin korunması anlamına gelmemelidir. Tam tersine, devletin sorumluluğu bu tür olayların tüm yönleriyle açığa çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesini sağlamaktır.

Bu düzen elbette bir gün yıkılacaktır

21. yüzyılda kadınlara yönelik geliştirilen kırımlar ve şiddet politikaları, erkek egemen sistemin kendi varlığını koruma çabasının bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadının haklarına, özgürlüğüne ve iradesine karşı sürdürülen bu savaşın son bulması için mücadelemizi büyütmek zorundayız. Faillerin ve sorumluların hukuk karşısında cezalandırılması, adaletin sağlanmasının ve hakikatin açığa çıkarılmasının temel göstergelerinden biri olacaktır.

Binlerce kadının yaşamına, özgürlüğüne ve onuruna göz diken; kadınların bedeni ve iradesi üzerinde tahakküm kuran bu düzen elbette bir gün yıkılacaktır.

21. yüzyılda kadın özgürlüğü temelinde gelişen kadın mücadelesi, eril ve egemen sisteme karşı daha da güçlenerek büyüyecektir. Örgütlü kadınların mücadelesiyle, aramızdan koparılan ve sesi bastırılmak istenen kadınların sesi yeniden duyulacak; adalet ve hakikat ortaya çıkarılacaktır.

TJK-E olarak, kadına yönelik her türlü şiddete, kadın kırımına ve erkek-devlet zihniyetine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.”