Afganistan Ulusal Müzesi: Savaş, yağma ve direnişin tanığı

1917’de kurulan Afganistan Ulusal Müzesi, iç savaşlar ve Taliban döneminde ağır yıkıma uğramasına rağmen, Afganistan’ın tarihsel ve kültürel hafızasını yaşatma mücadelesini sürdürüyor.

BAHARAN LEHİB

Kabil- Afganistan Ulusal Müzesi (resmî adıyla Afganistan Millî Müzesi), ülkenin tarihsel ve kültürel kimliğinin korunmasında temel rol oynayan en önemli kurumlardan biri olarak öne çıkıyor. Binlerce yıllık geçmişi yansıtan arkeolojik eserleri barındıran müze, Afganistan’ın kadim uygarlıklarına ışık tutan bir hazine niteliği taşıyor.

Afganistan Ulusal Müzesi, 1917 yılında Kral Amanullah Han döneminde kuruldu. İlk yıllarda eserler Bağ-ı Bala Sarayı’nda muhafaza edilirken, daha sonra Kabil’in Darulaman bölgesindeki mevcut binaya taşındı. Müzenin kuruluş amacı, Afganistan’ın dört bir yanında ortaya çıkarılan arkeolojik buluntuları toplamak, korumak ve kamuoyuna tanıtmaktı. Bu eserler; Baktriya, Kuşan, Grek-Baktriya, Sasani, Budist ve İslam medeniyetlerine ait izler taşıyor.

1930–1950 yılları arasında Afganistan Müzesi, bölgenin en saygın müzelerinden biri haline geldi. Afgan ve yabancı arkeologların yürüttüğü kapsamlı kazılar sonucunda heykeller, sikkeler, seramik kaplar, takılar ve el yazmaları müzeye kazandırıldı. Tilla Tepe altınları, Budist heykeller, Grek-Baktriya sikkeleri ve Ay Hanum buluntuları, müzenin dünya arkeoloji tarihindeki en önemli eserleri arasında yer aldı.

İç savaşla müzenin durumu kötüleşti

1990’lı yıllarda başlayan iç savaşla birlikte müzenin durumu hızla kötüleşti. Silahlı gruplar arasındaki çatışmalar sırasında bina defalarca roket ve mermi saldırılarına maruz kaldı. Devlet otoritesinin yokluğu nedeniyle müze büyük ölçüde yağmalandı; binlerce eser çalındı ya da uluslararası kaçakçılık pazarlarında satıldı. Vitrinler kırıldı, arşivler ve bilimsel kayıtlar yok edildi; pek çok eser enkaz altında kaldı veya tamamen tahrip edildi.

1996’da Taliban’ın yönetime el koymasıyla birlikte müze için yeni bir yıkım dönemi başladı. Taliban, katı ve aşırı dini yorumlar doğrultusunda pek çok sanatsal ve tarihî eseri “put” ve “haram” ilan etti. 2000–2001 yıllarında, müze içindeki çok sayıda heykel kasıtlı olarak kırılıp yok edildi. Müze çalışanları işten çıkarıldı ya da tehdit edildi; birçok uzman ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ve müzenin faaliyetleri tamamen durdu. Bamyan’daki Buda heykellerinin yıkımıyla eş zamanlı olarak, Afganistan Ulusal Müzesi de aynı yıkıcı politikanın kurbanı oldu.

2001’de Taliban rejiminin devrilmesinin ardından, müzenin yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar başlatıldı. Yeni hükümet, UNESCO ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak binanın onarımı ve yağmalanan eserlerin geri getirilmesi için adımlar attı. Yurt dışına kaçırılan bazı eserler Afganistan’a iade edildi; ancak müze koleksiyonunun önemli bir bölümü sonsuza dek kaybedildi.

Bugün Afganistan Ulusal Müzesi, yaşanan büyük yıkıma rağmen direnç ve umudun simgesi olarak varlığını sürdürüyor. Müzenin hikâyesi, savaşın yalnızca insan hayatını değil, halkların tarihsel ve kültürel hafızasını da yok ettiğini gözler önüne seriyor. Bu mirasın korunması, Afgan halkının ulusal kimliğinin korunması anlamına geliyor.

Müzeye girme izni almaya çalıştığımızı belirtmekte fayda var. Ancak ne yazık ki, tüm tarihi yerler gibi burası da kadınlara kapalı. Ancak Afgan olmayan kadınların turist ve gezgin olarak içeri girmelerine izin veriliyor.