Afganistan’da su krizi derinleşiyor: 21 milyon kişi temiz suya erişemiyor

Afganistan’da uzun süren kuraklık, iklim değişikliği ve yetersiz su altyapısı nedeniyle su krizi derinleşiyor. Aga Khan Vakfı, yaklaşık 21 milyon kişinin içme, yemek yapma ve hijyen için yeterli ve güvenilir suya erişemediğini belirtiyor.

Haber Merkezi- Afganistan’da uzun süren kuraklıklar, iklim değişikliği ve su altyapısındaki yetersizlikler nedeniyle su krizi giderek ağırlaşıyor. Aga Khan Vakfı, ülkede yaklaşık 21 milyon kişinin içme, yemek yapma ve hijyen için yeterli ve güvenilir suya erişemediğini tahmin ediyor.

Aga Khan Vakfı’nın Ocak 2026’da yayımladığı rapora göre su krizi, özellikle dağlık ve uzak bölgelerde daha ağır yaşanıyor. Nüfus baskısı, kırılgan altyapı ve iklim değişikliği milyonlarca kişinin sürdürülebilir su kaynaklarına erişimini zorlaştırıyor.

Kırsal bölgelerde su kaynaklarının azalması yalnızca içme suyuna erişimi güçleştirmiyor; tarım ve hayvancılığı da etkiliyor. Bazı dağlık bölgelerde yaşayanlar suya ulaşmak için uzun mesafeler kat etmek zorunda kalırken, bazı durumlarda su kalitesi güvenilir olmayan kaynakları kullanıyor.

UNICEF de Afganistan’daki su ve sanitasyon krizini “kritik” olarak tanımlıyor. Kurumun yıllık raporuna göre Afganistan nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u, aralarında 6,8 milyon çocuğun da bulunduğu kesim, temel içme suyu hizmetlerine erişemiyor. UNICEF, kuraklık, seller, göçmenlerin kitlesel geri dönüşü ile su ve kanalizasyon alanındaki yetersiz yatırımları krizi derinleştiren başlıca etkenler arasında gösteriyor.

UNICEF verilerine göre 2025 yılında Afganistan’daki hanelerin dörtte biri iyileştirilmemiş su kaynaklarını kullanıyordu. Hanelerin yüzde 46’sı güvenli içme suyuna erişimi en önemli sorunlardan biri olarak tanımladı. Bu oran 2024’te yaklaşık yüzde 31 düzeyindeydi.

Su krizi yalnızca kuraklıktan kaynaklanmıyor

Afganistan’daki su krizi yalnızca kuraklıkla sınırlı değil. Seller ve diğer doğal afetler de su altyapısına zarar vererek insanların temiz suya erişimini kesintiye uğratıyor. Aynı zamanda iklim değişikliği, Afganistan’ı birden fazla doğal tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor.

UNICEF, ülkede 8,8 milyondan fazla çocuğun aynı anda en az üç iklim kaynaklı tehlikeye maruz kaldığını belirtiyor.

Su krizinin yükünü kadınlar ve çocuklar taşıyor

Su krizinin etkileri kadınlar ve çocuklar açısından daha ağır yaşanıyor. Birçok bölgede ailenin su ihtiyacını karşılamak kadınların ve kız çocuklarının sorumluluğunda. Su kaynaklarının uzaklaşması, kadın ve kız çocuklarının su taşımak için daha fazla zaman harcaması ve eğitim, çalışma ve toplumsal faaliyetlere ayırabilecekleri zamanın azalması anlamına geliyor.

UNICEF de su ve sanitasyon krizinin sonuçlarından en fazla kadınlar ve kız çocuklarının etkilendiğine dikkat çekiyor.

Güvenli suya erişimin azalması, su ve hijyen kaynaklı hastalık riskini artırırken çocukların beslenme ve sağlık durumunu da olumsuz etkileyebiliyor. UNICEF, 2026 insani yardım programında su, sanitasyon ve hijyen alanındaki kronik yatırım eksikliğinin yanı sıra iklim kaynaklı şokları Afganistan’daki insani ihtiyaçların başlıca nedenleri arasında gösteriyor.

21,9 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duyuyor

Afganistan’daki genel insani kriz de büyük boyutlara ulaşmış durumda. UNICEF, 2026 yılında yaklaşık 21,9 milyon kişinin, aralarında 11,6 milyon çocuğun da bulunduğu kesimin, insani yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin ediyor.

Ancak bu rakam toplam insani ihtiyaçları ifade ediyor ve yeterli suya erişemeyen 21 milyon kişiye ilişkin rakamla aynı değil.

UNICEF, 2026 yılı için insani ihtiyaçların bulunduğu bölgelerde 2,9 milyon kişinin uygun içme suyu hizmetlerine erişmesini hedefliyor. Kurum, yılın ilk aylarında da sürdürülebilir su sistemlerinin inşa edilmesi ve yeniden onarılması yoluyla 147 binden fazla kişinin güvenli içme suyuna eriştiğini açıkladı.

Afganistan’daki su krizi artık yalnızca doğal bir kaynağın yetersizliği sorunu olmaktan çıktı. Suya erişim; halk sağlığı, gıda güvenliği, tarım, geçim kaynakları, çocukların eğitimi ve kadınlar ile düşük gelirli ailelerin yaşam koşullarıyla doğrudan bağlantılı.

Kuraklığın ve iklim değişikliğinin devam etmesi, buna yetersiz altyapının da eklenmesi, önümüzdeki yıllarda kırılgan topluluklar üzerindeki baskıyı daha da artırabilir.