Adra Cezaevi’nde açlık grevindeki tutuklular için acil çağrı: Zaman daralıyor!
Adra Cezaevi’ndeki tutukluların başlattığı açlık grevi sürerken, aileler yakınlarının akıbeti ve sağlık durumlarına ilişkin bilgi verilmesini istiyor. “Zaman daralıyor” diyen aileler, uluslararası kuruluşlara müdahale çağrısında bulundu.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda – Suriye’nin Süveyda kentinde tutuklanan ve zorla kaybedilen kişilerin akıbetine ilişkin tartışmalar sürerken, tutukluların süresiz açlık grevine başlaması kentteki gerilimi artırdı.
Bölgedeki aileler ve insan hakları savunucuları, yüzlerce Süveydalının Suriye geçici yönetimi tarafından hukuki süreç işletilmeden gözaltında tutulduğunu belirtiyor. Anlatımlara göre birçok kişi savunma hakkından ve mahkemeye çıkarılma hakkından mahrum bırakılırken, tutukluların önemli bir bölümü Adra Merkez Cezaevi’nde herhangi bir yasal gerekçe gösterilmeden tutuluyor. Bazı kişilerin ise kentte yaşanan katliamların ardından farklı koşullarda gözaltına alındığı ifade ediliyor.
Tutuklular süresiz açlık grevine başladı
Tutukluların aileleri, Adra Merkez Cezaevi’nde bulunan yakınlarının keyfi tutukluluk uygulamalarını protesto etmek amacıyla süresiz açlık grevine başladığını duyurdu. Tutuklulardan biri, eşiyle yaptığı telefon görüşmesinde grevi doğrulayarak, “Süveyda’dan 20 genciz. Yemek yemeyi bıraktık. Ya burada öleceğiz ya da serbest bırakılacağız” dedi. Aileler, bu sözlerin tutukluların aylar süren belirsizlik ve hukuksuzluk karşısında yaşadığı çaresizliği gözler önüne serdiğini kaydediyor.
Tutuklu Jabr Nasser Naeem'in annesi Yusra Abu Raed, oğluyla son telefon görüşmesini 27 Mayıs'ta yaptığını belirterek, bu görüşmede oğlunun kendisine Adra Cezaevi’nde bulunan Süveydalı tutukluların süresiz açlık grevine başladığını söylediğini aktardı. Yusra Abu Raed, tutukluların gözaltına alınma nedenlerinin açıklanmaması, herhangi bir mahkeme veya hakim önüne çıkarılmamaları ve temel haklarının ihlal edilmesi nedeniyle bu kararı aldıklarını ifade etti. Yusra Abu Raed, oğlunun 1 Kasım'da Şam'dan dönerken bir güvenlik kontrol noktasında, hakkında herhangi bir yasal ya da güvenlik gerekçesi bulunmamasına rağmen gözaltına alındığını söyledi.
20 günde bir yapılan kısa telefon görüşmeleri
Oğlunun akıbetine ilişkin iki ay boyunca hiçbir bilgi alamadığını belirten Yusra Abu Raed, daha sonra Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla onun Adra Cezaevi’nde tutulduğunu öğrendiğini ve iletişimlerinin yalnızca yirmi günde bir yapılan kısa telefon görüşmeleriyle sınırlı kaldığını dile getirdi. Bu süreci hayatının en zor dönemi olarak tanımlayan Yusra Abu Raed, “Oğlumun hayatta olup olmadığını bilmeden uyuyup uyanıyordum. Acı her an kalbimi parçalıyordu” dedi. Mühendislik öğrencisi olan oğlunun aynı zamanda ailenin tek geçim kaynağı olduğunu belirten anne, tutuklanmasının dini kimliğiyle bağlantılı olduğunu düşündüğünü ve ailenin o günden bu yana sürekli korku ve endişe içinde yaşadığını belirtti.
Yusra Abu Raed, yetkililere tutukluların durumuna açıklık getirilmesi ve serbest bırakılmaları çağrısında bulundu.
Mahkemeye çıkarılmıyorlar
Yasmin Falhout, tutuklu eşinin 27 Mayıs'ta yaptığı telefon görüşmesinde kendisi ve yaklaşık 20 tutuklunun süresiz açlık grevine başladığını söylediğini aktardı. Eşinin sesinin her zamankinden çok daha zayıf geldiğini belirten Yasmin Falhout, tutuklanmasından bu yana herhangi bir mahkeme önüne çıkarılmadığını ifade etti. Eşi gözaltına alındığında yedi aylık hamile olduğunu söyleyen Yasmin Falhout, bugün üç aylık olan kızlarının babasını hiç görmediğine dikkat çekti.
“Eşim kızını kucağına almanın hayalini kuruyordu, ancak hala onun nasıl göründüğünü bile bilmiyor. Bu durum hem onun hem de çocuklarımız için kalbimi parçalıyor” diyen Yasmin Falhout, eşinin de yetim büyüdüğünü hatırlattı. Çocuklarının aynı kaderi yaşamasından korktuğunu belirten Yasmin Falhout, “Çocuklarımın da onun gibi babasız büyümesini istemiyorum. Ailemizde yetimliğin yeniden yaşanmasını istemiyorum” sözleriyle eşinin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Kardeşinden haber alamıyor
Tutuklu Maher Faraj'ın kız kardeşi Thanaa Faraj, kardeşinden 15 Temmuz'dan bu yana haber alamadıklarını belirterek, olay günü ailenin bölgeden ayrılabilmesi için araç temin etmeye çalıştığını söyledi. Kardeşinin bu amaçla kasabadan bir araç getirdiği sırada Askeri Polis karakolu yakınlarında bir Genel Güvenlik devriyesiyle karşılaştığını aktaran Thanaa Faraj, çıkan olayda yaralanan kardeşinin önce Deraa'daki bir hastaneye, ardından da Adra Cezaevi'ne sevk edildiğini ifade etti. Aileye çeşitli kişiler tarafından Maher Faraj'ın cezaevinde tutulduğu bilgisinin verildiğini söyleyen Thanaa Faraj, buna rağmen kardeşleriyle iletişim kurmalarına ya da sağlık ve hukuki durumuna ilişkin resmi bilgi almalarına izin verilmediğini kaydetti.
Kardeşinin kayboluşunun üzerinden yaklaşık 11 ay geçtiğini söyleyen Thanaa Faraj, bu belirsizliğin aile üzerindeki acıyı her geçen gün artırdığını söyledi.
Çocuklar her gün babalarını soruyor
Tutuklu Omran Al-Ghadban’ın annesi Ghada Al-Ghadban, oğlunun Temmuz 2025’te yaşanan olayların ardından Suriye geçici yönetimine bağlı bir kontrol noktasında gözaltına alındığını ve dokuz aydan uzun süredir tutuklu bulunduğunu söyledi. Oğlunun nerede tutulduğuna ilişkin uzun süre hiçbir bilgi alamadıklarını belirten Ghada Al-Ghadban, yaptıkları girişimlerin ardından onunla iletişim kurabildiklerini ve Adra Hapishanesi’nde tutulduğunu öğrendiklerini ifade etti. Ghada Al-Ghadban, üç çocuk babası olan oğlunun tutukluluğu sırasında babasını kaybettiğini, en küçük çocuğunun ise kendisi cezaevindeyken dünyaya geldiğini aktardı.
Ghada Al-Ghadban, oğlunun son telefon görüşmesinde oldukça bitkin göründüğünü ve kendisine, tutukluların haklarındaki suçlamaların açıklanmaması ve yargı önüne çıkarılmamalarını protesto etmek amacıyla açlık ve susuzluk grevine başladıklarını söylediğini belirtti. Torunlarının her gün babalarını sorduğunu vurgulayan Ghada Al-Ghadban, ailenin tutukluların sağlık durumu ve cezaevindeki koşulları konusunda sürekli endişe içinde yaşadığını dile getirdi. İlgili makamlar ile insan hakları örgütlerine acil müdahale çağrısında bulunan Ghada Al-Ghadban, tutukluların durumunun açıklığa kavuşturulmasını ve haklarının güvence altına alınmasını istedi.
Suçlamaların ne olduğunu bilmiyorlar
Zorla kaybettirilen ziraat mühendisi Salah Al-Afif'in eşi Halwa al-Muhaythawi de, “Eşim Salah Al-Afif, mal varlığımızı korumak için evde kaldığı sırada hiçbir yasal gerekçe gösterilmeden gözaltına alındı. O günden bu yana nerede tutulduğuna ilişkin resmi makamlardan hiçbir bilgi alamadık. En son, geçen Şubat ayında serbest bırakılan bazı tutukluların onu Adra Cezaevi’nde gördüğünü öğrendik. Eşim 12 yıldan fazla süre boyunca eski rejime karşı mücadele etti ve hiçbir zaman rejimin destekçisi olmadı. Bu nedenle hangi suçtan dolayı tutulduğunu ve kendisine yöneltilen suçlamaların ne olduğunu bilmiyoruz” dedi.
Eşinin de aralarında bulunduğu Adra Hapishanesi’ndeki tutukluların açlık grevine başladığını belirten Halwa Al-Muhaythawi, “Eşimin sağlık durumu ilaç ve tıbbi bakımdan mahrum kalmaya dayanamayabilir. Suriye geçici yönetiminden eşimin nerede olduğunu açıklamasını ve akıbetine ilişkin bilgi vermesini istiyorum. Uluslararası kuruluşlara ve garantör devletlere de tutukluların hayatlarını kurtarmak için acilen müdahale etmeleri çağrısında bulunuyorum. Zaman daralıyor ve her geçen gün endişemiz daha da büyüyor” sözlerine dikkat çekti.
Kampanyalar sürüyor
Yerel ve uluslararası insan hakları örgütleri, son aylarda Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) kontrolündeki bölgelerde, özellikle Şam ve kırsalında yaşanan keyfi tutuklama vakalarına dikkat çekiyor. İnsan hakları raporları, çok sayıda tutuklunun düzenli aile ziyaretlerinden ve avukat erişiminden mahrum bırakıldığı, bazı kişilerin ise sorgulama süreçlerinde kötü muameleye maruz kaldığı aktarılıyor. Öte yandan Süveyda'daki aktivistler, tutukluların serbest bırakılması talebiyle dijital medya üzerinden kampanyalar yürütüyor. Aktivistler, özellikle açlık grevine başlayan tutukluların sağlık durumunun her geçen gün kötüleşebileceğine dikkat çekerek, gözaltı süreçlerinin devam etmesinin tutukluların yaşamını ciddi biçimde tehdit ettiği uyarısında bulunuyor.