Ürdünlü Avukat Taghreed Al-Daghmi: Gerçek değişim bilinçle başlar
Hukuki bilincin kadınları korumanın aracı olduğunu söyleyen Ürdünlü Avukat Taghreed Al-Daghmi, “Kadınların yasal hak ve yükümlülüklerini bilmeleri, kendilerini ihlallerden korumalarını sağlar” diyerek, gerçek değişimin bilinçle başladığını belirtti.
BARA’A AKRAM
Amman – Ürdün’de son yıllarda kadınların kamusal hayata katılımını artırmayı amaçlayan çeşitli yasal düzenlemeler hayata geçirilse de, kadınlar hala ekonomik eşitsizlik, toplumsal kalıplar ve cinsiyete dayalı şiddet gibi çok yönlü sorunlarla karşı karşıya. Hukuki alanda atılan adımlar siyasi temsili güçlendirmeye katkı sağlarken, uygulamadaki eksiklikler ve sosyal-kültürel engeller kadınların haklarını tam anlamıyla kullanmalarının önünde önemli birer engel olmaya devam ediyor. Kadınlara yönelik katliam, şiddet ve dijital taciz gibi sorunlar ise ülkede kadın hakları tartışmalarının merkezinde yer almayı sürdürüyor.
Konuyla ilgili ajansımıza konuşan avukat Taghreed Al-Daghmi, hukuki güçlendirme alanında bazı önemli ilerlemeler kaydedildiğini, ancak özellikle ekonomik güçlendirme ve cinsiyete dayalı şiddetle mücadele gibi alanlarda tarihsel dengesizliklerin hala devam ettiğini söyledi. Ürdün’de son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerin kadınların kamusal hayattaki konumunu güçlendirmeyi hedeflediğini belirten Taghreed Al-Daghmi, buna rağmen uygulamadaki eksikliklerin kadınların haklarını tam anlamıyla kullanmalarını zorlaştırdığını ifade etti.
‘Kadınların siyasi katılımı açısından önemli bir değişimi temsil ediyor’
Siyasi katılım konusunda ise ülkede önemli yasal dönüşümler yaşandığını dile getiren Taghreed Al-Daghmi, özellikle siyasi partiler, seçimler ve yerel yönetimleri düzenleyen yasalarda yapılan değişikliklerin kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığını artırdığını kaydetti. Siyasi Partiler Yasası’nın parti kurucularının en az yüzde 20’sinin kadın olmasını şart koştuğunu belirten Taghreed Al-Daghmi, seçim yasasının da kadınların parti listelerinde ilk üç aday arasında yer almasını ve parlamentoda kadınlara ayrılan koltuk sayısının artırılmasını öngördüğünü söyledi. Bu düzenlemelerin Temsilciler Meclisi’ndeki kadın temsil oranını yaklaşık yüzde 20’ye yükselttiğini kaydeden Taghreed Al-Daghmi, bunun kadınların siyasi katılımı açısından önemli bir değişimi temsil ettiğini vurguladı.
‘Daha hassas ekonomik ve sosyal politikalara ihtiyaç var’
Taghreed Al-Daghmi, kadınların ekonomik zorluklarının devam ettiğini belirterek, “Bu sorunlar yeni değil, aksine işgücü piyasasının yapısıyla bağlantılı tarihsel köklere dayanıyor. Cinsiyetler arası ücret farkı, sınırlı çocuk bakım olanakları ve kadınlar için güvenli ve destekleyici bir çalışma ortamının yeterince bulunmaması, kadınların işgücü piyasasında kalmalarını ve eşit ekonomik fırsatlara erişmelerini zorlaştırıyor. Bu zorlukların aşılması için kadınların ihtiyaçlarını gözeten ve onların ekonomiye gerçek anlamda katılımını sağlayacak daha hassas ekonomik ve sosyal politikalara ihtiyaç var” dedi.
Kadına yönelik şiddet çok boyutlu
Taghreed Al-Daghmi, Ürdün’de kadınlara yönelik şiddetin en acil sorunlardan biri olmaya devam ettiğini belirterek, son yıllarda ülkede yaşanan ve çoğu zaman yakın aile üyeleri tarafından işlenen kadın katliamlarının bu sorunun ciddiyetini gösterdiğini kaydetti. Kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bir suç eylemiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Taghreed Al-Daghmi, bunun çoğu zaman sosyal ve psikolojik sonuçları ağırlaştıran karmaşık bir şiddet biçimine dönüştüğünü ifade etti. Dijital şiddetin de bu tablonun önemli bir parçası olduğunu dile getiren Taghreed Al-Daghmi, çevrimiçi taciz veya şantajla başlayan olayların, kadınların maruz kaldığı sosyal damgalanma nedeniyle iftira, iş kaybı hatta bazı durumlarda katliama kadar tırmanabildiğini dile getirdi.
Dijital şiddet
Kadınlara yönelik şiddetin münferit bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirten Taghreed Al-Daghmi, bunun etkileri katlanarak artan ve sosyal damgalanma nedeniyle başka suçlara da yol açabilen karmaşık bir sorun olduğunu söyledi. Teknolojik gelişmelerle birlikte siber taciz, kimlik hırsızlığı ve fotoğraf ya da kişisel bilgilerin yayımlanması yoluyla yapılan şantaj gibi yeni çevrimiçi şiddet biçimlerinin ortaya çıktığını belirten Taghreed Al-Daghmi, siber suç yasasının varlığına rağmen mevcut mevzuatın gözden geçirilmesi ve kadınlara yönelik dijital şiddetin cezalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Bu tür şiddetin bazı durumlarda ciddi toplumsal sonuçlara yol açtığını ifade eden Taghreed Al-Daghmi, konunun yalnızca siber suç kapsamında değil, kapsamlı bir sosyal koruma meselesi olarak ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
‘Yasaların net bir ilke ortaya koyması gerekir’
‘Namus’ adı altında yaşanan kadın katliamlarına değinen Taghreed Al-Daghmi, “Namus adı altında işlenen kadın katliamları Ürdün mevzuatındaki en tartışmalı konulardan biridir. Ceza Kanunu’nun 340. maddesi bazı katliam davalarında faile hafifletici bir unsur tanıyabiliyor ve bu durum gerçek bir hukuki sorun oluşturuyor. Yasaların net bir ilke ortaya koyması gerekir: Hiç kimse herhangi bir bahaneyle başka bir insanın hayatını alma hakkına sahip değildir. Ürdün yargısı son yıllarda bu tür suçlarla mücadelede daha katı bir yaklaşım benimsese de, Ceza Kanunu’ndaki bu maddenin kaldırılması için sürekli bir yasama ve toplumsal mücadele gerekmektedir” şeklinde konuştu.
‘Yalnızca yasal düzenlemeler yeterli değil’
Taghreed Al-Daghmi, yanlış gelenek ve göreneklerin yasal zorluklarla birlikte kadınları toplum içinde belirli rollere yerleştiren sosyal mirasların ve stereotiplerin devam eden etkisini gösterdiğini belirterek, “Bu stereotipler yalnızca bir kadının görünüşü ya da davranışıyla sınırlı değil, aynı zamanda yapmasına izin verilen işin niteliğine kadar uzanıyor. Nitekim son zamanlarda iş kanununda yapılan değişikliklerden önce bazı meslekler kadınlar için uygunsuz kabul ediliyordu. Bu nedenle bu kalıpları kırmak için yalnızca yasal düzenlemeler yeterli değildir, kadınların iş ve kamusal yaşamdaki seçeneklerinin sosyal kısıtlamalar olmadan genişleyebilmesi için hukuki değişikliklere paralel bir kültürel dönüşümün de gerçekleşmesi gerekiyor” ifadelerinde bulundu.
Medyanın rolü
Farkındalığın sadece bir kadının haklarını bilmesiyle ilgili olmadığını, aynı zamanda sorumluluklarını da bilmesini gerektirdiğini anlatan Taghreed Al-Daghmi, “Çünkü yasal bilgi, bir kadının onurunun ilk savunma hattıdır. Medyanın kadın sorunlarına ilişkin kamuoyu farkındalığını şekillendirmede çok önemli bir rol oynadığını düşünüyorum, ancak bu rol iki ucu keskin bir kılıçtır. Sorun medyanın varlığında değil, gazetecilerin ve medya profesyonellerinin insan haklarına ve kadın haklarına ne kadar inandıklarında yatıyor. Bu konulara gerçekten inanmayan bir gazeteci, bunları analiz etmek yerine sadece klişeleri yeniden üretebilir. Bu nedenle insan hakları değerlerine inanan bir gazeteci neslinin yetişmesinin, kadın sorunları etrafındaki kamuoyu söyleminde gerçek bir değişime katkı sağlayacağına inanıyorum” sözlerine dikkat çekti.
‘Gerçek değişim, bilinçle başlar ve bilinçle biter’
Taghreed Al-Daghmi, sözlerini şöyle tamamladı: “Hukuki bilincin, kadınları korumak için en önemli araçlardan biri olduğuna inanıyorum. Toplumda, özellikle kadınlar arasında yaygın olan ‘hukuki cehalet’ durumuna dikkat çekmek istiyorum. Kadınların yasal hak ve yükümlülüklerini bilmeleri, kendilerini ihlallerden korumalarını sağlar. Gerçek değişim, bilinçle başlar ve bilinçle biter. Hukuki ve toplumsal farkındalığı artırmak, kadın haklarını ayrı bir konu olarak değil, insan hakları sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getiren, daha adil bir topluma atılan ilk adımdır.