‘Ülkelerin maskesi Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de düştü’
Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê'de Kürt halkına yönelik yaşanan ihlallere karşı uluslararası sessizliği kınayan Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlar, “İnsan haklarını savunduğunu iddia eden ülkelerin maskesi Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de düştü” dedi.
RONİDA HACÎ
Hesekê- Türk devletinin desteklediği El-Emşat ve El-Hamzat çeteleri ile Nûr El-Din grubu ve cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), 6 Ocak’ta Halep’in Şêx Meqsûd, Eşrefiyê ve Beni Zêd mahallelerine kapsamlı bir saldırı başlattı. Binlerce çetenin, tank ve insansız hava araçlarının kullanıldığı saldırılar 5 gün sürdü. Halk ve yerel savunma güçleri, mahallelere yönelik bu saldırılara karşı büyük bir direniş gösterdi. Saldırılar nedeniyle Şêx Meqsûd, Eşrefiyê ve Beni Zêd’den en az 120 bin kişi zorla göç etmek zorunda kalırken, 500’den fazla kişinin akıbeti ise hala bilinmiyor. Kadınlar ve sivillerin yaşadığı zorluklar giderek artarken, HTŞ ve Türk devletine bağlı çetelerin baskı ve saldırıları sürüyor.
Hesekê’den kadınlar, Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de yaşananların tüm Suriye’nin güvenliği ve huzurunu tehdit ettiğini vurguladı ve hiçbir hükümet veya devletin on binlerce asker, tank ve silah kullanarak kendi halkına ve küçük mahallelere böyle saldırılar düzenleyemeyeceğini belirtti.
‘Sivillere yönelik saldırılar sürüyor’

Avukat Beşîra Cemal Dîn, Halep’in Kürtlerin yoğun yaşadığı Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinin, Türk devleti destekli çeteler ve cihatçı HTŞ tarafından hedef alındığını belirterek, sivillere yönelik saldırı ve katliamların sürdüğünü vurguladı. Beşîra Cemal Dîn, “1 Nisan Anlaşması sonrası QSD güçleri her iki mahalleden çekilmişti. Bu saldırılar açık bir biçimde Kürt mahallelerine yöneliktir. Şehitlerimiz, tüm Suriye halkının şehitleridir. Biz her zaman Kürt olarak yaşayacak, Kürt kimliğimizle mücadele edecek ve gerektiğinde öleceğiz” dedi.
‘Toplumsal bileşenlere karşı ortak bir komplo yapıldı’
Beşîra Cemal Dîn, cenazelere yönelik vahşi uygulamaların ve saldırıların hiçbir ahlaki ve insani ölçü tanımadığını belirterek, bu suçları işleyenlerin mutlaka cezalandırılması gerektiğini vurguladı. Beşîra Cemal Dîn, “İnsan haklarını savunduğunu iddia eden ülkelerin maskesi Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de düştü. Bu güçler, Suriye’nin toplumsal bileşenlerine karşı ortak bir komployu hayata geçirdi. Suriye kıyılarında ve Süveyda kentinde yaşanan katliamlar, bugün Şêx Meqsûd’ta da sürdürülüyor” sözlerine dikkat çekti.
‘HTŞ komünal toplumu hedef alıyor’
Kürt halkının kendi topraklarında yaşadığını ve meşru haklarını savunduğunu ifade eden Beşîra Cemal Dîn, “Biz bu toprakların sahibiyiz ve tüm halklarla birlikte yaşamayı esas alıyoruz. Ancak cihatçı HTŞ, ortak yaşamı kabul etmiyor ve komünal toplumu hedef alıyor” diye konuştu. Beşîra Cemal Dîn, 2015 yılında DAİŞ’e karşı yürütülen mücadele nedeniyle herkesin QSD’ye destek verdiğini hatırlatarak, bugün gelinen noktaya dikkat çekti. Beşîra Cemal Dîn, “Bugün DAİŞ, Türk devletinin ve Suriye'deki yeni hükümetin resmi desteğiyle yayılıyor. Ancak artık DAİŞ tarafından katledilenlere destek veren kimse yok” ifadelerini kullandı.

‘Rojava Devrimi kazanımlarını korumalıyız’
Serêkaniyê direnişinde yaşamını yitiren savaşçı Lewend Gozel Elî’nin annesi ise, Kürt halkının varlığını hedef alan saldırılara karşı seferberlik çağrısında bulunarak, “Sivilleri hedef almadıklarını söylüyorlar ama çocukları ve kadınları katlediyorlar. Peki halk neden sessiz? Onurlu bir yaşam için yüreğimizden parçalar verdik, kanımızı su gibi akıttık. Şehit Deniz ve Amara ölümsüzdür. Onların yolundan binlerce direnişçi kadın yürüyor. Kürt halkı için ayağa kalkın. Biz hak sahibiyiz ve meşru haklarımızı istiyoruz. Kürdistan’ın dört bir yanındaki tüm Kürtler Rojava Devrimi’ne sahip çıkmalı ve kazanımları korumalıdır” çağrısında bulundu.