Üç kentte ortak çağrı: Kayıplar bulunsun, failler yargılansın
Amed, Colemêrg ve Êlih'te haftalık eylemlerini sürdüren kayıp yakınları, Gülistan Doku ve Bedri Alağam'ın akıbetini sordu.
Haber Merkezi - Amed, Êlih ve Colemêrg’te haftalık eylemlerini sürdüren İHD ve kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve faillerin yargılanması talebini yineledi. Bu haftaki eylemlerde Bedri Alağam ile Gülistan Doku’nun akıbeti soruldu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, 1990’lı yılların başından günümüze gözaltında kaybettirilen ve katledilen yurttaşların akıbetlerinin açığa çıkarılması ve faillerin yargılanması talebiyle başlattıkları haftalık eylemlerini sürdürüyor.
Amed
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla düzenledikleri eylemlerinin 886’ncı haftasında açıklama yaptı.
Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, kayıpların fotoğraflarını taşıdı. Bu haftaki eylemde, 25 Ocak 1995’te Amed’te gözaltına alınıp kaybedilen Bedri Alağam’ın akıbeti soruldu.
95’ten bu yana haber alınamıyor
İHD yöneticilerinden Yahya Polat’ın aktardığı Bedri Alağam’ın hikâyesi şöyle:
"4 çocuk babası olan Bedri Alağam, 1969 Hezro doğumludur. 1990’lı yıllarda yaşadığı Goman köyünde dayatılan koruculuğu kabul etmeyip Amed’e göç etmiştir. Yoğurt Pazarı’na yakın bir yerde kıraathane işletiyordu. 25 Ocak 1995 günü sabahında, işlettiği kıraathanenin önünde Olcay adlı bir kişinin silahlı saldırı sonucu yaralandığına tanık olur. Olay yerine gelen polisler bu saldırı gerekçesiyle Ali Günbey, Seyfettin Günbey ve soyadı bilinmeyen Mesut adlı kişiyi gözaltına alır.
Aynı gün saat 10.00 sıralarında polisler Bedri Alağam’ı da gözaltına alır ve birkaç saat sonra serbest bırakır. Akşam saatlerinde yeniden Bedri Alağam’ın iş yerine gelen polisler bu kez birkaç soru sorup ayrılır. Silahlı saldırı olayının görgü tanığı olan Bedri Alağam, aynı gün saat 22.30 sıralarında polisler tarafından yeniden gözaltına alınır. Kahve çalışanı ve Bedri’nin köylüsü olan Abdurrezak Güngörmüş, Bedri Alağam’ın ailesine gözaltına alındığı bilgisini verir.
Yine aynı gün olayla ilgili olarak Hezro ilçesine bağlı Şimşim köyüne baskın düzenleyen askerler Ferit Akçe ile Garip Eker’i gözaltına alır. Ferit Akçe, korucu olduğu için aynı akşam serbest bırakılır. Bedri’nin ailesi Emniyet Müdürlüğüne dilekçe ile başvuruda bulunur. Ancak emniyetten ‘Bedri’yi saldık’ cevabını alan aile, dilekçeleri işleme konulmadan emniyet tarafından geri çevrilir.
Olayın 6’ncı günü Bedri dışındaki dört kişi savcılığa çıkarılır. Seyfettin Günbey ve Mesut adlı kişiler tutuklanır. Bedri Alağam’ın ailesi serbest bırakılan Ali Günbey ve Garip Eker ile görüşür. Ali ve Garip’in Bedri ile aynı yerde tutulduklarını, Bedri’nin gördüğü işkenceler nedeniyle durumunun kötü olduğunu ve serbest bırakıldıklarında Bedri’nin ayrı tutulduğunu öğrenirler.
Bedri’den haber alamayan aile, 27 Eylül 1995’te İHD Amed Şubesi’ne başvuruda bulunarak gerekli işlemlerin yapılması ve hukuki sürecin yürütülmesi için yardım talep eder. Şubemiz konuyu Uluslararası Af Örgütü ve Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na bildirir. Şubemiz avukatları tarafından, tutuklanan şahısların dava dosyaları üzerinde yapılan incelemelerde, Bedri’nin gözaltına alındığına dair tutanak bulunmasına rağmen salıverilmesine ait tutanak bulunmadığı, diğer şahısların serbest bırakılma tutanaklarının dosya içerisinde olduğu tespit edilir.
Ayrıca incelemenin yapıldığı tarihlerde Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) kalemi hazırlık soruşturması fihristinde de Bedri’nin adı geçmesine rağmen, daha sonraki süreçte silindiği (üzerinin karalandığı) görülür. Bu gelişmeler üzerine Alağam ailesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapar. Yapılan tüm başvuru ve girişimlere rağmen gözaltına alındığı tarihten bu yana Bedri Alağam ile ilgili olumlu ya da olumsuz hiçbir bilgiye ulaşılamadı ve Bedri Alağam’dan bir daha haber alınamadı."
Êlih
Êlih’te İHD ve kayıp yakınlarının eylemi 722’nci haftasında, Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde sürdü. Bu haftaki eylemde, 5 Ocak 2020’de Dêrsim Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyken kaybedilen Gülistan Doku’nun akıbeti soruldu.
İHD yöneticisi Sohbet Arslan, şunları söyledi:
"5 Ocak 2020 tarihinde Dêrsim’de kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Gülistan’ın ailesi, arkadaşları ve hak savunucuları Gülistan’ın akıbetini sormak için çeşitli eylemler yaptı, ilgili mercilere defalarca başvuruda bulundu. Buna rağmen hem adli hem de idari makamlardan, Gülistan’ın akıbeti ile ilgili hiçbir cevap alamadı. Şüpheliler hakkında etkin bir soruşturma yürütülmedi.
Gülistan’ın kaybolması olayındaki baş şüpheli Zaynal Abakarov’un ifadesi bile ancak tepkiler üzerine kaybolma olayından günler sonra alındı ve şahıs serbest bırakıldı. Henüz soruşturma tamamlanmadan ve evde kriminal inceleme yapılmadan 7 Mart 2020 tarihinde baş şüpheli Zaynal Abakarov’un üvey babası, eski polis Engin Yücel’in evlerini taşımasına engel olurken süpürge makinesinin kırılmasına neden olduğu gerekçesiyle abla Aygül Doku hakkında 'mala zarar verme' iddiasıyla dava açıldı."
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’nun bir gazeteye verdiği röportaj ise şu şekilde:
“Gülistan’ın kaybolduğu haberini aldığımızda kentteydik, arama çalışmalarına katılıyorduk. 7 Mart’ta Engin Yücel evini taşıttı. Biz de bu kişinin evi taşınmasın; evinde ve arabasında kriminal inceleme yapılmadı, inceleme sonucu belki kızımızla ilgili bir delil bulunur dediğimiz için beş duruşmadır yargılanıyoruz. O mahkeme salonunda hâkimin karşısında olup hesap vermesi gereken Zaynal Abakarov ve Gülistan’a bu karanlığı yaşatanlar olması gerekirken maalesef yargılanan biz oluyoruz.
Gülistan’ın olmayışının acısı bir taraftayken bu adaletsizlik ve hukuksuzluk bizim canımızı daha fazla yakalıyor. Düşünün yıllardır kardeşinizi bulamıyorsunuz. Sizin tek suçunuz kızınızı aramak olmamalı. Siz kızınız nerede dediğiniz için eğer bugün yargılanıyorsanız ve eğer savcının ve kolluk kuvvetlerinin bir evde inceleme yapması için siz o evin taşınmasına engel olduğunuz için yargılanıyorsanız burada Adalet Bakanı’na sormak gerekiyor; adalet sizde böyle mi işliyor? Aile olarak çok öfkeliyiz çünkü şüpheliler o mahkeme salonunda olması gerekirken mahkemelerde mağdur aile olarak biz yer alıyoruz.”
Colemêrg
İHD Colemêrg Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 212’nci haftasında Gever (Yüksekova) ilçesindeki Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı açıklamada gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Kayıp yakınları, 25 Ocak 1995 yılında Amed’te gözaltına alındıktan sonra katledilen Bedri Alağam’ın akıbetini sordu. Bedri Alağam’ın hikâyesi İHD Colemêrg Şubesi Eşbaşkanı Sibel Çapraz tarafından okundu.