‘Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de yaşanan ihlallere karşı tepkiler genişlemeli’

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik Türk destekli çete ve cihatçı HTŞ saldırılarını kınayan kadın hakları savunucusu Bahar Munzir, tüm çevrelerin yaşananlara tepki göstermesi gerektiğini söyledi.

HEVÎ SALAH

Silemanî – Tarih boyunca kadınlar, önemli sosyal ve kültürel engellere rağmen savaşlar ve işgaller sırasında farklı roller üstlenmişlerdir. Birçok kadın, çatışmalar sırasında ülkelerini ve toplumlarını korumada kritik görevler üstlenmiştir. İslam tarihinde de kadınların sorumlulukları ve özel hakları açıkça tanımlanmış, inanç temelinde aile ve toplumun korunması teşvik edilmiştir. Kadınların bu süreçteki katılımı, onların yalnızca aileyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumu korumada aktif bir rol oynadığını göstermektedir. Ancak tarih boyunca kadınların katkıları çoğu zaman hak ettikleri biçimde kaydedilmemiş, giyim ve süslemeyle sınırlı kalmış veya erkeklerin yardımcıları olarak gösterilmiştir. En küçük bir örnekte bile, Hafsa Khan gibi karakterler sadece kıyafetleriyle tanımlanmıştır. Oysa kadınların tarih boyunca toplumsal gelişim ve savunmadaki rolleri, araştırmalar ve çalışmalar aracılığıyla belgelenmeli, kültürel ilerlemenin temel bir unsuru olarak görünür hale getirilmelidir.

‘Kadınların ordudaki rolü, toplumda mücadele ve birliğin güçlenmesine dayanıyor’

Kadınların orduya katılımı tarih boyunca büyük önem taşımıştır. Resmi olarak daha az öne çıksalar da sosyal ve siyasi koşullar nedeniyle kadınlar ordunun etkinliğini artırmak ve geliştirmek için aktif rol almışlardır. Toplum ve toplumlar arası ilişkilerde destek ve örgütlenmeye duyarlı olmuş, sık sık şiddet ve savaşla yüzleşmişlerdir. Kadınların bu katılımının çeşitli nedenleri bulunmaktaydı: ailelerini korumak, savaşçıları desteklemek ve toplumun moralini ve rehberliğini yükseltmek gibi. Aslında kadınların ordudaki rolü, toplumda mücadele ve birliğin güçlenmesine dayanıyordu. Bu süreç, kadınların sorumluluklarını genişletmelerine ve kendi güçlerini göstermelerine de olanak tanımıştır.

Zamanın değişmesi ve toplumun, siyasetin ve ordunun gelişmesiyle birlikte, siyasi İslam'ın ortaya çıkışı ve toplum üzerindeki rolü ve etkisi, bazı din öğretmenlerinin bu fırsattan farklı şekillerde yararlanmasına neden oldu. Silahlanıp ülkeyi koruyacak güce sahip olmayanlar, kadınları defalarca aşağılayan mollalar tarafından kullanıldı. Kadınların sadece evde kalması ve savaşçı olmaması gerektiği söylendi.

‘Öncülerin önemli bir kısmı kadınlardı’

Türk devleti destekli çeteler ile geçici Suriye yönetiminde yer alan ciahtçı Heyet Tahrir El-Şam (HTŞ) Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarına karşı büyük bir direniş gösterildi. Bu direnişte mahalle halkını ve savaşçıları yönlendiren komutan ve öncülerin önemli bir kısmı kadınlardı. Kadın hakları savunucusu ve Kalkınma İçin Halk Örgütü Direktörü Bahar Munzir, konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê’deki tarihi direnişi selamlayan Bahar Munzir, “Öncelikle son birkaç gündür devam eden mücadeleye desteğimi yineliyorum. Bazı videolar o kadar aşağılayıcıydı ki sonuna kadar izlenemiyordu, ancak diğer tarafta direnişin cesareti, kadınların sesi ve aktif katılımı dikkat çekiyordu. Bu durum sadece Kürdistan’da değil, diğer bölgelerde de büyük bir yankı uyandırdı” dedi.

‘Aşırı muhafazakarların açıklamalarının ekranlara yansımasını istemiyoruz’

Saldırılara tepkilerin artması gerektiğini kaydeden Bahar Munzir, “Vatandaşlar, kadın hakları örgütleri, sivil toplum örgütleri ve avukatlar olarak saldırıların kabul edilemez olduğuna inanıyoruz. Açıklama yapıldığından beri, onlarca insan farklı yer ve kişilerle iletişime geçerek nasıl dava açabileceklerini sordu. Herkes bu aşırılıkçı açıklamayı kınamalıdır. Geçmişte durmadık ve sürekli olarak bunun üzerinde çalıştık ve Mele Mezher’i kadınlara hakaret ettiği için mahkemeye verdik. Ne yazık ki, bunu yayınlamayan ve umursamayan birkaç kanal var. Aşırı muhafazakarların açıklamalarının ekranlara yansımasını istemiyoruz” ifadelerinde bulundu.

Toplumu yanlış ve olumsuz şekilde çarpıtan, savaşçılara ve kadınlara saldıran, kadınların sadece evde kalması gerektiğini savunan aşırı muhafazakar görüşlerin toplumda endişe yarattığını kaydeden Bahar Munzir, son olarak şöyle konuştu:

“Şengal’de IŞİD’in karşısında cesurca savaşan kadın savaşçılar, kadınları IŞİD çetelerinden kurtarmak için büyük bir mücadele verdiler. Bu, kimsenin çarpıtamayacağı, parlak bir tarihimizdir. İşte bu nedenle, yapılan tartışmalar ve açıklamalar konusunda endişelerimizi açıkça ifade ediyoruz. Deneyimlerime göre, bu tür davalarda hukukçuların devreye girmesi gerekir. Biz de bu süreci başsavcı aracılığıyla yürüttük. Savcı, konuyu kamu davası olarak ele almalı, mahkemeye taşımalı ve bu aşırı görüşlerin kanallarda yayılarak halk tarafından desteklenmesini önlemek için yasal işlem başlatmalıdır. Biz, bunun toplumda yayılan bir zehir olduğuna inanıyoruz.”