‘Özerk Yönetim modeli Ortadoğu’nun geleceği için gerçek bir umut ışığıdır’

Özerk Yönetim modelinin Ortadoğu’nun geleceği için gerçek bir umut ışığı olduğuna dikkat çeken Rohat Xelil, “Tüm bileşenlerin ortak bir geleceği şekillendirmede aktif olarak yer almasını sağlamada örnek alınması gereken bir model” dedi.

ESMA MUHAMMED

Qamişlo- Kuzey ve Doğu Suriye’de hayata geçirilen Demokratik Özerk Yönetim deneyimi, merkeziyetçi ve otoriter yönetim anlayışına karşı alternatif bir model sunuyor. Bu deneyim, tabandan gelen demokratik temeller üzerinde siyaset ve yönetimi örgütlemeyi amaçlıyor ve toplumun tüm bileşenlerinin onurunu, özgürlüklerini ile kültürel, sosyal ve ekonomik haklarını korurken, halkın kendi kendini yönetme kapasitesini güçlendiriyor. Şiddetli çatışma döneminin ardından başlayan bu süreç, toplumsal katılım ve yerinden yönetim ilkelerini merkezine alıyor.

Yenilenmiş bir vizyon

Cizîr Kantonu Kadın Otoritesi’nde yönetici Rohat Xelil, Özerk Yönetim modelinin alternatif bir devlet kurmayı hedeflemediğini, bunun yerine toplumu ve siyaseti yönetmek için yenilenmiş bir vizyon sunduğunu belirtti. Rohat Xelil, modelin gücün merkezileşmesini ortadan kaldırmaya ve geleneksel hiyerarşik karar alma sisteminden tabandan kaynaklanan katılımcı demokrasiye geçişi sağlamaya odaklandığını ifade etti. Rohat Xelil, “Bu sistem, yerel konseylere, belediyelere, komünlere ve halk kongrelerine dayanıyor. Amaç, baskın bir otorite yaratmak değil, gücü ve hesap verebilirliği toplumun her yerine dağıtmaktır” dedi.

Pratik bir alternatif

Rohat Xelil, Özerk Yönetim modelinin iç ve dış baskılara dayanma, kurumlarını geliştirme, tabandan demokrasiyi derinleştirme ve daha geniş Suriye toplumuyla etkili iletişim köprüleri kurma yeteneğine bağlı olduğunu kaydetti. Bu deneyimin statik bir model olmadığını, her gün gelişen ve yaşayan bir süreç olduğunu söyleyen Rohat Xelil, Özerk Yönetim modelinin tiranlığa, şiddete ve siyasi tekele pratik bir alternatif sunduğunu, tüm bileşen gruplarının haklarını, onurunu ve özgürlüklerini koruduğunu sözlerine ekledi. Rohat Xelil, “Modeldeki temel fark, tek bir ideoloji, dil ve bayrak dayatan katı merkezi bir devletten uzaklaşarak, yönetim ve siyasette gerçek anlamda ademi merkeziyetçiliğe dayanmasıdır. Buradaki demokrasi sadece biçimsel değil, yerel topluluklardan kaynaklanıyor, insanların karar alma süreçlerine gerçekten katılmalarını sağlıyor ve niteliksiz kişilerin yüzeysel atamalarından tamamen uzak, sağlam bir şekilde yerleşmiş bir ilkedir” şeklinde konuştu.

‘Faşist güçlere doğrudan bir meydan okuma’

Toplumsal katılımın Özerk Yönetim deneyimin özünü oluşturduğuna dikkat çeken Rohat Xelil, “Tüm bileşenleri kapsıyor; sendikalar, sivil toplum örgütleri, kadınlar ve gençler bu sürecin bir parçası. Komünlerden konseylere, kurumlara ve diğer organlara kadar uzanan yapısıyla her birey ve grubun topluluk yaşamında etkili bir sesi olmasını sağlıyor. Özerk Yönetim modeli, merkezileşmiş rejimlere ve faşist güçlere doğrudan bir meydan okuma oluşturuyor, çünkü tek bir kimliğe, birleşik bir görüşe ve mutlak güce dayalı merkezileşmiş, monolitik ulus devlet mantığına karşı duruyor. Bu model çok uluslu ve çok kültürlü toplumlarda katılımcı bir deneyim sunuyor. Özellikle kadınlar ile çeşitli grupların sosyal kazanımlarını koruyor. Bu deneyim, otoriter rejimlerin veya aşırılıkçı güçlerin zihniyetiyle bağdaşmaz ve küresel olarak egemen kapitalist devletin mantığıyla çelişir” ifadelerinde bulundu.

‘Özerk Yönetim deneyimi gerçek bir umut ışığı’

Özerk Yönetim sisteminde kadınların rolünün ikincil değil, yapısal ve temel olduğunu kaydeden Rohat Xelil, “Kadın Devrimi, kadın ve erkek arasında eşbaşkanlık ilkesi aracılığıyla her alanda başarılı liderlik ve fedakarlık kapasitesini gösteriyor. Kadın haklarını korumak, politikalar oluşturmak ve bunların uygulanmasını izlemek için bağımsız kadın konseyleri ve organları da var. Toplumun özgürleşmesi kadınların özgürleşmesiyle başlar ve kadınları dışlayan hiçbir toplum dengeyi veya gerçek demokrasiyi sağlayamaz” sözleriyle açıkladı.

Modelin sadece teorik bir fikir olmadığının altını çizen Rohat Xelil, insanların kendilerini yönetme, onurlarını, özgürlüklerini, kültürel ve sosyal kimliklerini koruma yeteneklerini yansıtan, sürekli bir toplumsal gelişim ve yenilik yolculuğu olarak nitelendirdi. Rohat Xelil,  sözlerinin sonunda, “Özerk Yönetim deneyimi, Ortadoğu’nun geleceği için gerçek bir umut ışığıdır. Adaleti teşvik etmede, hakları korumada ve tüm bileşenlerin ortak bir geleceği şekillendirmede aktif olarak yer almasını sağlamada örnek alınması gereken bir model. Böylece her bireyin değeri ve sesi, her toplumun da özgürlüğü ve onuru olur” şeklinde konuştu.