İzmir’de Betül Alluş için çağrı: Kaçırılan kadınlar derhal özgür bırakılmalı

İzmir’de Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri tarafından yapılan açıklamada, Suriye’de özellikle Alevi kadınlara yönelik kaçırma ve şiddet vakalarının arttığı belirtilerek, Betül Süleyman Alluş’un derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

İzmir – İzmir Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri, Suriye’nin Ceble kentinde kaçırıldığı belirtilen Betül Süleyman Alluş için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Suriye’de HTŞ zulmüne karşı direnen kadınlar onurumuzdur” pankartı taşındı. Basın metnini Gülay Serin okudu.

Gülay Serin, Suriye’de Alevi kadınlara yönelik suçların sistematik biçimde sürdüğünü belirterek, kaçırılan kadınların İdlib merkezli köle pazarlarında satıldığı, fidye karşılığında rehin tutulduğu, işkence ve cinsel saldırıya maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların uzun süredir rapor edildiğini söyledi. HTŞ yönetiminin bu suçları engellemek yerine inkâr politikası izlediğini ifade eden Gülay Serin, uluslararası toplumun sessizliğinin cihatçı grupları daha da cesaretlendirdiğini dile getirdi.

Bir yılı aşkın süredir ağır baskı altında yaşayan Suriye Alevilerinin kaybettikleri yakınlarını büyük bir çaresizlik içinde aradığını söyleyen Gülay Serin, yaşananların yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını, cezasızlık politikalarının da bu süreci derinleştirdiğini kaydetti. Gülay Serin, “Bu çaresizlik, dünyanın sessizliğinden kaynaklanmaktadır. Katliamcıların, tecavüzcülerin ve kadınları kaçıranların cezasız bırakılması bu suçları büyütmektedir” dedi.

Alevi kadınlara yönelik şiddetin yeni bir boyuta ulaştığını ifade eden Gülay Serin, kadınların kaçırılmasının ve maruz bırakıldıkları cinsel şiddetin bu kez “Allah yolunda İslam için gönüllü kaçış” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirtti. 29 Nisan 2026 tarihinde kaçırıldığı belirtilen Betül Süleyman Alluş örneğinin bunun en açık göstergelerinden biri olduğunu söyleyen Gülay Serin, Alevi toplumunun kadınlar üzerinden Selefi baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade etti.

Gülay Serin, Alevi toplumuna yönelik kuşatmanın artık yalnızca silahlı saldırılarla değil; kaçırma, tehdit, baskı ve işkence yöntemleriyle sürdürüldüğünü belirterek, “El Kaide kökenli ve IŞİD uzantısı HTŞ’nin; başta Aleviler olmak üzere farklı inanç gruplarına ve laik yaşam savunucularına Selefi/Vahabi anlayışı dayatması kabul edilemez” diye konuştu.

Kaçırılan kadınların yalnızca bir istatistik ya da isim olmadığını vurgulayan Gülay Serin, “Onlar bir çığlık, bir direniş ve insanlık vicdanına yöneltilmiş bir çağrıdır” dedi.

Açıklamanın sonunda Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası insan hakları ve kadın örgütlerine çağrı yapılarak şu talepler sıralandı:

*Betül Süleyman Alluş’un derhal özgür bırakılarak ailesine teslim edilmesi,

*Suriye’de özellikle Alevi kadınlara yönelik şiddetin durdurulması için uluslararası müdahale mekanizmalarının devreye sokulması,

*HTŞ ve bağlı grupların Alevilere, azınlıklara ve kadınlara yönelik suçlarının araştırılması amacıyla bağımsız bir uluslararası inceleme heyeti oluşturulması ve sahada inceleme başlatılması.