İsrail hapishanelerinde Filistinli gazetecilere işkence raporlandı

Gazze ve Batı Şeria’da 94 Filistinli gazeteci İsrail gözaltılarında işkence, kötü muamele ve cinsel saldırıya maruz kaldı. Rapora göre, uluslararası toplumun sessizliği, gazetecileri susturmayı amaçlayan stratejiyi güçlendiriyor.

Haber Merkezi-Gazze ve Batı Şeria’daki gazeteciler, İsrail hapishanelerinde süregelen hak ihlalleriyle karşı karşıya bulunuyor; bu durum, basın özgürlüğü ve insan hakları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bölgede hak ihlalleri, keyfi tutuklamalardan kötü muameleye kadar çeşitleniyor ve gazetecilerin çalışma alanını daraltıyor.

Gazetecileri koruma Komitesi (CPJ), yayımladığı “Cehennemden Döndük: Filistinli Gazeteciler İsrail Hapishanelerinde İşkence Hikayelerini Anlatıyor” başlıklı raporunda, 7 Ekim 2023’ten Ocak 2026’ya kadar İsrail tarafından en az 94 Filistinli gazetecinin gözaltına alındığını veya tutuklandığınıbelgeledi. Raporda, serbest bırakılan gazetecilerle yapılan görüşmelerde işkence, kötü muamele ve fiziksel şiddetin yanı sıra cinsel şiddet ve cinsel saldırı iddialarının da yer aldığı aktarıldı.

İşkence ve kötü muamele

Rapor, 7 Ekim 2023’ten bu yana en az 94 Filistinli gazetecinin İsrail tarafından gözaltına alındığını veya tutuklandığını belgeliyor. Bu gazetecilerin 32’si Gazze’den, 60’ı Batı Şeria’dan, 2’si ise İsrail içinden. Raporun yayımlandığı tarih itibarıyla yaklaşık 30 gazeteci hâlen İsrail gözetiminde bulunuyor.

CPJ’nin derinlemesine görüşme yaptığı 59 serbest bırakılmış gazeteciden 58’i, gözaltı sürecinde işkence, kötü muamele veya başka şiddet biçimlerine maruz kaldığını aktardı. Yalnızca bir gazeteci bu tür muameleye maruz kalmadığını belirtti.

‘Uluslararası toplum harekete geçmeli’

Komitenin İcra Direktörü Jodie Ginsberg, raporun Filistinli gazetecilerin İsrail’de gözaltındayken maruz kaldığı muamele konusunda açık bir örüntü ortaya koyduğunu belirterek, “Onlarca gazeteci bağımsız şekilde fiziksel ve psikolojik kötü muameleye uğradığını anlattığında, uluslararası toplum harekete geçmelidir” dedi. Jodie Ginsberg, insancıl hukukun tutuklulara yönelik net standartlar belirlediğini ve bu standartlara uymayanlar hakkında gerçek bir hesap vermenin şart olduğunu vurguladı.

‘Kasıtlı bir strateji’

Komitenin Bölge Direktörü Sarah Al-Qudwa, bu ihlallerin münferit olaylar olmadığını ve birçok vakada gazetecilere yönelik şiddet, aç bırakma, cinsel şiddet ve tıbbi ihmal gibi tekrar eden ihlallerin kaydedildiğini söyledi. Sarah Al-Qudwa, “Bu ihlaller, gazetecileri korkutmayı ve susturmayı amaçlayan kasıtlı bir stratejiyi ortaya koyuyor. Uluslararası toplumun sessizliği, sadece bu stratejiyi güçlendiriyor” dedi.

2 gazeteciye tecavüz edildi

Raporda, görüşme yapılan Filistinli gazetecilerin yüzde 80’inden fazlasının (58 kişiden 48’i) hiçbir suç isnadıyla karşılaşmadığı, İsrail’in idari gözaltı sistemi kapsamında tutuldukları; en az 21 kişinin yeterli hukuki temsilden yoksun olduğu ve 17 kişinin avukatla görüşmesine izin verilmediği belirtildi.

Raporda ayrıca 27 tıbbi ihmal vakası kaydedildi; tutukluların yaralanmaları çoğunlukla dayak veya sorgu sırasında kötüleşti. Ayrıca bazı sağlık çalışanlarının da tutuklulara şiddet uyguladığı tespit edildi. 59 gazeteciden 55’i ciddi açlık veya kötü beslenme yaşadığını belirtirken, iki kişinin gözaltı sırasında tecavüze uğradığı bildirildi.

Binlerce insan katledildi

Gazetecileri Koruma Komitesi, İsrail makamlarını bağımsız uluslararası gözlemcilerin, BM raportörleri dahil, tutuklama merkezlerine erişimini sağlayarak tüm iddiaların şeffaf ve adil şekilde soruşturulmasını talep etti.

Ekim 2023’te başlayan İsrail’in Gazze saldırılarından bu yana Batı Şeria’da da saldırılar artmış, katliam, tutuklama, sürgün ve yerleşim genişlemesi gibi eylemlerle sahadaki gerçekler değiştirilmek istenmişti. Son iki yılda bu saldırılarda bin 115’ten fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 11 bin 500 kişi yaralandı ve Batı Şeria’da, Doğu Kudüs dahil, yaklaşık 22 bin kişi tutuklandı.

Gazze’ye yönelik saldırılarda ise 72 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 171 binden fazla kişi yaralandı; çoğunluğu çocuk ve kadın olan bu kişilerle birlikte altyapının yaklaşık yüzde 90’ı yok edildi.