İran'da su krizi alarm veriyor

İran'da yenilenebilir su kaynakları hızla azalırken, uzmanlar krizin temel nedeninin yalnızca iklim değişikliği değil, onlarca yıldır uygulanan yanlış su yönetimi politikaları olduğunu belirtiyor.

Haber Merkezi- İran, giderek derinleşen su kıtlığıyla karşı karşıya kalırken, uzmanlar yaşanan krizin yalnızca kuraklık ve iklim değişikliğinden kaynaklanmadığını, yıllardır sürdürülen yanlış su yönetimi politikalarının da belirleyici rol oynadığını vurguluyor. Azalan yenilenebilir su kaynakları, yer altı sularının aşırı kullanımı ve yüksek tüketim alışkanlıkları, ülkenin ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Yenilenebilir su kaynakları hızla azalıyor

Tahran Üniversitesi Su Enstitüsü Başkanı Banafşe Zehrai, İran'ın son su bilançosuna göre yenilenebilir su kaynaklarının 92 milyar metreküpe gerilediğini açıkladı. Bir önceki su bilançosunda bu miktarın 110 milyar metreküp olduğunu hatırlatan Zehrai, birkaç yıl içinde yaşanan 17 milyar metreküplük kaybın doğal su rezervleri üzerindeki baskının giderek arttığını gösterdiğini söyledi.

Aynı dönemde kişi başına düşen yenilenebilir su miktarı da geçmişte yaklaşık 7 bin metreküp seviyesindeyken bugün bin 200 metreküpe kadar düştü. Bu seviyenin İran'ı "şiddetli su stresi" yaşayan ülkeler kategorisine taşıdığı belirtiliyor.

Krizin nedeni yalnızca kuraklık değil

Uzmanlara göre İran'daki su krizinin temelinde yalnızca yağışların azalması bulunmuyor. Su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde tarımsal üretimin genişletilmesi, yer altı su rezervlerinin kontrolsüz şekilde kullanılması, ekolojik kapasite gözetilmeden yürütülen altyapı projeleri ve bütüncül su yönetiminin hayata geçirilememesi mevcut tablonun başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.

Ülkenin birçok bölgesinde yer altı su rezervlerinde ciddi düşüş yaşanırken, aşırı su çekimi nedeniyle meydana gelen arazi çökmesi vakalarının da giderek arttığı ifade ediliyor.

Su kıtlığı iç göçü tetikliyor

Su sorunu çevresel bir mesele olmanın ötesine geçerek sosyal sonuçlar da doğurmaya başladı. İran Çevre Koruma Kurumu İklim ve Kuraklık Krizi Yönetim Merkezi'nin verilerine göre, 2021-2023 yılları arasında yaklaşık 800 bin kişi, iklim değişikliğinin etkileri ve su yetersizliği nedeniyle ülkenin güney ve orta kesimlerinden kuzey bölgelerine göç etti.

Uzmanlar, bu göç hareketinin sürmesi halinde kent altyapıları üzerindeki baskının artacağı, gecekondu bölgelerinin genişleyeceği ve sosyal eşitsizliklerin daha da derinleşeceği uyarısında bulunuyor.

Yağışlardaki artış endişeleri gidermedi

Bu yıl yağışlarda görülen kısmi artış ve bazı barajlardaki doluluk oranlarının yükselmesi, su krizine ilişkin kaygıları ortadan kaldırmadı. İran Enerji Bakanlığı da ülkenin yağışlı döneme girmediğini ve mevcut durumun kuraklığın sona erdiği anlamına gelmediğini açıkladı.

Uzmanlar, su krizinin yıllardır biriken yapısal sorunların sonucu olduğunu ve tek bir yağışlı sezonla çözülemeyeceğini belirterek, su yönetimi politikalarında köklü değişiklikler yapılması gerektiğini ifade ediyor.

Yüksek tüketim, düşük verimlilik

Ülkede su tüketiminin en büyük bölümünü oluşturan tarım sektöründe geleneksel sulama yöntemleri hala yaygın şekilde kullanılmaya devam ediyor. Su kullanım verimliliğinin ise uluslararası standartların altında kaldığı belirtiliyor.

Sanayi sektöründe ise atık suyun yeniden kullanılması ve suyun geri dönüştürülmesine yönelik projelere rağmen birçok sanayi tesisinin ham su kaynaklarına bağımlılığını sürdürdüğü kaydediliyor.

Uzmanlar yapısal reform çağrısı yapıyor

Uzmanlar, farklı ülkelerde uygulanan teknolojik yatırımlar, suyun geri kazanımı, ürün deseninin yeniden düzenlenmesi ve bilimsel kaynak yönetimi sayesinde su krizlerinin kontrol altına alınabildiğini hatırlatıyor. Ancak İran'da su politikalarında köklü değişiklikler yapılmadığı ve kararlar doğal kaynakların gerçek kapasitesi dikkate alınarak alınmadığı sürece su krizinin daha da derinleşeceği uyarısında bulunuluyor. Uzmanlara göre su krizi, ülkenin geleceğini tehdit eden en önemli yapısal sorunlardan biri haline gelmiş durumda.