İran’da kritik eşik: Hamaney sonrası güç mücadelesi derinleşiyor

ABD ve İsrail saldırılarının ardından İran’da rejimin en üst kademesinden isimlerin ölmesi siyasi dengeleri sarstı. Sosyolog Sosen Raxş’a göre Hamaney sonrası oluşabilecek tablo, iktidar içi çatlakları büyütürken ülkeyi belirsiz bir sürece sürüklüyor.

ŞEHLA MUHAMMEDİ

Haber Merkezi- ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından ülkenin en üst düzey isimlerinin hayatını kaybetmesi, Tahran’da siyasi dengeleri kökten sarsabilecek bir sürecin kapısını araladı. Rejim değişikliği tartışmalarının açıkça dile getirildiği bu dönemde, İran’ın iç siyasi yapısı, iktidar blokundaki çatlaklar ve olası alternatif güç odakları yeniden gündemin merkezine yerleşti. Uzmanlar, hem içerideki güç mücadelesinin hem de dış müdahalenin ülkeyi belirsiz ve kritik bir eşiğe sürüklediğine dikkat çekiyor.

Sosyolog Sosen Raxş, sorularımızı yanıtlayarak yaşanan son gelişmeleri ajansımıza değerlendirdi.

‘Hamaney’in tam güvenlik içinde olmadığı ortaya çıktı’

“Hamaney ve ona bağlı yapının ardından İran’ın siyasi geleceği nasıl şekillenecek?” sorusuna Sosen Raxş, ilk olarak “Washington Post’un yayımladığı bir makalede, bir süredir Hamaney’in tüm hareketlerinin takip edildiği öne sürüldü. İsrail de üst düzey kademelere sızdığını ve istihbarat ağı bulunduğunu defalarca açıklamıştı. Bu durum, özellikle ülke içinde liderin güvenliğinin sağlam olmadığını gösteriyor” değerlendirmesiyle başladı. Devrim Muhafızları içinde İsrail’le iş birliği yapan önemli bir grubun bulunduğunu ve Trump’ın çağrısına yanıt olarak bazı kesimlerin İran rejimi adına savaşmak istemediklerini ifade ettiklerinin iddia edildiğini ifade eden Sosen Raxş, “Hamaney’in tam güvenlik içinde olmadığı, daha önce saklandığı düşünülse de aslında liderlik konutunda bulunduğu ve buranın hedef alındığı belirtildi. Saldırıda Hamaney’in eşi ve kayınpederinin de yaşamını yitirdiği, toplam can kaybının ise henüz netleşmediği ifade edildi. Liderlik konutunun büyük ölçüde yıkıldığı aktarıldı. Saldırının, ordu ve Devrim Muhafızları komutanlarının toplantı yaptığı yeri doğrudan hedef aldığı, Muhammed Bakır Kalibaf ve Ali Laricani’nin de toplantıda bulunmuş olabileceği, ancak yaralanıp yaralanmadıklarına dair henüz bilgi olmadığı öne sürüldü” şeklinde konuştu.

‘İktidardaki zayıflık göstergesi’

Hamaney’in ölümünün ardından Muhammed Bakır Kalibaf’ın “Bizim için dünya sona erdi, başkaları için de dünyayı sona erdireceğiz” şeklinde tehditte bulunduğunu aktaran Sosen Raxş, “Bu tehdidin mevcut koşullarda ne kadar etkili olacağı tartışılıyor. Cumhuriyet rejimi içindeki görüş ayrılıklarının oldukça derin olduğu, Hamaney’in bu farklılıkları bir arada tutabildiği ancak artık dengelerin değiştiği ifade edildi. Örneğin Kalibaf’ın üçlü liderlik konseyinde yer almaması dikkat çekici bulundu. Yerine bir din adamının seçilmesi, iktidar yapısındaki zayıflık ve sarsıntının göstergesi olarak yorumlandı” dedi.

‘Görüş ayrılıkları çok geniş’

Mevcut durumda bu tehditler ne kadar ciddi ve etkili ve ülkenin siyasi ve sosyal durumuna ne gibi bir etkisi olacak? sorusuna Sosen Raxş şu cevabı verdi:

“İslam Cumhuriyeti rejimi içindeki görüş ayrılıkları çok geniş ve Hamaney şimdiye kadar bunları bir arada tutmayı başarmıştı. Ancak şimdi durum değişti. Örneğin, üç kolun bir arada olması beklenirken, Muhammed Bakır Kalibaf Üçlü Liderlik Konseyi'nde yer almıyor; bu durum başlı başına büyük bir soru işareti. Kalibaf yerine bir din adamının seçilmesi de mevcut güç yapısındaki zayıflığı ve istikrarsızlığı gösteriyor. İran önemli bir füze gücüne sahip, ancak hava ve deniz sektörlerinde zayıf ve bu koşullar altında önemli bir zafer elde edemez; aslında, kazanan değil ve konumu kırılgan. Aynı zamanda Trump da insanları sokaklara çıkmaya ve değişiklikler yapmaya çağırdı; bu da rejime yönelik iç ve dış baskının bir işareti.”

‘Yeni konsey beklenen gibi olmadı’

Son konseye seçilen isimlerde de dikkat çeken Sosen Raxş, “Hamaney'in ölümünden sonra onunla aynı fikirde olan kişilerin iktidara geleceğine dair söylentiler vardı. Eğer Hamaney hayattaysa, onun yerini alması ve belki de perde arkasında rol oynaması muhtemeldir. Kalibaf'ın grupta yer almaması da sorgulanabilir. Öte yandan, Arafi aşırılıkçı bir figürdür ve bu, aşırılıkçı bir çizginin sürdürülmesine yönelik bir girişim olabileceğini düşündürmektedir. Buna karşılık, değişim veya darbe isteyen reformcular baskı altındadır ve iktidara gelmeleri olası değildir. Hamaney'in politikalarını sürdürmek için iktidarda iki kişi daha var ve önümüzdeki günlerde nasıl performans göstereceklerini göreceğiz” şeklinde konuştu.

ABD’nin müdahalesi hakkında Sosen Raxş konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Irak, Libya ve Afganistan'da yaşadığımız deneyimler var. İç yapıları ve coğrafyaları farklı olsa da, ortak bir nokta var: Kaos, herhangi bir ülkenin yıkımına ve ciddi hasar görmesine yol açabilir. Irak'ta, Saddam'ın düşüşünden sonra durumun düzelmediğini, hatta daha da karmaşıklaştığını gördük. Ancak, hapishanedeki arkadaşlarımız arasında, kraliyet yanlılarından radikal reformculara kadar çeşitli grupların rejimi devirmeye inandığını ve varlıklarını resmen ilan ettiklerini biliyoruz. Bu olumlu bir durum ve desteklenmeyi hak ediyor. Ülke dışındaki güçler doğrudan iktidarı ele geçiremez.”

‘Rejimin gücünü kazanması olası değil’

Rojhilat ve Belucistan’da yaşananlara işaret eden Sosen Raxş son olarak şunları dile getirdi:

“Dün, ülke içindeki Cumhuriyetçilerin Stratejik Konseyi varlığını duyurdu. Amaçlarının merkezi olmayan bir hükümet kurmak olduğu ve bunun İran'da federalizmin başlangıcı olabileceği açıklandı. Bu plan hayata geçirilirse, bu gruplar gerekli güce sahip olacak ve üyeleri farklı milliyetlerden; Türkler, Kürtler, Farslar vb. olup Evin Hapishanesi'nde de bulunuyorlar. Birlikte bir toplantı düzenleyerek ortak bir anlaşmaya vardılar, hem hapishane içinde hem de dışında kimliklerini açıkladılar ve küresel destek de aldılar. Sözcü olarak bir kadının seçilmiş olması dikkat çekici; kimliği henüz bilinmiyor. Bu arada, İslam Cumhuriyeti çok zor bir durumda; liderliğin gücü ciddi şekilde zayıfladı ve özellikle Hamaney'in ölümünden sonra Devrim Muhafızları içinde yaygın bölünmeler var. Ülke bombalanmaya devam ederken rejimin eski gücünü yeniden kazanması pek olası görünmüyor.”