Çocuk hakları aktivistleri: Halep’te yaşananlar soykırım
Halep’te insanlık suçları işleniyor. Özellikle kadın ve çocukların yaşadıklarına dikkat çeken çocuk hakları aktivistleri, “Bu suçlara karşı BM harekete geçmeli. Herkes sesiz, oysa oradaki çocuklar için taş taş üstünde bırakılmaması gerekirdi” dedi.
ARJÎN DİLEK ÖNCEL
Amed- Suriye geçici yönetimine bağlı çetelerin Halep’te Kürtlerin ve Süryanilerin yoğunlukta yaşadığı Eşrefiyê, Şêx Meqsûd ve Beni Zêd mahallerine yönelik saldırıları büyük bir insani krizin yaşanmasına neden oldu. 3 mahallede siviller katledilirken, özellikle çocuk ve kadınların yaşadıkları, cihatçı HTŞ’nin savaş suçunu gözler önüne serdi.
Heyva Sor’un açıklamalarına göre; Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’den en az 110 yaralı çıkarıldı ve Derhafira’ya getirildi ancak yaralılardan ikisi yaşamını yitirdi. Göç eden yaklaşık 700 kişiden oluşan siviller de Heyva Sor’un denetiminde.
Kürdistan’daki kadın ve çocuk örgütleri 6 Ocak’tan bu yana süren saldırılara tepkilerini dile getirmeye devam ediyor.
Amed Çocuk Hakları Ağı, “Halep’te savaşın yükünü taşıyan çocuklar, yeniden hedef haline getirildi” diyerek, kamuoyunu bölgede yaşananlara duyarlı olmaya çağırdı. Ağ, açıklamasında 3 mahalleye yönelik saldırıların çocukları savaşın gölgesinde bıraktığını belirtti.
Açıklamada, Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere tüm uluslararası metinlerin çocukların çatışma ortamlarında özel olarak korunmasını zorunlu kıldığı hatırlatıldı.
‘Çocukların yaşadıkları kaygı verici’

Amed Çocuk Hakları Ağı aktivistlerinden Gülizar Ayyıldız, bölgede Kürtlere saldırıların yeni olmadığını söyledi. Sadece Türkiye’de süren barış görüşmeleri nedeniyle saldırıların azaldığını belirtti.
Özellikle kadın ve çocukların karşı karşıya kaldıkları tehlikelere işaret eden Gülizar Ayyıldız, “Orada demografik yapının dağılması için yaşadıkları yerlerden çıkarılan halkın göçe zorlanarak neler yaşadıklarına tanık olduk. Bu göçlerin de nelere yol açtığını biliyoruz” dedi.
‘Halep’te yaşananlar soykırım’
Halep’te Kürtlere karşı soykırımın hayata geçirildiğini ifade eden Gülizar Ayyıldız, şöyle dedi: “Daha gerçekçi davranmak lazım, artı açıklamaların daha sonuç alıcı olmasını istiyorum. Özellikle kadınlar ve çocuklar için düşünmeksizin, durmaksızın, uluslararası kamuoyunu gerçekten harekete geçirecek daha ciddi adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum.”
‘Şara yönetimine baskı yapılmalı’
“Çocuklar ve kadınların hayatı söz konusu, insani bir koridor değil, derhal saldırıların durdurulması için Türkiye’ye ve oradaki Şara yönetimine ciddi baskı yapılmalı” diyen Gülizar Ayyıldız, kamuoyunun sessizliğini de eleştirdi ve “Ortadoğu’da Kürtler söz konusu olduğunda yaklaşım aynı, sağır ve dilsiz bir tutum takınıyor” dedi.
Gülizar Ayyıldız, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu sadece Türkiye kamuoyu açısından değil, bu ülkede yaşayan bazı Kürtler açısından da böyle. Tabi kadın kadındır, halk halktır, çocuk çocuktur ama buna etnik kimliğimiz eklediğinde aynı duyarlılığı görmüyoruz. Bırakalım Türkiye toplumunu, buradaki Kürt toplumunun bir kısmı da göstermiyor. Tabi bunun çok derin sosyolojik nedenleri var. Asimilasyon süreçleri var, değişim dönüşüm ya da kaygı vardır.”
‘Rojavalı kadınlara insani borcumuzu ödemeliyiz’
IŞİD’in Kuzey ve Doğu Suriye başta olmak üzere, dünya halkları için tehlike oluşturduğu yıllarda, Rojavalı kadınların IŞİD’li çetelere karşı savaşarak zafer kazandıklarını vurgulayan Gülizar Ayyıldız, “Bu zafere hepimiz tanık olduk. IŞİD’e karşı mücadele eden kadınlar hepimizin kurtarıcı gücü oldu. Dünya kamuoyu da bunu böyle kabul etti. Biz de onlara insani borcumuzu bu saldırıları durdurarak ödemeliyiz” dedi.
‘BM katliamlara karşı harekete geçmeli’

Çocuk hakları aktivistlerinden Çocuk Gelişimi Uzmanı Aynur Özbay da, özellikle Birleşmiş Milletler’in (BM) bu katliamlara karşı harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Kürdistanlı kadın ve çocukların katliamının durdurmalarını istiyoruz” diyen Aynur Özbay, bir yandan Türkiye’de barış süreci konuşulurken, diğer yandan Kürtlerin katledilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Aynur Özbay, şunları söyledi: “Kürtler için barış ve özgürlük sürecinin konuşulduğu bir zamanda kendi kültürümüzle, dilimizde yaşayabileceğimizi düşünüyorduk. Ancak Kürtlerin katledilme haberleri geliyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. İnsanlık suçlarına karşı BM harekete geçmeli. Herkes sesiz, oysa oradaki çocuklar için taş taş üstünde bırakılmaması gerekirdi.”