Çadırdan galeriye: Gazzeli Marah’ın yaratıcı mücadelesi

Gazze'de barınma alanı olarak yaşadığı çadırı sanat alanına dönüştüren Marah Al-Za’anin, resimlerinde Gazze halkının günlük yaşamını gösteriyor. Çadır, hem ailesi için sığınak hem de ziyaretçiler için bir sergi alanı olarak kullanılıyor.

RAFIF ESLEEM

Gazze-  Marah Al-Za’anin, iki yıl boyunca aralıksız resim yapmasına rağmen çalışmalarını sergileme fırsatı bulamadı. Genç sanatçı, dünyanın farklı yerlerindeki kadın sanatçıların sahip olduğu atölyeleri düşünerek kendi eserlerini neden sergileyebileceği bir mekana sahip olmadığını sorguladı. Gazze Şeridi’nde yaşadığı için onun atölyesi bir çadır oldu ve bu çadır Gazze’deki yaşamı, özellikle kadınlar ve kız çocuklarının gündelik hayattaki deneyimlerini anlatan resimlerinin toplandığı bir alana dönüştü. Yerinden edilmiş kişilerin kampının merkezindeki okul ise sanata ilgi duyanlar için bir buluşma noktası haline geldi.

Marah Al-Za’anin, sergi fikrinin 7 Ekim saldırısından önce resimlerinden oluşan bir sergi açma arzusuyla ortaya çıktığını ancak o dönemde yeterli sayıda eseri olmadığını belirtti. Saldırıdan sonra fikirlerini daha yoğun biçimde tuvale aktarmaya başlayan sanatçı, yerinden edilme, sığınma, kayıp ve korku gibi temaları işleyen tablolarının sayısı her geçen gün artarken, savaşın gölgesinde kadınların yakalayabildiği kısa süreli mutluluk anlarını da resimlerine yansıttı.

Sorusunun yanıtı

Marah Al-Za’anin, resimlerinin zarar görmesinden ve özellikle büyük bölümünün tahrip olmasından endişe ederek eserlerini özel bir çadıra asmaya karar verdi. Çadırın köşelerini temalara göre ayırdı; bir köşeyi kıtlığa, bir köşeyi yerinden edilmeye, bir köşeyi portrelere, bir diğerini ise Filistin düğünlerine ayırdı. Çadıra girenlerin yüzlerinde beliren hayranlık ve şaşkınlık ifadesini fark eden genç sanatçı, bir gün fikrinin olgunlaştığını hissetti ve “Sergim neden burada olmasın?” sorusuna yanıtını buldu.

Marah Al-Za’anin ve ailesinin uyuduğu alan böylece bir sanat galerisine dönüştürüldü. Bu dönüşümle dünyaya, imkansızlıkların bir hayalin gerçekleşmesine engel olmadığını göstermek istedi. Kendi deneyiminden yola çıkarak bir çadırın galeriye dönüşebileceğini ve bunun başka bir kız çocuğuna da ilham olabileceğini ifade etti. Her gün çok sayıda ziyaretçi ve medya mensubunun sergiyi görmeye geldiğini dile getiren Marah Al-Za’anin, amacının kendi kuşağındaki kızları desteklemek ve zor koşullar altında bile üretmeye devam etmeleri için cesaretlendirmek olduğunu söyledi. Sanatçıya en sık yöneltilen soru ise ailesinin bu trajik resimlerin arasında nasıl uyuyabildiği oldu.

‘Saldırıların hayatlarımızı nasıl değiştirdiğini anlayabilmelerini istedim’

Çizdiği resimleri ve yaşadığı zorlukları anlatan Marah Al-Za’anin, sözlerine şöyle devam etti: “Çizdiğim resimlerin yer aldığı ve içeriklerini açıklayan metinlerle birlikte farklı dillere çevrilen resimli kitapların hazırlanmasına katıldım. Bunu özellikle istedim çünkü Gazze Şeridi dışında yaşayan ve daha önce savaşı deneyimlememiş insanların, saldırıların hayatlarımızı nasıl değiştirdiğini anlayabilmesini istedim. Kadınların ve çocukların barışçıl ve güzel bir yaşamdan, her an karşılarına çıkan engeller ve zorluklarla dolu bir gerçekliğe nasıl sürüklendiğini görsünler istedim. İlk başta insanların yüzlerini çiziyordum. Daha sonra resimlerimi tamamlamama yardımcı olacak araç ve gereçlere ulaşamayınca mürekkeple çizmeye başladım. Mürekkep de tükendiğinde, o dönemde yaşadığım tüm duyguları belgelemek için tenceredeki yemek ateşinden kalan siyah küllerle resim yaptım. Çalışmalarımda çömlek, karpuz, Filistin kefiyesi, geleneksel elbise ve farklı nakış desenleri gibi Filistin’e ait sembolleri kullandım.”

Sembollerin tarihsel ve kültürel arka planı

Marah Al-Za’anin, takipçilerinin bir kısmının Filistin’e ait sembollere aşina olduğunu ancak çoğunluğun bu sembollerin anlamına dair açıklamaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Sanatçı, bu nedenle farklı dillerde kaleme aldığı kitaplardan birinde sembollerin tarihsel ve kültürel arka planını anlattı. Dijital medya platformlarındaki kısıtlamaları aşmak için de sembolleri bilinçli şekilde kullandığını kaydeden Marah Al-Za’anin, bazı çalışmalarında Filistin bayrağı yerine karpuz sembolünü tercih ettiğini ifade etti.

Zorlu koşullara karşı destek ihtiyacı

Sanatçının koleksiyonunda toplam 700 resim bulunuyor ancak yerinden edilme ve olumsuz koşullar nedeniyle bunların yalnızca 500’ü günümüze ulaşabildi. Çadır galeride eserlerini korumanın büyük bir mücadele olduğunu anlatan Marah Al-Za’anin, “Yağmurlu havalarda çadırın kenarlarından su sızıyor, resimler düşüyor ve renkler birbirine karışıyor. Aşırı sıcaklarda ise nem kağıda zarar veriyor. Bazen ziyaretçilerin hareketiyle resimler yırtılıyor. Kağıt üzerine çalıştığım için çoğunu onarma şansım olmuyor” sözlerine yer verdi.

Marah Al-Za’anin, resim üretme yolculuğu boyunca pek çok zorlukla karşılaştı, bunların başında hammadde eksikliği ve alternatif malzemelere erişememesi geldi. Eserlerini çizdikten sonra “X” adlı dijital medya platformunda paylaşarak destek aradı. Takipçileri resimleri satın alıp evlerine asarak sanatçıya katkı sağladı ve bu sayede üretimini sürdürmesine yardımcı oldu. Bu yöntemle çalışmalarının büyük bölümü satıldı.

Direnişin sembolü kadın

Resimlerinde kadın figürü merkezi bir yer tutuyor. Marah Al-Za’anin’e göre kadın, azmin, direnişin ve ailenin sembolü. Eserlerinde bir kadının bir erkeğin kefiyesini düzelttiğini, bir başka kadının gıda dağıtım merkezinde ayakta beklediğini ya da su kuyruğunda sıraya girdiğini betimledi. Genç sanatçı, resimlerini daha güvenli bir yere taşımayı, güzel sanatlar eğitimini tamamlamayı ve yeteneklerini geliştirmek için üniversite diploması almayı hayal ediyor. Ayrıca siyah beyaz çalışmalar yerine yeniden renkli resimler yapabilmeyi arzuladığını dile getiriyor.