8 Mart bir kutlama değil, direniş ilanıdır
8 Mart’ta kutlama elbisesi giymiyorum; sesimi giyiniyorum. Bir Somalili aktivist olarak bugün bu satırları kurban konumundan değil, özne konumundan yazıyorum.
Leyla Cami*
Haber Merkezi - Somali’de bizim için 8 Mart sembolik bir gün ya da kadınların güçlendirilmesine dair söylenip sonra unutulan bir konuşma değildir. Bu gün, savaşların, siyasi çöküşlerin, yoksulluğun ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin uzun tarihine karşı durduğumuz bir gündür. Bugün, ‘Biz kıyıda değiliz; adalet ve barış mücadelesinin tam merkezindeyiz’ dediğimiz gündür.
Ülkemde kadınlar on yıllar boyunca silahlı çatışmaların, istikrarsızlığın ve zorunlu göçün yükünü taşıdı. Ailelerin geçimini sağlamak, güvenliğin yokluğu ve en temel hizmetlerin eksikliği gibi ağır sorumluluklarla baş etmek zorunda kaldılar. Buna rağmen Somali’nin tarihi yazıldığında çoğu zaman savaşlardan söz edilir; hayatı mümkün kılan kadınlardan değil.
Yerinden edilmiş insanların kamplarında, uzak köylerde ve Mogadişu’nun yoksul mahallelerinde kadınlar en ön safta duruyor: su arıyorlar, yaraları sarıyorlar, çocuklarını koruyorlar ve her gün hayatla yeniden pazarlık ediyorlar. Ancak aynı zamanda sessizce sürdürülen aile içi ve toplumsal şiddetle, kadın sünneti ve erken evlilik gibi zararlı uygulamalarla karşı karşıya kalıyorlar. Siyasi karar alma mekanizmalarından dışlanıyor, ekonomik olarak marjinalleştiriliyorlar; emekleri çoğu zaman görünmez ve değersiz sayılıyor. Bunlar yalnızca kadın meseleleri değil, Somali’nin geleceğini ilgilendiren ulusal meselelerdir.
Kadınların olduğu yerde adalet ve barış vardır
‘NADA’ olarak bu yıl ‘Kadınların olduğu yerde adalet ve barış vardır’ sloganını yükseltiyoruz. Ben bunun yalnızca şiirsel bir söz değil, siyasi bir gerçek olduğuna inanıyorum. Somali’de kalıcı bir barış, kadınlar uzlaşma müzakerelerine, anayasa hazırlık süreçlerine ve ekonomik politika tartışmalarına dahil edilmeden mümkün değildir. Toplumun enerjisinin yarısı dışlanırken kalkınmadan söz edilemez.
Somalili kadınlar doğaları gereği barış kurucular olduklarını defalarca kanıtladı. Çatışan aileler arasında arabuluculuk yapan, yerel uzlaşma girişimlerini destekleyen ve yıpranmış topluluklara yeniden hayat veren küçük projeler geliştiren yine kadınlardır. Buna rağmen kader belirleyen kararların alındığı resmi masalardan hala dışlanıyorlar.
Somalili kadının onuru pazarlık konusu değildir
8 Mart, açıkça şunu söylemek için bir gündür: Kadınları her türlü şiddetten koruyan etkili yasal mekanizmalar talep ediyoruz. Sembolik değil gerçek bir siyasi temsil istiyoruz. Özellikle kayıt dışı sektörde çalışan kadınları gözeten ekonomik politikalar talep ediyoruz. Kentte ve kırsalda tüm kız çocukları için güvenli ve adil eğitim istiyoruz. Somalili kadının onuru pazarlık konusu değildir.
Biz daha geniş bir bölgesel mücadelenin parçasıyız. Filistin’den Sudan’a, Yemen’den Kürdistan’a kadar bölgemizin kadınları savaşlara, işgale, gerici sistemlere ve yoksulluğu derinleştiren politikalara karşı mücadele ediyor. Dayanışma bir lüks değil, siyasi ve ahlaki bir zorunluluktur.
Herkes için adil ve demokratik bir Somali
Bir Somalili aktivist olarak bugün bu satırları kurban konumundan değil, özne konumundan yazıyorum. Biz yardım alan pasif insanlar değiliz; uluslararası raporlardaki rakamlardan ibaret de değiliz. Biz farklı bir gelecek için vizyonu olan kadınlarız: herkes için hak ve özgürlükleri güvence altına alan adil ve demokratik bir Somali.
Bu 8 Mart’ta merhamet istemiyoruz. Ortak mücadeleye bağlılığımızı ilan ediyor, Somalili kadınların sesinin her türlü ayrımcılık ve baskı düzenine karşı yüksek, net ve rahatsız edici olmaya devam edeceğini söylüyoruz.
Çünkü bizim için 8 Mart takvimdeki bir gün değil; direnişin, umudu yenilemenin ve adaletin buradan başladığını hatırlamanın alanıdır. Bir kadının ‘Yeter, değişim zamanı geldi’ dediği yerden.
*Somalili yazar ve feminist aktivist