74. Ferman’dan kimlik ve adalet davasına - 6

2014 Şengal Fermanı'ndan HPG, YJA Star, YPG ve YPJ'nin açtığı insani koridor sayesinde kurtulan Dayê Şîrîn, Irak devletine Êzidî soykırımını resmen tanıma çağrısı yaparak, “İnsanın kendi vatanı gibisi yok” dedi.

Dayê Şîrîn: Fermanın acısı dinmedi, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz

CÎHAN ZEMO / GULISTAN EZÎZ

Şengal - Şengal'de 2014 yılında yaşanan ferman süreci, Êzidî toplumu açısından iki farklı yaklaşımın belirgin biçimde ortaya çıktığı bir dönüm noktası oldu.

Bir yanda, Şengal'in güvenliğinden sorumlu olduğu yönündeki söylemine rağmen KDP güçlerinin bölgeden çekilmesi, Êzidîlerin korumasız kalmasına ve IŞİD'in gerçekleştirdiği katliam ile kitlesel saldırıların önünün açılmasına neden oldu. Diğer yanda ise PKK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın “Êzidîlik yaşamalıdır” perspektifi doğrultusunda gerilla güçlerini Şengal'e sevk ederek Rojava'ya uzanan insani koridorun oluşturulmasında rol aldı ve binlerce Êzidînin güvenli bölgelere ulaşmasını sağladı. Şengal fermanı, bu iki farklı yaklaşımın tarihsel sonuçlarının en somut biçimde görüldüğü kırılma anlarından biri olarak hafızalara kazındı.

Dayê Şîrîn, HPG, YJA Star, YPG ve YPJ tarafından açılan insani koridor sayesinde ailesiyle birlikte Rojava Kürdistanı'na ulaşarak IŞİD'in elinden kurtulan annelerden biri.

Aradan geçen yılların ardından Dayê Şîrîn yeniden ferman öncesinde yaşadığı evine döndü. Kendisi ve çocukları için imkanları ölçüsünde hayatını yeniden kurdu. Ancak bugün hala çok sayıda Êzidî aile kendi evlerinde yaşayamıyor; Şengal'e dönmeyen ailelere ait evlerde barınmak zorunda kalıyor.

‘Bir lokma ekmeği olan herkes onu paylaşıyordu’

Dayê Şîrîn, “Ferman günü şehit olan oğlum hepimizi kurtardı; hem bizi hem de komşularımızı” diyor.

Aile, 12 gün boyunca türbenin yanındaki mezarlıkta yaşam mücadelesi verir. Bu süre boyunca büyük yılanların arasında, susuz ve yiyeceksiz kaldıklarını anlatan Dayê Şîrîn, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen ellerindeki azıcık ekmeği birbirleriyle paylaştıklarını belirterek, “Hepimiz birdik. Elhamdülillah Allah'a şükür düşmanın eline düşmedik” diye vurguluyor.

Kaçış sırasında anne ve babalar, çocuklarının hayatta kalabilmesi için onlara sadece bir parça ekmek ve biraz su verebildi. Dayê Şîrîn'in kızı ise kendi kızını yaşatabilmek için hayvanların önüne bırakılan yiyecekleri toplayıp yıkıyor, her seferinde birazını kızına vererek onun hayatta kalmasını sağlamaya çalışıyordu.

‘Hevaller oğlumun yaralarını tedavi etti’

Dayê Şîrîn ve beraberindekiler daha sonra Dêrebûn'e geçer. Dayê Şîrîn'in oğlu Barzan, onları güvenli bölgeye ulaştırdıktan sonra iki kadın ve çocuklarını kurtarmak için dayısıyla birlikte yeniden geri döner. Gece olduğu için kimse kimseyi göremez. Çatışmalar sırasında iki kurşun isabet eden oğlu ağır yaralanır.

Dayê Şîrîn o anları şöyle anlatıyor:

“Oğlum yaralandıktan sonra gece saat 12'ye kadar hevallerin yanındaydı. Hevaller onun yaralarını tedavi etti. Ama yine de şehit düştü. Şehit olduktan sonra cenazesini getirip Şebil Qasim'in yanına defnettiler. Onun iki kızı bizimle kaldı, ben onlara bakıyorum. Oğlum çok zeki biriydi, elinden her iş gelirdi.”

IŞİD Tilizêr harabelerine kadar ulaştığında Dayê Şîrîn ve ailesi hala evlerinde. İlk uyarıyı komşuları yapar ve “DAİŞ Girzerik'e geldi, çatışmalar yaşanıyor” der. Dayê Şîrîn dama çıkarak gökyüzünde yıldızlar gibi parlayan mermileri kendi gözleriyle görür. Durumun tehlikeli olduğunu anlayınca çocuklarını toplayarak kaçmaya karar verir.

Sabah saat 06.00 sıralarında köy tamamen kuşatılmıştır. IŞİD kimsenin köyden çıkmasına izin vermiyordu. Gelini yanına biraz ekmek ve bazı eşyalar almak ister ancak Dayê Şîrîn buna izin vermez; çünkü zaman yoktur. IŞİD özellikle genç kadın ve kızların peşindedir.

Şehit oğlu Barzan sayesinde aile kuşatmadan kurtulmayı başarır. Barzan yalnızca kendi ailesini değil, komşularının da kaçmasına yardımcı olur. Evlerini geride bırakan aile önce Ziravk'e, ardından yürüyerek Şêx Hesen Türbesi'ne ulaşır.

Daha sonra Dayê Şîrîn ve ailesi, açılan insani koridor üzerinden Rojava Kürdistanı'na geçer. Yolculuk sırasında yollarını kaybederek neredeyse IŞİD'in eline düşme tehlikesi yaşarlar. Ancak yanlış yolda olduklarını fark ederler. Dayê Şîrîn'in anlatımına göre, onları “hevaller “karşılar; kendilerine su ve yiyecek verip, çocuklara ayakkabı dağıtırlar. Hasta olanların tedavisini yaparlar.

‘Irak devleti Êzidîlere yönelik soykırımı ve haklarını tanımalıdır’

Dayê Şîrîn, devletin ve ilgili kurumların duyarsızlığına tepki göstererek şunları söyledi:

“Bugüne kadar ne devlet ne de herhangi bir kurum, şehit oğlumun kızları için bize destek oldu. Onların ne annesi ne de babası var; yardıma ihtiyaçları var. Irak devletinin Êzidîlere yönelik bu fermanı bir soykırım olarak tanımasını ve buna uygun şekilde haklarımızı vermesini istiyoruz.”

‘İnsanın kendi vatanı gibisi yok’

Dayê Şîrîn, Rojava'da uzun süre kalmadığını, ardından Güney Kürdistan'daki Xanke Kampı'na geçtiğini anlattı. Ailesiyle birlikte tam sekiz yıl çadırlarda yaşadıklarını belirten Dayê Şîrîn, üç yıl önce ise Şengal'in Tilizêr köyündeki evlerine döndüklerini söyledi.

“İnsanın kendi vatanı gibisi yoktur. Her zaman derim ki; Şam şekerdir ama insanın vatanı ondan daha tatlıdır.”

Kamplarda yaşamını sürdüren Êzidîlere de değinen Dayê Şîrîn şöyle konuştu:

“Burada teneke çatının altında yaşamak bile o çadırlardan çok daha iyidir. Kamplarda neredeyse her gün bir çadır yanıyor. Oğlum altı çocuğuyla birlikte hala bir çadırda yaşıyor. Dönebilecekleri bir evleri yok. Sadece oğlum değil, binlerce kişi aynı durumda. Irak hükümeti bizim için hiçbir şey yapmıyor.”

Aradan tam 12 yıl geçmiş olmasına rağmen fermanın acısı Dayê Şîrîn ve diğer annelerin yüreğinde hala ilk günkü tazeliğini koruyor. Öte yandan, “hevaller”in kendilerine uzattığı yardım eli de hafızalarındaki yerini hiç kaybetmedi. Onlar için ne yaşanan soykırımın ne de o dayanışmanın unutulmaması gerektiğini vurgulayan Dayê Şîrîn, bu iki gerçeğin bilinciyle yaşamlarını yeniden kurmaya çalıştıklarını söyledi.

Êzidîlerin artık başkalarının gelip kendilerini korumasını ya da onlar adına bir şey yapmasını beklememesi gerektiğini belirten Dayê Şîrîn, Êzidî toplumunun özellikle 74. fermanda bu gerçeği acı biçimde gördüğünü ifade etti. Geriye kalan tek yolun ise özgür ve eşit bir yaşam için mücadelede ısrar etmek olduğunu dile getirdi.

Bitti.